Termokar direnişinden: İki anne dört canlı

Yaşadığımız ülkede, işçiler ve emekçiler beden güçlerini kullanarak hayatta kalmaya çalışıyor, gelecek hayali kurmaktan uzak sadece nefes almaya devam ediyorlar. Bin bir zorlukla alınan bu nefes bile işçilere, emekçilere çok görülmekte, geleceksizliğe açlığa yoksulluğa mahkûm edilerek adeta terbiye edilmeye çalışılmaktalar.

2017 Şubatında DİSK Birleşik Metal’de örgütlenmeye başlayan 14 işçi, örgütlenmelerinin patron tarafından duyulması üzerine, performans düşüklüğü gibi uyduruk bir gerekçe gösterilerek işten atılmıştır. Atılan işçilerin hepsi işlerinde deneyimli, kalifiyeli elemanlardır. Fabrikada uzun yıllar emek harcayan bu işçiler, düşük ücrete, güvencesiz ve geleceksiz çalışmaya dur demek için sendikaya üye olmuşlardır. Anayasaya göre her işçinin istediği sendikaya üye olmaya hakkı vardır. Fakat bu işçiler anayasal haklarını kullandıkları için işlerinden olmuşlardır. Patron, yasa tanımayan, hukuk tanımayan bir tavırla sanki suç işlemişler gibi bu tecrübeli elemanlarını işten çıkarmıştır. Bu tavrıyla işçilerin sendikaya üye olmalarını engellediğini bile düşünmüştür.

Oysa aradan geçen bir yıl boyunca işçiler sessizce örgütlenmeye devam etmiş, sendikal yetkiyi almaya hak kazanacak sayıya ulaşmışlardır. Bakanlıktan yetki gelmiş, DİSK Birleşik Metal-İş sendikası işçilerin bu kararlı tutumları sayesinde yetkiyi almıştır. İşveren bunun karşısında öfkesini yeni işçileri kapı önüne koyarak göstermiştir. Atılmanın üzerine, fabrika kapısının önünde direnişe geçen işçilerin yerine kendinizi koyunuz. Bir yıl önce atılmış olan 14 işçi ile bugün işten atılan 16 işçinin birçoğu kiracı, birçoğu kredi borçlusu, bir kısmı yeni evli, bir kısmı da evlilik arifesinde… Ama en can yakanı 6 aylık hamile iki kadın işçinin eşleriyle beraber işten atılmış olmaları ve maalesef bunlardan birisinin de işitme engelli olmasıdır. Bu olay patronun ne kadar vicdandan yoksun olduğunu göstermektedir.

Manisa Organize Sanayi Bölgesinde ısıtma soğutma klima sistemleri üreten bu fabrikanın adı Termokar’dır. Bu işçilerin tek isteği doğacak çocuklarına az da olsa bir gelecek hazırlamak, güvenceli çalışma ve gelecek planı yapmaktır. İşçilerin sırtından trilyonlarca para kazanan patronlar, işçiye bir lokma ekmeği bile çok görmüştür. Bu işçiler doğmamış çocuklarının geleceği için, fabrikada üretimde işinin başında olan arkadaşlarının geleceği için, fabrikalarının önünde, arkadaşlarıyla birlikte, bütün zor koşullara rağmen direnmektedirler.

Termokar fabrikasının sahiplerinin yapmış oldukları bu vicdansızlığın hesabının sorulması, bu iki annenin, dört canlının, atılan diğer işçilerle birlikte, sendikalı olarak işlerine geri alınması ancak ve ancak içeriden ve dışarıdan örgütlü bir mücadele ile mümkündür. Onurlu Termokar işçilerine, kamuoyunun, demokratik kitle örgütlerinin, aydınların, sanatçıların, en önemlisi de onlarla aynı kaderi paylaşan başka fabrikaların işçilerinin sahip çıkmasını, onların yalnız olmadığını göstermesini bekliyoruz. Bu işin sonunda kazanacak olanın Termokar işçisinin olduğunu biliyoruz.

Termokar işçisi yalnız değildir.