Almanya’da da metal işçileri fırtına estiriyorlar

Almanya, Şubat ayının başından beri, 97 fabrikadan yaklaşık 1,5 milyon metal işçisini ilgilendiren 24 saatlik uyarı grevleri dalgasıyla sarsıldı.

Avrupa’nın en büyük metal işçileri sendikalarından “IG Metall’in” örgütlü olduğu büyük metal fabrikalarında 24 saatlik sistematik uyarı grevleri dalgalarıyla hayata geçirilen eylemlilikler, Airbus, Daimler, Opel, BMW ve Bosch gibi şirketleri adeta felce uğrattı.

İşveren sendikasıyla üç ayrı oturum boyunca yaklaşık bir ay süren pazarlıklar, bir dizi kazanımla sonuçlandı. Bu kazanımların arasında patronların dayatmış olduğu %3’lük zam oranının Nisan ayından itibaren %4,3’e çıkartılmış olması; çocuklar, yaşlılar ve hasta yakınlarıyla ilgilenmeleri gereken işçilerin çalışma saatlerinin azaltılması; ayrıca her çalışanın bu yılın Ocak, Şubat ve Mart ayları için 100’er avro fazladan alması, 2019 yılında ise çalışanlara 400 avro ek ödeme yapılması sayılabilir.

Almanya’da 2,5 milyon metal işçisini temsil eden IG Metall, örgütlü bulunduğu fabrikalarda %8’lik ücret artışının yanı sıra haftalık çalışma süresinin yaşlı ve çocuk bakımı yapmak zorunda kalan işçiler için 28 saate; diğer işçiler içinse 35 saate düşürülmesini talep etmişti.

Alman metal işçileri, “Metal Fırtınayı” hatırlatan seferberlikler öncesinde düşünülenin aksine 3 yıldır nitelikli bir zam yüzü görmüyorlardı, grev yapamıyorlardı ve işveren sendikasının son yıllarda sektöre dayatmakta olduğu esnekleşmenin kurbanı durumundaydılar.

IG Metall araştırmalarına göre, metal işçilerinin maaşlarının %40-60 arası kira ve yan giderlere gidiyor. Güvencesizlik giderek yaygınlaşıyor ve sosyal ve kültürel yaşama katılmak birçok emekçi ailesi için neredeyse imkânsız.

Ama işverenlere göre işçiler hâlâ yeterince esnek değiller! 2019 yılından itibaren çalışma saatlerini artırmanın ve iş koşullarını esnekleştirmeye dönük girişimlerin peşini bırakmayacaklarını söyleyebiliriz.

Öte yandan, Almanya’nın doğusundaki metal işçilerinin kâğıt üzerinde haftalık çalışma süreleri 38 saat iken, ücretler batıya göre ortalama %25 daha düşük. Avrupa Birliğinin ortasında nasıl bir eşitsizlik ve ne dehşetli bir sömürü değil mi?

Unutmayalım, 2003 yılında Doğu Almanyalı metal işçileri benzer talepler için mücadele etmişlerdi. Ama batıdan destek gelmeyince kazanamadılar. Bu yenilginin en önemli sonucu, Almanya işçi sınıfının ciddi mevzi kayıpları oldu.

Bu durum ülkenin doğusundaki ve batısındaki Metal işçilerinin eşgüdüm ve dayanışmasının hayati önemini ortaya koyan bir ders aynı zamanda. Özellikle de ırkçı ve aşırı sağcı akımların yükselişte olduğu bir dönemeçte.

Alman “Metal Fırtınası” yaklaşık 1 aylık bir sürece yayıldı, koordinasyon komiteleri üzerinden gelişti ve işverenleri birleşik bir genel grevle tehdit etti.

Bu deneyimin Almanya’da son dönemde sıkça rastlanan patlamalı eylem dalgalarından bir yenisi olduğu çok açık (havalimanı çalışanları ve pilot grevleri hatırlanmalı). Dahası, başını Türkiyeli metal işçilerinin, Polonya’da çelik işçilerinin, İtalya’da Alitalia ve Pirelli işçilerinin, Fransız metal işçilerinin çektiği kıtasal ölçekte bir seferberlik dalgasının parçasıydı.

 

Türkiye’de yasal çalışma süresi haftalık 45 saatken, Almanya’da 35 saat ve Almanya’da işçiler bunu 28 saate düşürmek için mücadele ediyorlardı. Almanya’da işçilerin saatlik ücreti 8,5 avro, Türkiye’de ise son yapılan zamla birlikte ancak 9 lira olabildi. Türkiye’de resmi enflasyon oranı %14’lere gelmişken, MESS’in başlangıçtaki zam teklifi %3,2 idi. Buna karşılık Almanya’da enflasyon oranı %1,7’lerde seyrederken, işçiler %8 oranında zam talep ediyorlardı.