Komünizm nedir?

Komünizmi Engels, “proletaryanın kurtuluş koşullarının öğretisi” olarak tanımlamaktadır.

Kapitalizmin yıkılmasıyla, kapitalizmden komünizmin alt evresi olan sosyalizme geçişte ‘proletarya diktatörlüğü’ olarak ifade edilen bir geçiş dönemi yer alır. Proletarya diktatörlüğü sınıfları ve devleti ortadan kaldırmaya yaklaştıkça sosyalizme yaklaşır. Günümüzde yaygınlık kazanmış olan mekanik tarihsel algı sosyalizmi ve komünizmi birbirinden tamamen ayrı iki kavram olarak sunmaktadır.

Sosyalizm için Lenin şöyle der: “İşte kapitalizmin bağrından henüz çıkmış bulunan ve bütün alanlarda eski toplumun izlerini taşıyan bu komünist toplumu, Marks, komünist toplumun “birinci”, ya da alt evresi olarak adlandırır. Üretim araçları, daha şimdiden, artık bireylerin özel mülkiyetinde değildir. Tüm toplumun malıdır. Toplumsal bakımdan gerekli çalışmanın belirli bir parçasını tamamlayan her toplum üyesi, toplumdan, sağladığı çalışmanın niceliğini gösteren bir bono alır. Bu bono ile kamusal tüketim nesneleri mağazalarından, çalışmasına denk düşen bir nicelikte ürün almak hakkını elde eder. Sonuç olarak, toplumsal fona ödenen çalışma tutarı çıktıktan sonra, her işçi, toplumdan, ona vermiş olduğu kadarını alır.”

Fakat burada geçerli olan “eşit nitelikte emeğe eşit nicelikte ürün” ilkesi esasen birçok bakımdan eşit olmayan bireyleri bir tuttuğu için henüz burjuva hukuku geçerlidir. “Bir yandan üretim araçlarının ortaklaşa mülkiyetini korurken, bir yandan da emek eşitliğini ve ürünlerin bölüşümündeki eşitliği korumakla yükümlü bir devletin zorunluluğu, bu nedenle sürer. Bundan böyle, kapitalistler olmadığı, sınıflar ve dolayısıyla tepesine binilecek bir sınıf olmadığı için, devlet sönümlenir. Ama edimsel eşitsizliği onaylayan “burjuva hukuku” korunmaya devam edildiğine göre, devlet henüz büsbütün yok olmamıştır. Devletin büsbütün sönmesi için, tam komünizmin gerçekleşmesi gerekir.”

Marks devam eder: “… Komünist toplumun yüksek bir evresinde, bireylerin işbölümüne köleleştirici bağımlılığı ve onunla birlikte, kol ve kafa emeği arasındaki karşıtlık yok olacağı zaman, çalışmanın yalnızca bir yaşama aracı olmaktan çıkıp, bir ilk dirimsel gereksinim durumuna geleceği zaman; bireylerin çok-yönlü gelişmesi ile birlikte, üretim güçlerinin de artacağı ve bütün kolektif zenginlik kaynaklarının bollukla fışkıracağı zaman; ancak o zaman burjuva hukukunun sınırlı ufku kesin olarak aşılabilecek ve toplum, bayrakları üstüne ‘herkesten yeteneğine göre, herkese gereksinimine göre!’ diye yazabilecektir…”

Her yerde komünizmin ve sosyalizmin gelmiş geçmiş tek örneği olarak sunulan Sovyet Rusya Troçki’nin tabiriyle ‘kapitalizmden sosyalizme geçiş halinde olan bir hazırlık rejimi’ iken Stalin’le birlikte bürokratik bir işçi devletine dönüşmüştür. Komünizmin alt ve üst aşaması henüz deneyimlenmemiştir…

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.