İşyerinde sendikalaşma mücadelesi: Neden ve nasıl birleşmeliyiz?

Türkiye’de, farklı noktalardaki farklı işyerlerinde ciddi bir sendikalaşma mücadelesi veriliyor. Sendikalı işçi oranlarının resmi istatistiklerde dahi son derece düşük bir seyir seyretmesi, bu mücadeleleri daha da önemli kılıyor. Bugün özellikle 6 işyerinde verilmekte olan sendikal hak mücadelesi, bu konuda öncülüğü üstleniyor.

Bu iş yerlerinden ilki Ak-Kim. Ak-Kim, kimya sektöründe boy gösteren devasa bir firma. Şirket 1977 senesinden bu yana, 17 sanayi ve ticaret tesisiyle birçok sektörde yatırımları bulunan ve 18 üretim merkezi bulunan Akkök Holding’in bir parçası. Daha geçtiğimiz aylarda Ak-Kim, 20 milyon avro cirosu bulunan Alman kimya şirketi Dinox’u satın aldı. Ak-Kim Genel Müdürü Onur Kipri yaptığı açıklamada “Ak-Kim büyümeye devam ediyor. Bu sene inorganik büyüme fırsatlarını değerlendirmeye devam edeceğiz.” şeklinde konuştu. Beş kıtada işletmeleri bulunan bir holdingin parçası olan ve Avrupa pazarında kimya sektörüne milyon dolarlık yatırımlar yapabilen Ak-Kim, 7 ay önce İstanbul Hadımköy fabrikasındaki işçileri, Petrol-İş sendikasına üye oldukları için, işten çıkardı. İşçiler fabrika önündeki bekleyişlerini sürdürüyorlar.

Başka bir sendikalaşma mücadelesi Poliya Poliester şirketinde sürüyor. Tekirdağ Çerkezköy’deki fabrikanın önünde Petrol-İş’e üye oldukları gerekçesiyle işlerinden edilen işçilerin hak arama mücadelesi iki ayı aşkın süredir devam ediyor. Poliya’nın resmi internet sitesinde “Yatırımcı İlişkileri” bölümüne girdiğinizde, şirketin ticaret sicil belgeleri karşınıza çıkıyor. Belgelere göre şirketin ödenmiş sermayesi 43.500.000 TL (kırk üç milyon beş yüz bin lira). Poliya, Türkiye’nin ikinci en büyük 500 sanayi kuruluşu arasında yer alıyor. Şirket kendisini tanıtırken şu satırları kaydediyor: “Çerkezköy – Tekirdağ’da yerleşik, Avrupa’nın en büyük, modern reçine ve yardımcıları tesislerinde …” Avrupa’nın en büyük tesislerinde üretim yapmakla övünen bu şirket, işçilerin en temel demokratik haklarını tanımaktan aciz.

İstanbul Güneşli’de ise 50 metre arayla iki fabrikada aynı anda sendikalaşma mücadelesi veriliyor. Bunlardan birisi DHL Express, diğeri de Kod-A. İlki TÜMTİS’e, ikincisi de Sosyal-İş’e üye olduğu için başlamış olan direnişler. DHL Express, uluslararası alanda verilen “En İyi İşveren” sertifikasının bu seneki kazananı olmakla; hem de bu seneyle beraber bu sertifikayı dördüncü defa almakla övünüyor. Kod-A ise, uluslararası alanda ünü tavan yapmış kapitalist Bill Gates’in kurmuş olduğu bilgisayar şirketiyle beraber Microsoft İş Ortağı Ağı’nın bir parçası olmakla gururlanıyor.

DHL Express gibi taşımacılık sektöründe yaşanan bir başka sendikalaşma çabası Babacanlar Nakliyat’ın Gaziantep bürosunun önünde devam ediyor. İşçilerin büro önündeki bekleyişi 6 ayı geçti. Nakliyat şirketinin 50 filoluk aracı bulunmakta. Teslim aldığı ürünleri sigortaladığının reklamını yapan şirket, üzerinden sermaye kazandığı ürünlere tanıdığı bu hakkı, işçilere tanımıyor.

Sendikalaşma öncülüğünü üstlenen 6 işyerinden sonuncusu Uyar Çelik’in Karabük fabrikası. Birleşik Metal-İş’e üye oldukları için işinden olan işçilerin hak arayışı iki ayı geride bıraktı. Uyar Çelik’in şirket tüzüğünde “Önceliklerimiz” bölümü altında, işçileriyle dalga geçermiş gibi, “Uygun İş Ortamı” maddesi yer alıyor. Anlaşılan yarım asırdan fazla bir süredir çelik sanayiinin bir parçası olan ve Avrupa’da düzenlenen sanayi fuarlarına katılan bu şirket için “Uygun İş Ortamı” tanımı, sendikasız iş ortamı ile eşdeğer bir anlama sahip.

Sendikal hakları adına mücadeleye geçmiş işçilerin, bu mücadeleden kazanımla çıkmaları şart. Bu nedenle kendi yerellerine hapsolmuş bu öbekler, birleşmelerinin olanaklarını tartışabilmeli. Bunun için öncelikli şart, sendikal koordinasyonların kurulması ve ortak bir mücadele planının oluşturulmasıdır. Bir işyerinde yaşanan sorun, bütün işyerlerinde yaşanan bir sorun iken, konfederasyonlar arası sendikal koordinasyonların kurulması abesle iştigal etmek değildir. İşçi sınıfının parçalı olmasından en fazla sermaye faydalanır.