Sürekli Devrim Teorisi Nedir?

Sürekli Devrim Teorisini üç temel madde altında özetlemek mümkündür:

1-Geç kapitalistleşmiş ülkelerdeki, demokrasi ve ulusal kurtuluş görevlerini yerine getirebilecek tek sınıf, bu ülkelerdeki köylü kitleleri ile ittifak halinde olan proletaryadır. Bu ülkelerdeki, burjuva demokratik dönüşümlerin burjuvazinin eli ile sağlanması olanaksızdır. Çünkü, bu ülke burjuvazisinin gericilik ile arasında kopmaz bağlar vardır. Bu maddeden, bir ülkedeki demokratik devrimin tek çözümünün proletarya diktatörlüğünde olduğu gibi bir anlam çıkar.

2-Demokratik devrimin görevleri ile iktidara gelen proletarya diktatörlüğü, öyle görevlerle karşı karşıya kalır ki, bu görevlerin yerine getirilmesi ancak burjuva mülkiyetinin kökünün kazınması ile mümkün hale gelir. Bu sayede devrim, sürekli devrim haline gelir.

3-Devrimin bir ülkede başlaması onu tamamlamaz. Devrimin bir ülke sınırları içerisinde başarıya ulaşması mümkün değildir. Bir ülkedeki proletarya diktatörlüğü, devrimin yalnızca başladığı anlamına gelir. “Devrim ulusal arenada başlar, uluslararası arenada sürer ve dünya arenasında son bulur.” (Troçki) İster gelişmiş bir kapitalist ülkede isterse de, burjuva dönüşümlerini tamamlamamış olan bir kapitalist ülkede olsun, devrimi sürekli kılan şey budur.

Troçki bu teorisini, ilk olarak 1904-06 yıllarında yazdığı, Sonuçlar ve Olasılıklar adlı kitabında dile getirdi. Bu süre içerisinde Lenin, burjuva demokratik sorunların çözümü için, “İşçi ve köylülüğün demokratik diktatörlüğü” adlı, burjuva mülkiyetini proletaryaya devretmeyi içermeyen bir ara formülü savunmakta idi. Ancak, 1917 yılının Nisan ayında, sürgünden Rusya’ya dönen Lenin, 4 Nisan tezlerinde tüm iktidarın acilen proletarya tarafından ele geçirilmesini savundu.

Bu Bolşevik parti içerisinde oldukça büyük bir tartışmaya yol açtı, çünkü bunun anlamı, demokratik diktatörlük tezinin reddedilmesi idi. Lenin’in sürgünden dönüşünde onu karşılama komitesinin içerisinde yer alan Zalejsky şöyle der: “Lenin’in tezleri patlayan bir bomba etkisi yaptı. O gün (4 Nisan) Lenin tek bir lehte taraftar bulamadı, kendi saflarımızda bile.” Lenin’in, sürekli devrim teorisinin özünü taşıyan tezleri o gün, 13 karşı oyla reddedilse de 18 Nisan’da Lenin’in büyük mücadelesi sonucunda kabul edildi.

Lenin, 10 Mayıs tarihinde, Mejrayonka diye bilinen, Birleşik Sosyal Demokratlar adlı Troçki’nin de içerisinde bulunduğu bir grubun toplantısına bizzat katılıp, Troçki ve tüm Mejrayonka grubu üyelerini kendi partisine çağırdı. Nitelikli bir konuşma yapmasının ardından Troçki, 4000 kişilik grubu ile temmuz ayında Bolşevikler’e katıldı. Böylece Lenin ve Troçki’nin önderliğindeki Ekim Devrimi ve 3. Enternasyonal, Sürekli Devrim mücadelesinin başlıca ifadesi oldular.

Lenin’in ölümünden sonra, Bolşevik Parti içerisinde güçlenen bürokrasinin ortaya attığı Tek Ülkede Sosyalizm teorisi, Sürekli Devrim teorisine kararlı bir şekilde karşı çıkan tek teoridir. Ancak bu teorinin yanlışlığı, boğazlanan 1926 Çin devrimi, 1936 İspanyol devrimi ve işçi devletlerinde yaşanan karşı devrimler ile ispatlanmıştır. Tüm bunlar aynı zamanda, Sürekli Devrim teorisinin tersinden ispatıdır.

Sürekli devrim teorisi, tüm dünya proletaryasın ve yoksul halklarının, kurtuluş yöntemini göstermeye devam etmektedir.

Yorumlar kapalı, ancak trackbacks Ve pingback'ler açık.