Erdoğan’a küsen bulut

Haber ajanslarının aktardıklarına göre 5 Mayıs günü Ankara Mamak’ta yaşanan sel sonucunda 6 kişi sele kapıldı, üç yaralı var ve 100’ün üzerinde araç hasar gördü. Ankara’nın atanmış belediye başkanı Mustafa Tuna durumu doğaya havale ederek selin 500 yılda bir yaşanan bir afet olduğunu ifade etti.

Mustafa Tuna ilgilenmemiş olsa da bölgede selin ve taşkının her an yaşanabileceğini ifade eden raporlar yayımlanmıştı. Tuna günü kurtarmak yerine çaba sarf etse Ankara’da taşkın ve sellerin Haziran-Ağustos aylarında gerçekleştiğini görebilir, mevcut durumun olağandışılığını ve kendi kabahatini kabul etmek zorunda kalabilirdi.

AKP’nin belediyecilik anlayışı yalnızca müteahhitlerin para kazanabilmeleri üzerine kurulu; teknik birikim, estetik ve dayanıklılık gibi basit meziyetlerden ise tamamen yoksun. Bunun en büyük acısını yaşayan şehirlerden biri de Ankara. Melih Gökçek Ankara’da yaptıkları ile yıllardır seli çağırıyordu. Eymir ve Mogan göllerinin etrafında geçmişte bulunan bataklık alanlar hem gölün kuraklık halinde tamamen kurumasını engelleyen hem de taşkınlara karşı bir emniyet supabıydı. Bu alanlar önce beton parklara çevrildi ve imara açıldı. Bunu takiben gölün etrafında akışı çekebilecek alanlar da aynı biçimde imara açıldı. Bu da yetmedi, gölün su seviyesindeki 1,5 metrelik düşüş de normal kabul edilerek göle içine ne kadar su koyacağına kendilerinin karar verdiği bir leğen muamelesi yapıldı. Bölgede sel yaratmak için kasıtlı bir çaba verilseydi Gökçek’in yaptıklarından daha fazlası yapılamazdı.

TMMOB Meteoroloji Mühendisleri Odası eski başkanı İsmail Küçük “Normalde sel olarak geçiştirilebilecek olayların felakete dönüşmesi kentleşme politikalarının bir sonucudur,” diyerek durumu özetliyor.

AKP’nin belediyeciliği seli getirdi ancak selin bu mevsimde yaşanması, başta belirttiğimiz üzere altyapıdan daha büyük sorunlarla da muhatap olduğumuzu gösteriyor. Mevsimsel anormallikler dönem dönem yaşanır. Ancak uzun aralıklarla yaşanan mevsimsel anormalliklerin dünyada bu kadar sık yaşanması tehlikenin çok daha derin olduğuna işaret ediyor. Küresel iklim değişikliği insanlığı ve tüm canlılığı tehdit eder boyutlara ulaştı. Su baskınları, olağandışı yağış rejimleri, kuraklıklar vb. ile dünya hızla büyük bir felakete sadece ilerlemiyor, gezegenimiz de bizzat felaketin içerisinde. Bunun en acı örneklerinden biri Güney Afrika’daki Cape Town. Cape Town’un dünyanın tamamen susuz kalan ilk şehri olmasına günler ya da saatler kaldı.

Cengiz Aytmatov SSCB’de yasaklanan bir öyküsünde, her hareketinde Cengiz Han’ı takip edip kavurucu güneşi kapatan, O’na dostluk eden bir buluttan bahseder. Bulut bir gün, bir sebepten Cengiz Han’a küser ve Cengiz Batı’ya sefer düzenlemeyi bırakır.

Kapitalist birikim ve rekabet adına ekolojik yıkım yaratan burjuvaziye bulutlar küstü. Bunu gören yönetenler de içecek sudan mahrumken, sel baskınları kaderini bize yaşatmak için büyük çaba sarf ediyorlar.

Ankara’da, Türkiye’de ve dünyada tehlikeye karşı doğadan yana olabilecek bir tek işçiler var! Yalnızca işçiler tüm kirletici sanayinin kamulaştırılmasını savunabilirler. Zararlılardan vazgeçilmesini sağlayabilirler. Kâr için değil, doğadan yana bir planlama ile iklim değişikliğine ve altyapı sorunlarına müdahale edebilirler.