“Ağlama anne, güzel yerdeyim!”

Roboski katliamının ardından tam bir yıl geçti. Bu süre boyunca, bırakalım sorumluların tespit edilmesini, iktidardan katledilen 34 can için gerçek bir özür açıklaması bile gelmedi! Bugün, kimsenin vicdanına sığdıramadığı böyle bir olayın üstünden geçen zamana rağmen, elimizde sadece koca bir sessizlik var.

Ümit Kıvanç’ın “ağlama anne, güzel yerdeyim” adlı belgeseli, tam da bugünlerde izlenmeli. Belgesel, 28 aralık 2011 gününe ait tek bir görüntüye bile yer vermiyor: Ne katır sırtında taşınan ölü bedenler, ne de omuzlarda taşınan cenazeler. Bunun yerine, 34 kişinin hikayelerini ayrı ayrı anlatıyor.

Roboskililer yaşanılanların ‘kader’ ya da ‘kaza’ olduğunu asla kabul etmiyor. Yıllardır, yaşamlarını sürdürmek için tek yol olan sınır ticaretinden, bölgede görev yapan tüm komutanların haberdar olduğunu söylüyorlar. Onlara göre, iki bidon mazot, bir karton sigara için gittikleri yolda, çoğu çocuk 34 sivil insanın savaş uçakları tarafından bombardımana tutulmasının, uzun süre yaralılara müdahale edilmemesinin, yardım için bölgeye gidenlerin yollarının kesilmesinin tek bir anlamı var: Bu, bilinçli ve planlı bir katliamdır. Sorumlular ise suskunluğu sürdüren, sorumluları gizleyen AKP ve TSK’dır.

Belgesel baştan sona izlendiğinde en çok, köylülerin ‘sınır ticareti’, devletin ‘kaçakçılık’ dediği faaliyet hakkında bir düşünme alıyor insanı. Bir devletin koyduğu sınırlar olmasaydı, aynı bölgenin insanları arasındaki ticari faaliyete resmi olarak, ‘kaçakçılık’ değil, ‘ticaret’ denecekti. Roboski katliamını takip eden günlerde bu mesele, Kürt halkını en çok yaralayan mesele oldu. Zira olayın üstünü kapatmak için en çok, Kürt halkının kaçakçılık vasıtasıyla PKK’ye yardım ettiği argümanı kullanıldı. Katliamı gündemde tutmaya çalışanlara cevaben “kimse kaçakçılığı meşru göstermesin” diyen, Başbakan’ın ta kendisiydi. Bu konuda AKP’nin içinden çıkan çatlak sesler dahi susturuldu.

Bugün anlaşılıyor ki, AKP hükümeti bu olayı aydınlatmak için en ufak bir adım bile atmamakta kararlı. Geçmişte Kürt halkına zulüm edenler adına dilediği özürlere rağmen, Roboski konusunda bu denli saldırgan tutum takınan Başbakan Kürt meselesi konusunda ikiyüzlü bir politika yürüttüğünü kanıtlamıştır.

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.