Manisa’da iş cinayetine karşı fabrika önünde eylem

İşçi Demokrasisi Partisi (İDP) Manisa İl Temsilciliğinin de içinde olduğu Emek, Barış ve Demokrasi Platformu atanamayan öğretmen Hasan Songur’un iş cinayetinde yaşamını yitirdiği Sarp Plastik fabrikası önünde, Dünya İş Kazaları İle Mücadele Günü olan 3 Mart’ta bir basın açıklaması gercekleştirdi. Hasan Songur daha mesaiye başlayalı on dakika bile olmamıştı ki alınmayan önlemler yüzünden iş cinayetinde hayatını kaybetti. Platformun basın açıklaması şu şekildeydi:

“Atanamayan öğretmen Hasan Songur’un Sarp Plastik fabrikasında iş kazasında ölümü hepimizi yaralamıştır. Sarp Plastik Vestel’in yan kuruluşu diye biliyorduk. Öğrendik ki Hasan Songur Sarp Plastik fabrikasında çalışıyor ama Deltaş Taşeron şirketi işçisi imiş. Yani taşeronun taşeronu. Taşeron çalışma şekli zaten insan onuruna yaraşır bir şekil değildir. Yorumu kamuoyuna bırakıyoruz. Hem de gencecik yaşta yaşamının kâr hırsı ile iş cinayeti denecek ihmaller nedeni ile hayatının baharında aramızdan ayrılması hepimizi yasa boğmuştur. Hasan Songur iş güvenlik önlemi olmaması ve kâr hırsı nedeniyle ölmüştür…

Sadece 5 dakikada ve kağıt üzerinde verilen bilgi ile iş güvenlik önlemi aldık diyenler eğitimin ne olduğunu ya bilmiyorlar ya da çalışanların hayatını hiçe sayıyorlar. Ya da bizlerle dalga geçiyorlar. Bu ölüm sadece iş kazası olarak tanımlanamaz. Bu düpedüz iş cinayetidir… Kaza değil sermayenin kâr hırsıdır. Enjeksiyon makinası konusunda biz anlattık diyerek işin içinden sıyrılmaya çalışmak işvereni suç işlemiş olmaktan kurtarmaz. Kamera kayıtları incelenmelidir. Ölüm anı, anına görüntü şeklinde hukuk tarafından tetkik edilmelidir. Göz göre göre gelen ölüm, enjeksiyon makinesinde nasıl çalışılmalı eğitimi vermeden 20 günlük işçinin ölümüne davetiye çıkarmaktan kaynaklıdır.

İşveren bu ölümü doğal karşılıyor ve işçiyi suçluyor konumda olursa, karşısında biz Manisa Emek ve Demokrasi Platformunu bulacaktır. Bundan kimsenin kuşkusu olmasın. Bu iş cinayetinin sonuna kadar takipçisi olacağız. Hasan Songur Öğretmenimizin ailesine tekrar baş sağlığı diliyoruz. Acılarını paylaşıyoruz. Bu acı ölüm iş güvenceli, kadrolu bir atama ve çalışmanın ne kadar önemli, gerekli olduğunu tüm topluma gösterdi. Eğitim gördüğü alanda görev alamadığı için eğitimi ile alakasız işte çalışmak zorunda kaldı. Bu acı son olsun diyoruz. Söylemekle olmuyor… İş kazalarında ölümler yıllardır sürüyor. Manisa OSB’de işçilerin iş güvencesiz, sendikasız bir şekilde zorluklar içinde nasıl çalıştığını ve yaşadığını biliyoruz. Asgari ücrete insanlık onuruna yakışmayan koşullarda çalışan işçiler isteğı dışında zorunlu mesaiden, hayatını kaybedecek çalışma ortamına kadar her türlü zorluk ile iç içe yaşamak zorunda bırakılıyor. Örgütsüz ve sendikasız bir işyerinde sadece patronun kâr hırsı, son sözü söylüyor. Hatta OHAL koşullarında işçilerin grev yapamıyor, hak arayamıyor olmasını işverenlere Hükümet övünerek dillendiriyor. TÜSİAD veya MÜSİAD toplantılarında açıkça Başbakan veya Cumhurbaşkanı bu sözleri söylüyor. İşçi bu sözleri unutmamalıdır. Son sözü işçilerin ve insan haklarının söylediği iş hayatı gereklidir.”

İşçi ölümleri birleşik bir mücadeleyi zorunlu kılıyor. “Kaderdir, fıtrattır” diye ölümlerin doğal olduğunu anlatma yani işveren ve sermaye ağzı ile konuşup haksız ölümleri meşrulaştırma çabaları son bulmalıdır. Üniversite mezunu genç öğretmen adaylarının kadrolu ve güvenceli olarak atanması ile iş güvenliği ve sendikalı bir şekilde çalışma ortamı talebi aynı taleptir. İş güvenliği önlemlerinin alınmadığı ölümcül çalışma koşullarında çalışmak zorundaki işçinin mücadelesi ve kamu emekçilerinin mücadelesi iç içedir. Tercihini emekçilerin güvenceli çalışmasından yana değil işverenlerin daha fazla kâr etmesinden yana yapan iktidarın bu adımları, ölümleri önlemek yerine artıracaktır.

2014 yılında Türkiye’de 13 milyon 967 bin işçi çalışmaktaydı ve iş kazası ve meslek hastalığı sonucunda bu sene içinde 1626 işçi can verdi. 2016 yılında ise 1970 işçi hayatını kaybetti. Kamu sendikaları ve işçi sendikalarının üyelerinin ve tüm emekçilerin bu taleplerini içeren bir mücadele hattı örmesi bir zorunluluktur. Sendikalar, sendikacılar işçi ve memur hakkı savunmak yerine militarizmin ve şovenizmin emrine girerse, bu ölümleri gördüğü halde susarsa, tepki vermez ise bu ölümler bitmez. Sarı sendikalar artık sorgulanmalıdır. İşçiler, kamu emekçileri ve ezilenler, insanca yaşam koşulları için mücadele edenler artık sermayenin gerçekleri göstermeme çabasını boşa düşürmelidir. İşçi ve kamu emekçisi sendikaları tabelaları ile bunu yapamaz.

Sınıf mücadelesine inanan ileri bilinçli işçi ve kamu emekçileri insiyatif alarak bu fotoğrafın görünmesi için çaba göstermelidir. Mücadelenin önünü açmalıdır. Başkaca bir kurtuluş yolu yoktur. Emeği ile geçinen milyonlarca işçi, kamu emekçisi ve bütün toplum, duruma müdahale etmelidir. Bu ölümleri durdurmak iktidarın görevidir. Eğitim almış her gencimizi alanında istihdam ederek ölümler durdurulur. Halkı kutuplaştırmak, siyasi iktidarı onaylayanların öz evlat, siyasi iktidarın yanlışlarını söyleyenler vatan haini demek çözüm değildir. Soma’da ölen 301 can maden sahibinin iş güvenlik kurallarına uymamasından öldü. Ermenek’te ölen işçiler de aynı şekilde can verdi. İşçi ölümlerini bu işin fıtratında var diyerek işçinin hak aramasının önüne geçmek sorunları çözmüyor. Üniversite bitiren genç öğretmen adaylarını atamayıp farklı işlerde ölümü pahasına çalışmak zorunda bırakmak da sorunları çözmüyor. Hükümetin kendinden başka herkesi suçlaması, hedef göstermesi ölüm veya iş kazalarını önlemiyor. Hükümet işçinin ölmemesi için işverenlere gerekli önlemi alması için yasal düzenlemeyi yapmalı uygulamalarda yanlışların takipçisi olmak zorundadır. İşsizlik fonunda biriken kaynağı bile sermayeye aktarma hevesini bırakmalıdır. Patronların kâr hırsı için yaşamını kimse feda etmemelidir. Ülkeyi yönetenler işverene öz evlat, işçiye üvey evlat muamelesi yaparsa şunu iyi bilmelidir. İşçi ve emekçiler milyonlardır. Bir avuç sermaye sahibinin mutlu olması için hükümet çaba göstermeye devam ederse, işçilerin taleplerine kulak tıkarsa, bu ölümler de devam eder.

Onuru ile yaşayan işçi ve emekçiler birleşerek haklarını söke söke alacaklardır. Yandaş basın ile yanlışa inanılmasını bekleyenler ise hayal kırıklığına uğrayacaklardır. İşçi sınıfı her şeyin farkındadır. Kamu emekçileri de farkındadır. Kamu emekçilerine ve işçiye iki yol görünmektedir. Ya yapılan yanlışlarla ölümlere sessiz kalıp sineye çekecektir. Sermaye sahiplerinin ve yandaşı hükümetlerin baskı, dayatma ve açlık politikalarına biat edeceklerdir. Bu ölümler ve güvencesiz çalışma şekli devam edecektir. Ya da mücadele ederek insan onuruna yaraşır çalışma koşullarını mücadele ederek yaratacaktır.

Hükümet işçinin, kamu emekçisinin sesini, feryadını duymamakta ısrar ediyor. İşçi sınıfı sesini duymayanlara ne yapacağını iyi bilir. Soma maden faciasının sorumluları yargılanıp gerekli cezaya çarptırılmamıştır. Mahkeme 4 yıldır bitmemektedir. Haksızlık, yapanın yanına kâr kalıyor duygusu oluşuyor. Bunu gören sermaye sahipleri pervasızlaşıyor. O ceza almadı ben de almam diyor. İşverenler iş güvenliğini sağlamak yerine işçi yaşamını yitirse bile, ölümleri önleyecek harcamaları yapmıyor. Bütün işçileri, kamu emekçilerini ve emeği ile geçinen tüm halkımızı el birliği ile haksızlıklar ile mücadele etmeye çağırıyoruz.

Manisa işçileri hazırlamış oldukları dövizlerle çalıştıkları fabrikalardan doğru katılarak destek eyleme doğrudan destek oldukar. Hazırlanan dövizlerde “Fabrikalarda işçi denetimi”, “Yaşasın işçilerin birleşik mücadelesi”, “İşçilerin birliği sermayeyi yenecek”, “Hasan Songur’u unutmayacak unutturmayacağız” sloganlarına yer verildi.

Basın açıklaması “İş, ekmek, özgürlük” ve “Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiç birimiz” sloganları atılarak son buldu. İDP Manisa olarak Hasan Songur iş cinayetinin bu sistem altındaki ne ilk ne de son iş cinayeti olacağının farkındayız. Biz bu iş cinayetlerine daha dün Tüpraş’ta, Soma’da, tersanelerde, Ermenek’te, İstanbul 3. havalimanı inşaatında tanıklık ettik. İşçileri kazalarıyla, cinayetiyle, güvencesiz geleceksizliğe mahkum edenler yapı patron-hükümet birlikteliğinden kaynaklanmaktadır. Bu cinayetin sorumlularını biliyoruz, hesabını soracak olanın da işçilerin birliği olduğunu biliyoruz. İşcilerin birleşik cephesini oluşturup mücadelesini daha yaygın hale getirebildiğimizde bunun mümkün olacağını biliyoruz .

Bizler Manisa İDP İl Temsilciliği olarak atanamayan öğretmen Hasan Songur arkadaşımızın ailesine, sevenlerine, işçi arkadaşlarına tekrar baş sağlığı diliyoruz.

İDP Manisa İl Temsilciliği