Duma’daki kimyasal saldırıyı şiddetle lanetliyoruz! Sorumluları insanlık suçu işlemişlerdir!

Tarafların iddiaları ne olursa olsun, bölgeden gelen bilgiler ve görüntü kayıtları Suriye’nin Duma kenti üzerine bir kimyasal silah saldırısı yapıldığı bir gerçektir. Bu saldırıyı gerçekleştiren ve saldırı emrini veren kişiler ve merciler, çoluk çocuk onlarca kişinin ölümüne ve yüzlercesinin yaralanmasına neden olan herkes bu vahşetin sorumlusudur. İnsanlık suçu işlemişlerdir. Ama sadece onlar değil: Bu canice gerçeği saklamaya, saptırmaya, sorumlularını aklamaya ve katliamı küçümsemeye gayret eden tüm kişi ve çevreler de işçi ve emekçi halklar karşısında suçludurlar, vahşetten aynı oranda sorumludurlar.

Saldırının hemen akabinde Esad’ın diktatörlük rejimi ve onun baş destekçileri Rusya ve İran, saldırının rejim tarafından gerçekleştirilmediği savunmasına geçtiler. Hatta bazı liberal ve “sol” çevreler de, Duma’yı ele geçirmenin eşiğindeyken Esad’ın böyle bir çılgınlık yapmayacağı teziyle diktatörü aklamaya çalışmaktadırlar. Oysa daha Suriye devriminin ilk demokratik şahlanış anından itibaren silahsız sivil göstericileri bombardımana tutan ve ülkeyi kanlı bir iç savaşa sürükleyerek yüz binlerce insanın ölümüne neden olan eli kanlı, gözü dönmüş bir rejimin bu vahşeti gerçekleştirmemesi için hiçbir neden yoktur. Kaldı ki, insan hakları kuruluşları Esad rejiminin iç savaşın başlamasından itibaren onlarca kez kimyasal silah saldırısı gerçekleştirdiğini tespit etmişlerdir.

Öte yandan, evet Esad rejimi Duma’yı ele geçirmek üzereydi ve İslamcı milislerin kenti boşaltmasına izin vermeye başlamıştı. Ama onun için sorun İslamcı milislerin de ötesindedir: Duma ve Doğu Guta Esad diktatörlüğü karşısında en muhalif bölgelerindendir ve İslamcıların bölgeyi terk etmesinin ardından demokratik devrimci muhalefetin yeniden canlanması bir olasılıktır. İşte Esad buna izin vermemek için bu bölgeler üzerinde kıyımını sürdürmektedir ve bunu Putin diktatörlüğünün ve İranlı mollaların desteğiyle gerçekleştirmektedir. Tıpkı İkinci Dünya Savaşı sonunda ABD ve İngiliz emperyalistlerinin, teslim olmakta olan Almanya’nın Dresden kentini “hiç gereği yokken” canice bombalayarak yerle bir etmeleri gibi: Zira emperyalistler Dresdenli işçi ve emekçi sınıfların Nazi diktatörlüğünün yıkılmasıyla birlikte kapitalizme karşı seferber olabileceklerini biliyorlardı ve nedenle kentin emekçi halkını çoluk çocuk demeden kıyımdan geçirdiler. Esad da Suriyeli emekçilerden, emperyalist bir bombardımandan daha fazla korkmaktadır.

Duma’daki bu vahşi cinayeti işleyenlerin İslamcı milisler olabileceğini söyleyenler de var. Neden olmasın? Suriye devrimini ezmekte Esad’la, emperyalistlerle, Türkiye’yle el ele veren bu cani sürülerinin ne tür katliamlar yaptıkları herkesçe biliniyor. Ama bu durum, Esad rejimini ve onun kadar emperyalist ülkeleri sorumluluktan kurtarmaz. Zira onları hapishanelerden salıp devrimci halk güçlerinin üzerine süren, silahlandırıp kışkırtan bizzat Esad’ın kendisi değil miydi? Ardından hemen bölgeye üşüşen başta ABD ve İsrail olmak üzere tüm emperyalist güçler de bunları besleyip eğitmedi mi? Bu paralı eşkıyaların her birini kendi amaçlarına göre kullanıp halkın katledilmesine neden olanlar emperyalistler ve bölgedeki diğer yayılmacı, gerici hükümetler değil miydi? Bu açıdan, bombayı hangi elin attığı kadar, hatta ondan da önemlisi, Suriye’yi kana bulayan Esad rejimi ile tüm emperyalist ve yayılmacı leş kargaları da sorumludur bütün bu vahşetten.

Şimdi ABD ve Fransız emperyalizmleri Suriye’yi bombalayacaklarını söylüyorlar. Doğrudan veya dolaylı olsun, bizzat kendilerinin sorumlusu oldukları bir vahşetin “intikamını” alacaklarmış! Yayılmacı Rus rejimi de Esad diktatörlüğünü koruyacağını ilan ediyor. Kimi çevrelerde yeni bir dünya savaşı korkusu yaratan bu kriz büyük olasılıkla (Rusların da bir kenara çekilmesiyle) 2017’de gerçekleşen ABD bombardımanından daha şiddetli bir saldırıya yol açacaktır. Geçen sene İdlib’de Esad rejiminin gerçekleştirdiği kimyasal saldırının ardından ABD Humus yakınlarındaki hava üssünü Tomahawk füzeleriyle vurmuştu. Ama böylesi bir saldırı büyük bir olasılıkla Suriye’deki kimyasal tesislerin ve bir dizi hava üssü ile hava meydanının tahrip edilmesinin, hatta bazı rejim binalarının vurulmasının ardından gizli diplomasiyle sona erecektir. Dolayısıyla söz konusu olan yeni bir dünya savaşı ihtimali değildir. Bu kriz Suriye’nin paylaşılmasında emperyalizm ile diğer yayılmacı güçler arasındaki pazarlıkların son evresidir. Esad rejimi dâhil tüm burjuva kapitalist hükümetler kendi paylarını artırabilmek için Suriye halkı üzerinde kanlı bir kumar oynamaktadırlar. Bu kumarın diyetini ise bütün bu ülkelerin işçi ve emekçi halkları ödemektedir.

Duma katliamının sorumluları Esad rejimi, ABD, Rusya, onların maşaları olan İslamcı milisler ve bunların ardında saf tutan tüm bölge hükümetleridir! Hepsi Suriye halkı üzerinde insanlık suçu işlemişlerdir!

Kahrolsun Esad’ın diktatörlük rejimi!

ABD emperyalizmi, Rusya ve tüm diğer müdahil dış güçler, Suriye’den defolun!

Türkiyeli işçiler ve emekçiler, başta Duma halkı olmak üzere tüm Suriyeli emekçilerin yanındadır!