1 Mayıs’a hazırlanırken…

Daha bir yıl kala ülke hızla seçim atmosferine sürükleniyor. Parlamentodaki burjuva partiler gizli veya açık ittifaklarla iktidar olmanın çabası içindeler. AKP-MHP bloku Tek Adam rejimini kalıcılaştırmayı, yağma ve baskı düzenini korumayı hedefliyor. CHP, İyi Parti ve Saadet Partisi ise bütün amaçlarını RTE’nin cumhurbaşkanı seçilmemesi üzerinde yoğunlaştırıyorlar. İşçi ve emekçilerin gündelik ve acil sorunları ve talepleri geri plana itilmiş durumda.

“Önce AKP’yi iktidardan indirelim, sonra gerisine bakarız” gerekçesi işçi sınıfını aldatmaktan başka bir işe yaramaz. İşçi ve emekçi yığınlar zaman kaybetmeden bu seçim sürecine kendi talep ve sloganlarıyla, kendi adaylarıyla girmek, bunların doğrultusunda seferber olmak durumundadır. Bu en azından, gelecekteki hükümetleri zorlayabilmek için gereklidir.

Bu açıdan DİSK başkanlar kurulunun 13 Mart’ta yaptığı toplantıda aldığı kararları önemsiyoruz. “Emeğin demokrasi seferberliğini” ilan etmiş olmaları, bu kararın hayata geçirilmesi durumunda işçi ve emekçi yığınlara güç ve cesaret verecektir.

DİSK’in özellikle, “bu süreci en geniş emek ve demokrasi güçleriyle beraber yürümeye” karar vermiş olması, siyasi ve toplumsal alanda bir İşçi-Emekçi seçeneğinin ortaya çıkarılmasında son derece etkili olabilir. Şimdi DİSK’ten talebimiz bu kararların hayata geçirilmesi doğrultusunda somut adımlar atmasıdır.

Bu anlamda bu yıl 1 Mayıs mücadele gününü, tüm gücümüzle yeni bir işçi-emekçi kutbunun yaratılması için bir ilk adıma dönüştürmeliyiz.

* * *

Öte yandan, Afrin bölgesine dönük olarak başlatılan operasyonun 58. gününde Afrin kent merkezi, TSK ve ona bağlı olarak faaliyet yürüten “ÖSO güçleri” tarafından ele geçirildi. Operasyon sonucunda binlerce insan hayatını kaybederken yüz binlerce kişi evlerini terk etmek zorunda kaldı.

“Sınır bölgelerimizi terörden temizlemek” olarak sunulan operasyonun asıl amacının, başından itibaren, AKP-MHP blokunun içeride yitirdiği meşruiyeti savaş politikaları ve Kürt düşmanlığı üzerinden yeniden kazanmak olduğunu vurguladık. Afrin kent merkezine girildiğinin bir “fetih ruhuyla”, “Çanakkale Şehitleri Anma Gününe” denk getirilerek ilan edilmesi, operasyonun AKP-MHP blokunun bir seçim yatırımı olduğunu açıkça ortaya koymaktaydı.

“Zeytin Dalı Harekâtı’nın” beklenenden hızlı bir şekilde ve “Fırat Kalkanı’ndan” daha az bir kayıpla neticelenmesi, her şeyden önce, Saray’ın Suriye’de ABD ve Rusya arasındaki çatlaklara kendi açısından başarılı bir şekilde oynayabilmesi sonucunda gerçekleşti. ABD ve Rusya’yla yürütülen yoğun ve gizli diplomasi ile ABD ve Rusya’nın kendi özgül çıkarları doğrultusunda PYD-YPG’yi Afrin’de “cezalandırmaya” karar vermeleri, bu sonucun iki temel nedenini oluşturmakta.

Saray rejiminin dışarıdaki saldırgan ve maceracı politikalarıyla içerideki baskı ve yağma politikaları Türkiye’nin ve bölgenin emekçi halklarına yalnızca kan ve gözyaşı vaat etmekte. Bu durum ancak bölge işçi sınıfının ve ezilen halklarının dayanışması ve ortak mücadelesiyle tersine çevrilebilir.