Tarihte bu ay: Komünistler, İkinci Paylaşım Savaşı’na son verdi

6 sene, 5 kıta, 77 ülke ve 73 milyon ölü… Kapitalizm, 20. yüzyılın ikinci yarısı henüz gelmeden, ilk emperyalist paylaşım savaşından yalnızca 25 sene sonra, ikinci bir kanlı paylaşım savaşını daha bütün dünyaya ilan etmişti. Bu seferki dünya savaşı; İspanya’da, İtalya’da, Almanya’da vuku bulmuş olan işçi devrimlerine gerici birer tepki olarak iktidara taşınmış olan faşist rejimler tarafından damgalanacaktı. Avrupa burjuvazisi, Ekim Devrimi’nin etkisiyle kıpırtı halinde olan işçi sınıflarının devrimci eylemleri karşısında, ekonomik mülklerini kaybetmemek uğruna, politik mülklerini faşist kadrolara teslim etmeye razı olmuştu. Bu, dünya proletaryasının kendi tarihinin en ağır yenilgisi olarak hafızalara geçecekti.

Savaş boyunca Hitler’in orduları fethettikleri Avrupa ülkelerinin burjuva hükümetleriyle neredeyse hiçbir anlaşmazlık yaşamadı. Fransa’dan Norveç’e dek iktidardaki burjuva partileri, şehirlerini kuşatmaya gelmiş olan Nazi ordularına karşı direnmeme; hatta onları misafir gibi ağırlama çağrıları yaptılar. İşgalci Nazi ordularına karşı direnişleri komünist partizanlar, bilinçli işçiler ve anti-faşist proleter milisler örgütledi. Bu sebeple, Churchill değil ama Kızıl Ordu Nazileri son bir kere silip süpürdüğünde, Avrupa’nın büyük bir kısmında Komünist Partiler iktidardaydı.

Ancak ABD’den Roosevelt, İngiltere’den Churchill ve SSCB’den Stalin; Yalta ve Potsdam’da bir araya gelerek Avrupa kapitalizminin yeniden inşası yönünde ortaklaşa bir eylem birliğini ilan ettiklerini duyurdular. Fransa, İtalya, Yunanistan, Yugoslavya ve benzeri birçok ülkede komünist partizanlara silahlarını bırakmaları emredildi. Yunanistan örneğinde olduğu üzere, silahlarını bırakmamaya karar verenler İngiltere ve SSCB’nin ortak askeri operasyonları sonucu öldürüldü. Bütün bu karşıdevrimci girişimlere rağmen, emperyalistler ve bürokratlar Avrupa burjuvazisinin yarısının mülksüzleştirilmesini engelleyemediler.

Geçtiğimiz ay, Suriye’de yaşanan bölgesel egemenlik mücadeleleri dolayısıyla Üçüncü Paylaşım Savaşı’nın kapıda olup olmadığı tartışmalarıyla geçti. Yeni bir dünya savaşının gündemde olup olmadığı ayrı ve uzun bir tartışma konusu. Yine de belirtmekte fayda var ki; eğer emperyalistler arası yeni bir kanlı dünya savaşı patlak verecek olursa, onu da durduracak olan yine işçilerdir. Ve o günün işçileri, Yalta ve Potsdam’da alınan kararlara kulak asmamayı tecrübe etmiş bir sınıfın torunları olacaklar.