Tek çıkış: Seferberlik ve emeğin demokrasisi – Gazete Nisan

Tek çıkış: Seferberlik ve emeğin demokrasisi

Baskın seçim tarihinin açıklanmasıyla birlikte burjuva partiler arasında adaylık tartışmaları da tüm hızıyla sürüyor. AKP-MHP ittifakının adayı zaten belli… Burjuva muhalefet ise ortak bir aday çıkartabilir miyiz yoksa ilk turda her parti kendi adayını çıkartsın ikinci turda ise hepimiz kalan adayı mı destekleyelim tartışması içerisinde.

Onlar için mesele seçimlerde Erdoğan’ı yenebilecek, yeni bir başkan adayı bulabilmeye kilitlenmiş durumda. Başkanlık rejimini ortadan kaldırmaya dönük ne bir istek ve söylem ne de bir program söz konusu.

Ancak toplumun geniş kesimlerinde tartışmanın buraya sıkışmış olmasının ve “kötülerin iyisini” seçmeye zorlanacak olmanın basıncı mevcut. İşçiler, emekçiler ve toplumun geniş kesimleri için bu basıncı yaratan en temel etken, başkanlık rejiminden çıkışa dair kimsenin net bir önerisinin olmaması. Başkanlığa karşı olan parti, sendika ve bireylerin katıldığı platformlar ve taban örgütlenmelerindeki (Demokrasi için Birlik, Seçim Süreci Meclisleri, vb.) tartışmalar da bunu doğrular nitelikte.

Bir taraf adaylık meselesini öne çıkartarak burjuvazinin “ilerici” kanadını destekleyip desteklememek konusunda utangaç bir tavır sergilerken diğer taraf da adaylık tartışmalarından ve burjuva muhalefetin acil ihtiyaçlarına cevap üretememesinden kaynaklı olarak kendisini sadece sandık güvenliği meselesine odaklamayı hedeflemekte.

Bizler, tek adamlık rejimine karşı partilerin, sendikaların ve örgütsüz bireylerin katıldığı bu tip oluşumların, tüm eksiklikleriyle birlikte, başkanlığa karşı mücadelede oldukça önemli bir yere oturduğunu düşünüyoruz.

Başkanlık rejimi Erdoğan’ın tek başına ortaya attığı bir formülden öte, burjuvazinin, kapitalist sistemin krizine dönük geliştirdiği tüm ekonomik, sosyal ve demokratik haklarımıza dönük ortak bir saldırı planı. Bu nedenle de 24 Haziran’a kadar Türkiye’nin tüm bu sorunlarını erteleyip kaderimizi burjuva muhalefetin ellerine teslim etmek bizlere dilediğimiz bir geleceği sunmayacak.

Asıl görevimiz, ekonomik, sosyal ve demokratik haklarımıza yönelik saldırılara karşı emeğin demokrasisini inşa etmeyi hedefleyecek bir örgütlülük ve seferberlik yaratabilmek adına sendikaların, sosyalistlerin ve yerel meclislerin ortak bir mücadele hattı doğrultusunda bir araya gelebilmesi. Bu oluşumlar güçlerini birleştirerek yerellerde örgütlülüğü sağlamalı, hem seçimler, hem seçim günü hem de 25 Haziran sabahı ve sonrası için kitleleri, işçiden emekçiden yana yeni bir anayasanın hazırlanması doğrultusunda barajsız seçimlerin yapılması adına seferber edebilmeli. Güçlü bir 1 Mayıs bu umudu yaratabilmemiz için önemli bir fırsat. Bizler de önümüzdeki dönem bu hat doğrultusunda bir araya gelmeyi sürdürecek, mücadelemizi birleştirmenin yollarını arayacağız.