Brezilya hükümeti orduyu işçilerin üzerine sürüyor

Rio de Janeiro’nun yoksul nüfusuna, özellikle gecekondularda yaşayan gençlere uygulanan şiddetten çok kimsenin haberi yok. Hâlbuki uyuşturucu trafiğini ve kartelleri bahane eden kolluk güçleri bu mahallelerde terör estiriyor. Bugün Brezilya’da kenar mahallelerde tanık olduğumuz, siyahi ve yoksul gençlere karşı gerçek bir soykırım görünümü çiziyor.

Brezilya’da işçilerin ve yoksulların mücadelelerinin suç haline getirilmesi bir ilk değil. Hatırlanmalıdır ki, önceki hükümet olan İşçi Partisi iktidarı altında, Terörle Mücadele ve Suç Örgütü yasaları benzeri sayısız kararname kabul edilmiş ve Silahlı Kuvvetlerin grevlere müdahale etmesinin yasal engelleri hafifletilmişti. İşçi Partisi işçilerin tarafında gözüküp, ülke sermayesi için çalışmıştı.

Bugün ise kapitalist Temer hükümeti tarafından emredilen bir Federal Askeri Müdahale kararı ile karşı karşıyayız. Karar ülkenin en önemli şehirlerinden Rio’yu kapsıyor. Bu aslında kapitalist Temer’in, orduyu grevci işçilere saldırmak konusunda uygulamaya koyduğu eğitimin bir parçası. İşçi Partisi döneminde de Başkan Lula, orduya aynı eğitimi verebilmek için onu Haiti’nin işgaline ortak olmaya göndermişti. 1995 yılındaki petrol tankerleri grevinde yine ordu kullanılmıştı. İşçi Partisi’nden Dilma da, Pound Field ve Pre-Salt benzeri mücadeleler sırasında orduyu kullanmıştı.

Temer hükümetinin amacı, Brezilya’da eşitsizliğe, adaletsizliğe, yolsuzluğa ve büyük sermayeye karşı toplumun tabanında biriken büyük öfkenin ve ayaklanma isteminin bastırılması. Ancak, bu isyan daha şimdiden, devletin kendi askeri ve sivil polisleri arasında bile yayılmaya başladı. Çünkü kolluk güçlerinin önemlice bir bölümünün maaşları dahi ödenemiyor.

Bu operasyon, Rio nüfusunun ezici bir çoğunluğunu oluşturan işçi ve emekçi sınıfların “güvenliğini” sağlama kaygısıyla başlatılmadı. Federal hükümet ve Rio belediyesi, mazeret olarak “uyuşturucu ile savaş” bahanesini öne sürmüş olsa da, şimdiye kadar askeri birliklerin gönderilmiş olduğu yoksul semtlerin hiçbiri uyuşturucu trafiğiyle bilinen yerleşimler değil. Bu semtler ülke ekonomisinin en kilit sanayi tesislerinin bulunduğu yerler. Bu özellikleri dolayısıyla da işçi eylemliliklerinin sık sık yaşandığı mahalleler.

Temer bu operasyonla birlikte bir taşla iki kuş vurmak istiyor. Hem kendisine karşı patlak verme olasılığı olan seferberliklere karşı askeri birlikleri bu semtlerde hazır bulundurma hakkını kazanıyor, hem de bu birlikleri seferber ederek ordu içerisindeki konumunu ve prestijini yükseltmek istiyor. Ancak bu politika iflas etmeye çok yakın. Askeri birliklerin maaşlarının ödenmesinde dahi kesintilere gidilmesi bir tarafa, bu masraflı operasyonlarda birçok polis memuru ve asker, büyük mafya örgütleri tarafından öldürülüyor. Zira bu örgütler, kendilerine dönük fiziksel bir tehdit olmasa dahi, bir güç gösterisi olarak kolluk kuvvetlerine saldırılar organize etmeyi sürdürüyor.

Temer’in askeri girişiminin ardından işçi sınıfı içerisinde protestolar yaşanmaya başladı bile. Riolu işçiler ve yoksullar fabrikalarda ve sendikalarda örgütleniyorlar ve polislere de kendilerinin mücadelelerine katılmaları çağrısı yapıyorlar. İşçiler bunun, çalışan herkes için gerçek bir güvenliğin sağlanmasının tek yolu olduğunu söylüyorlar.