Dünya kadınları 8 Mart’ta baskıcı rejimlere hayır dedi!

Bu yıl 8 Mart’ta tüm dünyadan milyonlarca kadın emekleri, bedenleri ve kimlikleri üzerindeki baskı ve sömürüye hayır demek için sokaklardaydı. Pek çok ülke ve kentte kitlesel eylemler yapan kadınlar dayanışmayı, birbirlerine ses olmayı ve birlikte güçlenmeyi örgütlediler. Yalnızca 8 Mart’larda değil geçtiğimiz dönemde gerçekleştirilen kadın eylemlerinin sözü ve gündemi farklı da olsa talepler ortaklaştırılmıştı: Kadına yönelik şiddetin her türlüsüne, ücret eşitsizliğine, kürtaj yasağına, cinsiyetçi baskıcı rejimlere hayır!

Son yıllarda Ni Una Menos (Bir Kişi Daha Eksilmeyeceğiz) hareketiyle kadın mücadelesinin başını çekenlerden olan Arjantinli kadınlar “grev yapalım, örgütlenelim, birbirimizin sesini duyalım” diyerek dünya kadınlarını 8 Mart’ta greve çağırdı. Kadın kırımına karşı mücadele veren binlerce Arjantinli kadın “Hayatı ve özgürlüğü istiyoruz” dedi.

Sağcı Halk Partisi’nin iktidarda olduğu İspanya’da altı milyona yakın kadın 8 Mart’ta hayatı durdurarak greve çıktı. İspanya’da 200’den fazla yerde düzenlenen eylemlerde kadınlar “Biz durursak dünya durur” dedi. Ellerinde tencere ve tavalarla sokakları dolduran milyonlarca kadın erkeklerle aynı ücreti almayı ve cinsel sömürü düzeninin son bulmasını talep etti.

Türkiye’de 8 Mart yürüyüşüne katılan on binlerce coşkulu kadın OHAL’e ve AKP’nin baskıcı ve cinsiyetçi politikalarına karşı taleplerini haykırdı. Dünyanın pek çok yerinde gerçekleştirilen bu eylemler ve yükseltilen talepler yalnızca 8 Mart’la sınırlı değil, geçtiğimiz yıllarda da kadın mücadelesinin başını çekmeye devam ediyorlardı.

Polonya’da milyonlarca kadın kürtaj yasağına ve faşizan hükümete karşı sokağa çıkarak Polonya hükümetine geri adım attırdı. İzlanda’da eşit işe eşit ücret talebiyle sokağa çıkan binlerce kadının eylemleri sayesinde artık kadınlarla erkeklerin eşit ücret alması yasal bir zorunluluk haline geldi. İzlandalı kadınlardan esinlenen Fransız kadınlar da aynı taleple eyleme geçtiler. Paris’in yanı sıra birçok kentte iş bırakan kadınlar ücret eşitsizliğini protesto etti. ABD’de Trump’ın cinsiyetçi, ayrımcı ve ırkçı politikalarına ve söylemlerine karşı harekete geçen milyonlarca kadının yürüyüşü tüm dünyadaki kadınlar tarafından sahiplenildi. İran’da molla rejiminin ataerkil baskı politikalarına ve bu politikalardan biri olan başörtüsü zorunluluğuna karşı korkusuzca mücadele veren kadınlar, ülkede sanayi bölgeleri ve fabrikalarda başlayan eylemlere de dahil olarak sınıf taleplerini ve kadın mücadelesini bir araya getirdi.

Pekiyi, son zamanlarda farklı farklı ülkelerde kadınların aynı taleplerle sokaklara çıkması tesadüf mü? Neoliberal düzenin bekçisi ve uygulayıcısı olan cinsiyetçi baskı rejimlerinin çoğalmasıyla kadına yönelik şiddet kadın kırımına dönüştü. Fail ise tek tek erkekler olduğu kadar erkekleri cezasızlıkla ödüllendiren ve cesaretlendiren baskıcı rejimler oldu.

Kadınlar, muhafazakârlığı dayatan; sistematik ve politik olan erkek şiddetini görmezden gelen ve kadınları işsizlik ve yoksullukla “terbiye” etmeye çalışan erkek egemen kapitalist düzene ve onun koruyucusu olan baskı rejimlerine hayır diyor. Dünya kadınları birbirlerinden güç alıyor ve erkek ve devlet şiddetine maruz kalmadıkları, sömürülmedikleri bir dünya için HAYIR diyor.