Öğretmenler kemer sıkma politikalarına sessiz kalmıyor

Son iki ayda dünyanın birçok ülkesinde öğretmen grevlerine tanık olduk. Arjantin, Slovenya, Finlandiya ve ABD’de gerçekleşen, İngiltere’de ise süregelen bu grevler kamuya yönelik saldırıların doğurduğu bir sonuç.

Arjantin’in 17 eyaletinde on binlerce öğretmen 48 saatlik ulusal grev gerçekleştirdi. Arjantin’de öğretmen maaşları çok düşük ve hükümetin önerdiği ücret zammı insanca bir yaşam sürdürebilmeleri için yeterli değil. Öğretmenler, ücretlerin %25 olan enflasyon oranı doğrultusunda artmasını talep ediyorlar. Sendikalar, öğretmenlerin her eyalette kendi hükümetleriyle müzakere etmesindense görüşmelerin ulusal düzeyde yapılması gerektiğini söylüyor. Bu talebin gerekçesine bir örnek olarak, Santa Cruz eyaletinin valisi Alicia Kirchner’in geçen yıl öğretmen maaşlarında %20’lik kesinti yapmaya çalışması gösterilebilir.

Öğretmenler kemer sıkma politikaları ve kamu harcamalarındaki kesintiler nedeniyle Macri hükümetine karşı öfkeli. Arjantinli emekçiler, işçi haklarına saldıran hiçbir anlaşmaya imza atmayacaklarını söylüyor. Hükümetin teklifini ise utanç verici buluyorlar.

Slovenya’da 40 bin öğretmen Şubat grevinden 1 ay sonra bir kez daha greve çıktı. Başkentte düzenlenen eylemin yanı sıra 11 şehirde 15 bin öğretmen protestolara katıldı. Öğretmenler %8 ile %12 arası ücret zammı istedi. Talepleri karşılanmazsa 17 Nisan’da bir kez daha greve çıkacaklarını duyurdular.

Hükümetin 2013 yılından beri uyguladığı kemer sıkma politikaları, kamu emekçilerinin maaşlarını da etkiliyor. Öğretmenler yalnızca ücret zammı değil, mesleki gelişimleri için yatırım yapılmasını ve eğitime ayrılan harcamaların artırılmasını da talep ediyor.

Yakın zamanda işsizleri hedef alan yasa tasarısına karşı işçilerin sokağa döküldüğü Finlandiya’da binlerce akademisyen ve üniversite personelinin katıldığı grev kazanımla sonuçlandı.

Yazarın diğer yazıları

Helsinki Üniversitesi’nde örgütlü sendikalar ile üniversite yönetimi arasında yeni dönem TİS konusunda anlaşmazlık yaşanıyordu. Sendikalar, devletin arabulucusunun önerdiği zammı kabul etmedi ve uzlaşmaya varılmadığı takdirde başka üniversiteleri de kapsayacak 2. grev uyarısında bulundu. %3,45 oranında ücret artışında anlaşmaya varılması üzerine 2. grev iptal edildi.

Hükümetin üniversitelere ayırdığı harcamalarda 2015 yılından beri 400 milyon avro kesinti yapıldığı kaydedildi. Grev, ülkede başka grevleri de tetikledi. Benzer taleple grev ilan eden kreş öğretmenlerinin yanı sıra demiryolu ve liman işçileri de dayanışma grevine çıkacaklarını duyurdu.

ABD’nin en yoksul eyaletlerinden biri olan Batı Virginia’da 30 bin öğretmenin grevi ise kısmi kazanımla sonuçlandı. Yıllardır zam alamayan öğretmenler ücret artışı ve sağlık sigortasının iyileştirilmesi talepleriyle greve çıktı. Tüm dünyada ses getiren grev komşu eyaletlere de sıçradı. Grevin 9. gününde %5 ücret artışıyla anlaşma sağlandı. Sağlık sigortası sorununun çözülmesi içinse bir komisyon kuruldu.

Birleşik Krallık’ta emeklilik haklarını baltalayan düzenlemeye karşı 64 üniversiteden on binlerce akademisyen ve üniversite çalışanı greve çıktı. Bu düzenlemeye göre eğitimciler emekli olduklarında yıllık ortalama 10 bin sterlin daha az ödeme alacak. 4 haftaya yayılarak toplamda 14 gün süren tarihi grev 22 Şubat’ta başladı ve sonraki günlerde Londra’da kitlesel bir yürüyüş gerçekleşti. Birçok kentte gösteriler düzenlendi. Öğrenciler de üniversiteleri işgal ederek grevi destekledi.

Grev başka talepleri doğurarak kapsayıcı hale geldi. Sadece emeklilik hakları değil, güvencesiz çalışma da direnişin gündeminde. Diğer işkollarına dönük saldırılara ve cinsiyete dayalı ücret ayrımcılığına karşı ortaklaşılması gerektiği ifade ediliyor.

12 Mart’ta sendika ve işverenlerin vardığı anlaşma emeklilik hakları tehlikede olan eğitimcilerin taleplerini karşılamadığı için yeni bir grev dalgası ilan edildi. Bazı üniversite çalışanları, sendikaların grevcileri temsil edemedikleri görüşünde. Bu nedenle kısa vadeli kazanımlarla yetinmektense hakları için sürekli mücadele etmekten yanalar.