Direnişçi DHL Expres işçileriyle röportaj

Sendikalaştıkları için işlerinden kovulan DHL Expres işçilerinin direniş çadırlarını yüz ellinci gününde İşçi Cephesi olarak ziyaret ettik. Aşağıda direnişçi işçilerden biri ile yaptığımız röportajı okurlarımız ile paylaşıyoruz.

Neden sendikalaştınız, süreci genel olarak özetleyebilir misiniz?

Niye sendikalaştık? Şimdi biz buradaki arkadaşların hepsi on üç, on dört yılın üzerinde çalışanlar dolayısıyla biz içeride bulunduğumuz pozisyonlardan daha ileri pozisyonlara geçebileceğimizi, hak kayıplarımızı engelleyebileceğimizi düşünmüştük. Fakat şirket içerisinde yaşananlar içeride bir adam kayırmacılığın, yöneticiliğe yakınlığın prim yaptığı dolayısıyla bu şekilde hareket edildiği bir sürece dönüştü. Biz de hak kayıplarımızı engellemek, açıkçası anayasal hakkımızı kullanmak için böyle bir yönteme başvurduk. Zaten bizim grup firmalarımızdan biri de sendikalıydı, TÜMTİS sendikası ile de oradan tanıştık. Dolayısı ile arkadaşlarımız ve kendi yürüttüğümüz çalışma sonucunda burada yeterliliğimizi aldık. Çoğunluk 2017 Şubat ayında sağlandı. Çoğunluk alındıktan sonra tabi ki işveren konuya itiraz etti. Süreç dava haline geldi. Mahkeme sürecinde ilk mahkemede bizim isimlerimiz mahkeme dosyasından alınarak içeride tespitler yapıldı. Bu sürece öncülük eden, sendikanın yayılmasına ön ayak olan arkadaşlar tespit edildi. Zaten o insanlar da burada gördüğünüz, bu süreci örgütleyen kişiler. Tabi isimler ve kimlikler ortaya çıkınca işverenin itiraz hakkını kullanmış olması, sürecin uzaması insanların direncini kırabilir miyim, buradaki örgütlülüğü kırabilir miyim, insanları kendi tarafıma çekebilir miyim, istifa ettirebilir miyim tarzındaki hareketleri sonucunda bizi ilk başta işten çıkardılar. Biz işten çıkarıldıktan sonra, şu andaki süreç içerisinde yüzlerce kişi işten çıkarıldı ama hiçbir şekilde bu tarz bir örgütlülük olmadığı için kimse gelip kapının önünde direnmedi. Dolayısıyla bizlerin de aynı şekilde evlerimize gideceğimizi, haklarımızı aramayacağımızı düşündüler. Fakat beklediklerinin tam tersi bir olay gerçekleşti. Biz Temmuz ayının altısında işten çıkarıldıktan sonra on beş Temmuz gibi burada direniş çadırımızı açtık. Her gün buradayız dolayısıyla olmaya da devam edeceğiz. Amacımız işimize geri dönmek.

İçeride kaç kişi çalışıyor, kaçı sendikalı?

Toplam çalışanımız sekiz yüz otuz kişi. Sendikalı yüzde kırkın üzerinde yani yetki için istenen çoğunluğu almış durumdayız. Fakat burada yasanın işçilere verdiği hak kadar işverene de verdiği hak var. O hak da şunu söylüyor: Siz verilmiş olan çoğunluğa itiraz edebilirsiniz. Tabi bu çoğunluğa verilen itiraz sonucunda da süreç mahkemelere taşınıyor. Mahkemeler de malumunuz yani en yakın dava üç ay süreyle erteleniyor. Dolayısıyla bizim davalarımız da şu an mahkeme aşamasında, sürekli ertelenmeyle karşı karşıya. Ama sonuçlanacağına inanıyoruz çünkü burada bizim bir eksiğimiz yok, meşruluğumuz söz konusu en kısa süre içerisinde biteceğini düşünüyoruz sürecin.

İş tanımızın nedir?

Burada hepimiz finans departmanı çalışanıyız yani beyaz yakalı dedikleri aslında hani işyerlerinde pek sendikaya sıcak bakmayan daha çok idarî kadro bünyesinde bulunan insanların örgütlediği bir yer burası. Biz şuna inanıyoruz. Burada pozisyonunuz ne olursa olsun hak kayıpları her yerde var. Buna karşı mücadele etmek de herkesin görevi. Sadece çalışan işçilerin değil, memurların, idarî kesimdeki arkadaşların, tüm şirketin görevi çünkü burada kazanılacak haklardan herkes faydalanacak, herkesin sosyal statüsünde değişiklikler yaşanacak, maddî anlamda sıkıntılarını aşacaklar, sendika herkese bir iş güvencesi getirecek. Dolayısıyla mücadelenin toplu yürütülmesi gerektiğini düşünüyoruz biz. O yüzden de böyle yola çıktık.

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Tabi ki var. Ülke şartlarında, OHAL şartlarında burada direnmek gerçekten çok zor ama biz bu zorlukları beraber, yan yana durarak atlatıyoruz, atlatmaya da devam edeceğiz. Bizim amacımız son güne kadar, işimizi geri alana kadar burada direnişi devam ettirmek. Hiçbir şekilde geri dönmeyeceğiz. Ama tabi ki bu konuda duyarlı insanlarla, basın yayın organlarından destek bekliyoruz. Biliyorsunuz ülke gündemine pek böyle şeyler gelmiyor. Çok büyük haber kanalları bu tür durumlara ilgi göstermiyorlar ama ne kadar bilinmesek de bu çevrede DHL Expres direnişini duymayan, bilmeyen yok. O yüzden biz amacımıza ulaşana kadar devam edeceğiz, dolayısıyla bunun için herkesin aynı anda mücadele etmesi gerektiğini düşünüyoruz.