Bir sınıfın kabusu – Bir sınıfın zaferi: 15-16 Haziran

Vasıf Öngören’in yazdığı Zengin Mutfağı isimli tiyatro oyununun aynı isimli filmini izlemeyeniniz var mıdır bilmem, ama filmin giriş sahnesi ve verdiği mesaj belki de tüm filme bedeldir. Şener Şen’in canlandırdığı Lütfü Usta karakteri bir fabrikatörün aşçısıdır. Sabah uyanır, takvim yaprağını kopartır. Takvim 15 Haziran 1970’i göstermektedir. O her zamanki rutinle yemek hazırlıklarına başlar. Fakat bir gariplik vardır. Patronu evde yoktur. Bir yandan da dışarıdan sürekli helikopter ve siren sesleri gelmektedir. Lütfü Usta duruma anlam veremez. Evin şoförünün fabrika işçisi olan ağabeyinden işçilerin eylemde olduklarını, tüm helikopter ve siren seslerinin işçileri durdurmaya çalışan kolluk güçlerine ait olduğunu ve kendi patronu dahil birçok patronun daha, işçilerin eyleminden korkarak, “ne olur ne olmaz” diye yurtdışına kaçtığını öğrendiğinde ise oldukça şaşırır. Sadece bu giriş 15-16 Haziran’da Türkiye işçi sınıfının yarattığı en büyük direnişlerden biri olan hareketin büyüklüğünü ve yarattığı etkiyi oldukça güzel tasvir etmektedir.

Tiyatro ve sinemaya da ilham veren 15-16 Haziran Direnişi, Türk-İş’ten ayrılarak DİSK’i kuran işçilerin ardından, Türk-İş’ten DİSK’e geçişlerin yoğunlaştığı, sınıfın örgütlülüğünün ve militanlığın arttığı bir dönemde hükümetin DİSK’in örgütlülüğüne darbe vurmaya dönük yasayı onaylamasının ardından patlak vermişti. Sendikalarına ve haklarına sahip çıkarak Kocaeli’den İstanbul’a yürüyüşe geçen 75 bin kişilik kitle, yol üstündeki fabrikaların da eyleme katılmasıyla İstanbul’a geldiğinde 150 bin kişiye ulaşmıştı. Ayaklanmanın karşısında hiçbir barikatın, panzerin, sıkıyönetimin duramayacağını anlayan devlet, son hamlesini yaparak kitlenin üzerine ateş açarak üç işçiyi öldürdü. Ölüm sayısının artmasından korkan DİSK eylemi sona erdirdi. Yasa, tepkiler üzerine bir süre sonra iptal edildi.

Bu sene tarihimizin en büyük direnişlerinden birinin 46. yıldönümüne sermayenin emeğe dönük saldırılarıyla giriyoruz. Tüm sınıfa kölelik koşullarını dayatan sermaye sahipleri ve onun temsilcileri 46 yıl önce yaşadıkları korkuyu hatırlarlar mı bilmiyoruz, ama bir sene önce başlayıp etkileri devam eden metal grevleri ve işgallerini unuttuklarını sanmıyoruz. Onların grevlere, işgallere, sınıf ayaklanmaları ve eylemlerine ilişkin korkularını tazeleyip, bu korkuları gerçeğe dönüştürmeye, 15-16 Haziran’ları yeniden yaratmaya var mısınız?

(46 yıl önce büyük direnişte kaybettiğimiz Mutlu Akü Fabrikası işçisi Yaşar Yıldırım’ı, Vinteks işçisi Mustafa Bayram’ı ve Cevizli Tekel işçisi Mehmet Gıdak’ı bir kez daha saygıyla anıyoruz.)