Gey Onur Yürüyüşü gerçekleşti

1969 Haziran’ında New York’taki bir gey bara polis rutin saldırılarından birini düzenler. Ancak polis beklemediği bir karşılık alır. Ellerindeki şişeleri polise fırlatan eşcinseller, o geceyi giderek güçlenecek olan bir özgürlük ve isyan mücadelesine dönüştürürler.

Bu nedenle tüm dünya metropollerinde ve pek çok şehirde haziran ayının son haftaları bu direniş anısına “gey onur” haftası olarak kutlanır.

27 Haziran 2010 Pazar günü saat 17.00’da İstanbul Taksim Meydanı’ndan Tünel’e doğru yürüyüşe geçen eşcinseller, travestiler, transseksüeller ve eşcinsel özgürlük mücadelesine destek verenler Türkiye’de 2003’ten bu yana gerçekleştirilen gey onur yürüyüşünü tamamladılar. 2003’te elli civarında kişiyle başlayan gey onur yürüyüşleri, her sene katlanarak büyüdü ve popülerleşti. Bu seneki yürüyüşe katılanların sayısı 4 bin civarındaydı. Coşkulu kalabalık, dans ederek, slogan atarak döviz, pankart ve büyük gökkuşağı bayrağı etrafında çevrelenerek renkli bir görüntü oluşturdu. “Susma haykır, eşcinseller vardır”, “İstifa et Kavaf!”, “Tecavüzcü Polis Hesap Verecek”, “Faşizme Karşı Omuz Omuza” gibi sloganlar atıldı. Bu seneki gey onur yürüyüşüne İşçi Cephesi okurları da katılım gösterdi.

Yazarın diğer yazıları

1968 devrimci sürecinde filizlenen direnişlere referansla gelişen gey onur yürüyüşlerinin, Avrupa, Amerika ve Avustralya kıtalarındaki pek çok şehirde büyük şirketlerin sponsorluklarıyla birer ticari pazara dönüştüğünü de belirtmek gerekir. Örneğin Sydney’li eşcinseller 25 yıl öncesine dek hiçbir hak ve görünürlük sahibi değilken, bu sene düzenlenilen Sydney gey onur haftasını kutlayan 700 bin civarındaki kişinin yaklaşık 45 milyon dolarlık bir gey tüketim pazarı oluşturduğu tahmin ediliyor. Bu rakam 3 milyon civarındaki eşcinselin katılımıyla gerçekleşen Brezilya Rio De Janeiro gey onur yürüyüşünde üçe katlanıyor. Buna karşılık 68’in devrimci eşcinsel mücadelesinin karakterine karşı gelişen bu eğilime ve eşcinsellerin müşterileştirilmesine dikkat çekmek için Berlin gibi bazı şehirlerde alternatif eşcinsel onur yürüyüşleri de tertip edildi. Türkiye’de böyle bir pazarın Türk sermaye sınıfınca henüz keşfedilmediği düşünülürse, eşcinsel hareketin ve bu yürüyüşün gündeminde bu sorunların olmaması da anlaşılmaz görünmüyor.

Devrimci Marksistler ise din kurumuyla günah, hukuk kurumuyla suç, burjuva tıp kurumuyla hastalık olarak tanımlanan eşcinselliğin kapitalistlerce müşterileştirilerek “özgürleştirilmesine” karşı savaşacak. Eşcinsellik ne günah, ne suç, ne hastalık ve ne de pazar alanıdır.. Gerçek özgürlük, siyasal ve toplumsal eşitlikle mümkündür. Eşcinselliğin özgürleşmesi, işçi sınıfının ve ezilenlerin zincirlerini kırmasını ve sosyalizmi çağırmaktadır.

Yazan: Birol Dinçer, 30 Haziran 2010

Yorumlar kapalı, ancak trackbacks Ve pingback'ler açık.