Şubat 1979: İran’da devrim

Bundan 39 yıl önce, 1979 yılının Şubat ayında İran’daki seferberlikler giderek yükseliyor, Şah Muhammed Rıza Pehlevi’nin tesis ettiği Tek Adam Rejimi’ni temellerinden sarsıyordu. Zengin petrol ve doğalgaz yatakları ile 20. yüzyıl boyunca emperyalist ülkelerin ilgisine mahzar olmuş İran’ın tarihinde darbeler ve karşıdevrimlerin de devrimler kadar yer etmesinin başlıca sebebi bu zenginliklerin İran halklarından çalınmasıydı. İran’daki siyasi rejimin batılı güçlerle kurduğu ittifaklar üzerinden şekillenmesi, kitlelerin emperyalizm karşıtı pozisyonlar edinmesinde başlıca etken olarak görülebilir. 70’li yıllara gelindiğinde Şah rejiminin izlediği siyasi çizgi, ülkede halihazırda varolan dini hassasiyetleri körüklüyor ve radikal İslamcı liderlerin kitleler nezdinde popülerlik kazanmasına yol açıyordu.

Ülkede on yıllar boyu sistematik bir şekilde kitlelere ihanet eden sol gruplar ise, devrimin arefesinde İslamcı önderlikleri “rejim karşıtı” oldukları gerekçesiyle destekliyor ve bugünkü İran’ın kapılarını aralıyordu. Emperyalizmden kopuş talebiyle rejime karşı seferberlik halindeki kitlelerin taleplerini sahiplenen mollalar ise seferberliklerin önderliklerini ele geçirmek için Şah rejimini giderek yükselen bir tonda işbirlikçilikle suçluyorlardı. İran’ın önde gelen sol partilerinden Tudeh (Stalinist komünist parti), Ulusal Cephe içerisinde işbirliği halinde olduğu mollaları ve özellikle Ayetullah Humeyni’yi emperyalizm karşıtı tutumu nedeniyle selamlıyor, “nihai hedefin” sosyalizm olduğunu vurgulamakla yetiniyordu. Bu politika, özellikle ülkedeki seferberliklerin başını çeken kadınların da özgürlük mücadelesine ihanet anlamına geliyordu.

Nitekim 8 Mart 1979, Şubat ayında doruk noktasına ulaşan devrimci seferberliklerin bir uzantısı olarak son kitlesel eylemi temsil ediyordu. Özellikle, Arap Baharı’nın İslamcı önderlikler tarafından teslim alınması sol cenah içerisinde “devrimlerin doğasına” ilişkin tartışmayı yeniden alevlendirince İran’daki molla rejiminin antiemperyalist olup olmadığına ilişkin tartışma yeniden alevlendi. Siyonizm ve emperyalizm karşıtı söylemlerle kitlelerin desteğini kazanan ve iktidara gelmeyi başaran mollalar tüm karşıt söylemlerine rağmen Şah rejimini aratmayacak bir baskı aygıtını inşa ederek zengin yeraltı kaynaklarını bu rejimin finansmanı için kullanmaktan geri durmadılar.

On binlerce devrimci, rejimin hapishanelerinde öldürüldü ya da işkenceden geçirildi. Seferberlik halindeki kadınlar ise ülkedeki son kitlesel kadın eyleminde “Ne mollalar, ne patronlar, İran kadınlarla özgürleşecek!” diye haykırıyorlardı.

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.