Eğitimi piyasalaştırmanın kod adı: Performans sistemi!

AKP hükümeti iktidara geldiği ilk andan itibaren tıpkı kendisinden önceki burjuva partiler gibi neoliberal politikaları benimsedi. Taşeron çalışma sisteminin yaygınlaştırılmasından özelleştirme politikalarına, esnek çalışmanın hâkim çalışma biçimi haline getirilmesinden sermayeye tanınan sınırsız imtiyazlara kadar tüm politikaları kapitalist sistemin çarklarını döndürmek üzerine kurulmuştu. AKP şefi Erdoğan’ın patronlara hitaben sık sık dile getirdiği “Bizim zamanımızda büyük grevler yaşanmadı, daha ne istiyorsunuz!” sözleri işçilerin tüm hak ve kazanımlarının bir bir ellerinden alındığının tercümesiydi aslında. Üretim sektöründe işçileri tamamen sermayenin kucağına iten AKP iktidarı yakın zamanda da kamu emekçilerine ve özellikle de sağlık ve eğitim emekçilerine yönelik ciddi saldırılar başlattı.

Sağlık alanında döner sermaye, kamu hastaneleri birlikleri, sağlık kurumlarının “CEO”lara bağlanması gibi çok sayıda saldırıya imza atan AKP iktidarı eğitim alanında da boş durmadı. Dershanelerin kapatılması söylemiyle emekçilerin gözünü boyamaya çalışan AKP iktidarı yarattığı şoklarla özel okul sayısını bir anda devlet okullarına denk hale getirdi. Ücretli öğretmenlikten sözleşmeli öğretmenliğe pek çok esnek çalışma biçimini kamusal eğitime hâkim kılan AKP iktidarının eğitimi piyasalaştırma hedefinin son adımı da performans sistemi oldu.

Genelde fabrikalarda işçiler üzerinde uygulandığını bildiğimiz ve üretimin mümkün olduğunca seri hale getirilmesini hedefleyen performans sisteminin sağlık ve eğitim gibi temel insan hakkı olan alanlarda uygulanmasının zararları diğer kapitalist ülkelerde defalarca görülmüştür. Bu nedenle pek çok kapitalist ülke sağlık ve eğitim alanlarında performans uygulamalarından uzun süre önce vazgeçmiştir. Ancak bizim ülkemiz gibi azgelişmiş kapitalist ülkelerde performans sisteminin ısrarla uygulanmaya çalışıldığını sıklıkla görüyoruz. Bunun temelinde de aşırı kâr hırsı yatmaktadır.

Yazarın diğer yazıları

Temelinde emekçileri birbirleriyle yarıştıracak bir ortam yaratmak ve bu yarışma ortamı sayesinde iş yükünü artırmak olan performans sistemi tamamen eğitimi sermayeye teslim etmenin bir ön adımıdır. Bunun örnekleri diğer özelleştirmelerde defalarca görülmüştür. Önceki özelleştirmelerde de tıpkı Milli Eğitim Bakanı’nın ifade ettiği gibi “çalışanların mesleki yeterliliklerini ve niteliklerini artırmak” tarzında sözler edilmiş ama nihayetinde emekçiler kendilerini kapının önünde bulmuştur.

Yukarıda da ifade ettiğimiz gibi performans sistemi sağlık ve eğitim gibi temel insan hakkı olan hizmetler için uygulanabilecek bir sistem değildir. Hele hele öğrencilerin, velilerin, muhtarların vb. eğitim emekçilerine not verecek olması büyük bir tehlikedir. Bu sistem bir yandan birbirleriyle yarışacak eğitim emekçilerini birbirlerine düşman edecek, diğer yandan da öğretmen – öğrenci – veli ilişkilerini yozlaştıracaktır.

Eğitimi sermayeye peşkeş çekmenin bir adımı olan performans sistemi, eğitim emekçileri kadar tüm emekçileri tehdit etmektedir. Nitelikli, parasız, eşit eğitim hakkı büyük tehlikededir. Bu tehlikeye karşı mücadele sadece eğitim emekçilerinin değil tüm emekçilerin üzerine vazifedir ve performans sistemine dur demek için bir an önce birleşik bir mücadele hattı örülmelidir.