Yarıda kalan bir maçın hikayesi…

TFF olaylı Fenerbahçe-Beşiktaş maçının ardından “Maçın tatil edildiği 57. dakikadan itibaren oynanması” kararını almıştır:

1.Maçın tatil edildiği andan itibaren “Maç Üzerinde Şaibe” havası yaratılmış ve RTE bu havadan Fenerbahçeli seçmenlere şirin gözükerek oy devşirme hesaplarıyla her olayda faydalandığı “kumpas var” açıklaması ile kendi açısından gerekli gördüğü adımı atmıştır.

-Fenerbahçe Spor Kulübü yöneticileri “kumpas var” fikrine dört elle sarılmışlardır. Hatta bununla yetinmeyerek hakem raporundan kolaylıkla anlaşılması gereken “Beşiktaş sahayı izinsiz terk etti, hükmen mağlup olması gerekir” tezini öne sürmeye başlamışlardır.

-Fenerbahçe Teknik Direktörü Aykut Kocaman ise Şenol Güneş’i sahtekârlıkla suçlayarak “Kan nerde, kan nerde?” sorularını basın önünde tekrarlayarak hakemin tatil kararının yanlış olduğunu özellikle Fenerbahçe taraftarlarını provoke ederek öne sürmüştür. Bu sahtekârlık suçlamasında, geçmişte bir Trabzon-Fenerbahçe karşılaması öncesi spor yazarı T. Demir’ in yazısında bahsettiği, futbolcu Aygün üzerinden tezgâhlanan bir oyunun psikolojik etkilerinin izlerini görmek mümkün.

-Beşiktaş Kulübü Başkanı Fikret Orman Gezi Olaylarında Beşiktaş taraftarının iktidar karşıtı davranışını törpülemek ve RTE’yi taraftarlara sevimli göstermek amacıyla AKP’yi giderek daha fazla ön plana çıkarma eylemlerine bir yenisini ekleyerek “Gelişen olaylardan RTE’nin daha fazla bilgisi vardır” açıklamasıyla üstlendiği misyonu yerine getirmiştir.

-Yukarıda anlattığım ve maç sonucunu Fenerbahçe lehine bir sonuca çevirmeye yönelik açık/örtük çabalar maçın üzerinden yaklaşık altı gün geçmesine rağmen “kumpas” savını güçlendirecek sonuçlara ulaşılamamıştır. Aksine olayların yoğunlaştığı köşelerde yer alan seyircilerin oralarda devamlı oturan Fenerbahçe taraftarları olduğu basındaki haberlerde yer almıştır. İlerdeki günlerde şu anda gözaltında tutulan seyircilerden bir-ikisinin gönüllü olarak kabul etmesi ve/veya zorla kumpas suçlanması kabul ettirilmesinin hiç de göz ardı edilecek bir olasılık olmadığı açıktır.

2.Maçın hakem Mete Kalkavan tarafından tatil edilmesi raporlarına rağmen kaldığı yerden oynatılması kararı hakem kararlarını bilinen veya açıklanamayan nedenlerle hasıraltı edilmesi sonucunda alınmıştır. Hakemin iki defa stadyum anonsu yaptırdıktan sonra üçüncü defa olayların gelişmesi karşısında aldığı tatil kararının ya yanlışlığını açıklayacaksın, ya da Spor Bakanının söylediği gibi Türk sporunun şiddetle anılmaması yönündeki vatan, millet, Sakarya temalı mesajların arkasına sığınacaksın. Görünen o ki, kolayından ikinci seçenek seçilmiştir. Fenerbahçe kulübüne verilen 3 maçlık cezanın karşılığı Beşiktaş taraftarlarına verilen bir sus payından öte anlam taşımamaktadır.

3.Sonuç itibariyle bir spor müsabakasına siyasal yönde müdahale yapılarak sonuçlandırılmıştır. Bu maçın sonucunun bağımsız olması gereken fakat iktidarın etkisi altındaki organlarca alınması Türkiye’deki genel siyasal yapı dikkate alındığında hiçbir şey ifade etmemektedir.

4.Bu, teknik olması gereken fakat siyasal niteliği ağır basan karar, 800 civarında üyenin katıldığı Beşiktaş Kulübü Divan toplantısında değerlendirilmiş ve spor kamuoyunda beklenmeyen bir şekilde “Beşiktaş’ın yarıda kalan maça çıkmama kararı” olarak sonuçlanmıştır. Bu kararda Beşiktaş Spor Kulübü taraftarlarının “maçın tekrarı yönündeki güdümlü karara” tepkilerinin etkisinin büyük etken olduğu açıkça anlaşılmaktadır. Beşiktaş Divan Kurulunun, yarıda kalan maçın kaldığı yerden devam edilmesi kararına karşı yönetime tavsiye ettiği ve tavsiyeye Beşiktaş Yönetim Kurulu uyarak “maça çıkmama kararı” RTE’nin toplumu dizayn etme ve ilgili organlarca sorgusuzca uygulanan kararlarına “karşı durma”, toplumda pek de rastlanmayan bir “duruş” olması açısından önem kazanmış genel olarak toplumda olumlu bir etki yaratmıştır.

Toplumda bir anlamda şok etkisi yaratan bu “maça çıkmama” kararına iktidarın medya yandaşlarının dolaylı/dolaysız tepkileri yanında, bu tepkilerden farklı gerekçelerle, Fenerbahçe Kulübü taraftarlarının görüşleri ortaya çıkmaya başlamıştır. Bu görüşler bir yanda başta iktidarın sözcüsü durumunda hızlı adımlar atmaya başlayan Bahçeli ve yandaş medyanın açık ve/veya mahcup kalemşorlarının “iktidarı zor durumda bırakacak kararlardan kaçınma”, diğer yandan Fenerbahçe Kulübü taraftarlarının “kulübüm bu karardan olumsuz etkilenmesin” yönündeki tepkileri olarak şekillenmektedir.

Sonuç olarak; Beşiktaş kulübünün “maça çıkmama” yönünde aldığı bu karar, “toplumu ben istediğim şekilde yönlendiririm” şeklinde ifadesini bulan “Tek Adam İktidarı” kararlarına karşı koyuş anlamında çok önemlidir ve toplumda bu yönüyle hak ettiği karşılığı bulmuş ve güncelliğini uzun zaman koruyacaktır sanırım.