8 Mart’ta İstanbul’da kitlesel gece yürüyüşü

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde Taksim’de 16.sı düzenlenen Feminist Gece Yürüyüşüne binlerce kadın katıldı. Yüksek güvenlik önlemleri, yoğun polis denetimi ve yağmura rağmen son yıllardaki en yüksek katılımlı eylemlerden biri gerçekleşti. Öyle ki Taksim Meydanı Fransız Konsolosluğu önünde başlayan ve Tünel Meydanı’nda biten yürüyüşün sonunda basın açıklaması yapıldığı sırada kortejin sonu başlangıç noktasındaydı.

Baskıcı OHAL rejimine, kadın cinayetlerine, çocuk istismarına, cinsel istismara ve emek sömürüsüne vurgu yapan sloganlarla binlerce kadın yan yana olduğunu ve mücadelesini sürdüreceğini haykırdı. Yürüyüş boyunca kadınlar hep bir ağızdan, “Yaşasın feminist mücadelemiz”, “Jin jiyan azadî”, “Gelsin baba, gelsin koca, gelsin devlet, gelsin cop inadına isyan inadına isyan inadına özgürlük”, “Bir kişi daha eksilmeyeceğiz” sloganlarını attılar.

Yürüyüş sonunda yapılan konuşma ise şöyleydi “Görüyoruz ki karşımızda kadın düşmanlığının, ırkçılığın, faşizmin çırpınışları var. Her gün emeğimizi, cinselliğimizi, bedenimizi sömürmenin yollarını; bize tüm dünyanın bakım emeğini yıkarak, doğurganlığımızı kontrol altına almaya çalışarak, bizi maddi ve manevi eşitsiz koşullara mahkûm ederek, cinsel yönelim tek, cinsiyet kimliği ikiden ibaretmiş gibi yaparak, “hiza”ya getirmek için şiddete maruz bırakarak, çocukları taciz ederek, hayatlarımızı erkek egemen ve dini kurumlara teslim ederek, sınırları kendi çizip ihlalinin ne zaman meşru olduğunu kendi belirleyerek, iktidarını kuramadığında silahına davranarak arayan bir düzen var. Kadınları karar alma mekanizmalarından dışlayan, bizlere istemediğimiz bir hayatı dayatan erkek egemen bir düzen var. Bizi korkuyla, şiddetle, savaşla, tatlı dille, aile masalıyla terbiye etmeye çalışan düzene feminizmle direniyoruz, mücadele ediyoruz, İsyan ediyoruz. Bizler başka bir dünyayı hayal etmekle başladık, kurmanın birlikte, dayanışmayla mümkün olacağını biliyoruz. Yaşasın feminizm, yaşasın feminist mücadele!”

Bu kalabalık kadın isyanı sadece Türkiye’ye özgü değildi. Neoliberal politikaların etkisiyle hakim olan baskıcı rejimler tarafından hakları gasp edilen tüm kadınlar dünyanın dört bir yanında sokaklara dökülerek bu düzenle mücadele edeceğinin mesajını verdi.