Kılavuzu inşaat olanın ekonomisi…

Ülke ekonomisini inşaat üzerinden büyütme vizyonsuzluğuna inatla devam etmeye çalışan hükümet, düşen konut satışları karşısında seçimler öncesi konut kredilerinde faiz ve vergi indirimine gitti.

Seçimlere kadar konut satışının düşmesinin engellenmesi veya en azından sabit kalması umuduyla konut KDV oranları yüzde 18’den 8’e, tapu harçları yüzde 4’ten 3’e, kredi faizleri de yüzde 1,25 ortalamadan yüzde 0,98’e düşürüldü. Ülke ekonomisini ve eriyen Türk Lirası’nı düze çıkarmak için uzun vadeli merkezi sanayi planları yerine kervanı yolda düzmekle meşgul olan iktidar, günübirlik ekonomi politikalarıyla topallayarak ilerlemeyi tercih ediyor.

Bu tercih bilinçli yapılıyor. Çünkü Saray’ın çevresinde kümelenen sermaye grupları içinde inşaat patronları büyükçe bir yer tutuyor. İktidar, çevresinde konuşlanan ve inşaattan büyük rantlar elde eden bu büyük konut şirketleri ve küçük ölçekli müteahhit grupları aracılığıyla ekonomiye can suyu vermek gibi boş bir hayal içinde.

Bu faiz ve vergi “önleminin” uzun dönemde işe yaramayacak olmasının çeşitli sebepleri var. Öncelikle sektörde gerçek anlamda doygunluğa ulaşılmış durumda. Yapılan her konut, ihtiyaç olduğundan değil, artan konut fiyatları üzerinden spekülasyon yapma, yani rant elde etme amacıyla yapılıyor. Yüz binlerce konut boş bir şekilde satılmayı veya kiralanmayı bekliyor. Zaten bu indirimleri de halihazırda bekleyen bu evlerin el değiştirmesi için yapmaktalar. Kredi faizleri düşmüş olsa da bankalar arası faiz hâlâ çok yüksek, bu da konut yapım maliyetlerinin arttığı anlamına geliyor. Özellikle döviz ve petrolün yükselmesiyle her malın üretim maliyeti arttığı gibi konut üretiminin de maliyeti artıyor.

Tekrarlayalım, konut mübadelesinin en büyük sebebi barınma ihtiyacı falan değil. Daha yüksek fiyattan satılmak için alınan ya da kira geliri elde etme arzusuyla yatırım olarak görülen binalar söz konusu. Şöyle düşünün; bir tarafta devamlı el değiştiren, rant dışında bir getirisi olmayan içi boş kullanılmayan binalar, bir tarafta da ev sahibi olabilmek için dişini tırnağına takan işçiler ve emekçiler… Üretmeyen balon ekonomisi için daha güzel bir örnek olabilir mi?

Oysaki barınma, ekmek su kadar zaruri bir ihtiyaçtır. Konutları, rant ve gelir sağlayan metalar olmaktan çıkaracak ve parasız hale getirecek vizyon, ancak işçi denetimindeki merkezi ve planlı bir ekonominin sonucu olabilir. İhtiyaca yönelik kamusal toplu konutlar, düzenli kent yaşamı sağlayacağı gibi boşa giden milyonlarca liranın merkez hazinesinde kalmasına yol açacaktır. Piyasa ilişkilerinden kopan ve ihtiyaç doğrultusunda üretilen konutlar, kamusal denetimle kullanıcılarına teslim edilecektir. Bir düşünün, merkezi sistemli ve planlı toplu konutlar altında “Ev alabilecek miyim?” düşüncesi ve kira derdi olmadan yaşamak… Hayal mi? Bize göre bu akıldışı konut fiyatlarından daha gerçekçi.