İnsanca yaşam için insanca ücret!

Hayat daha pahalı, emek daha ucuz… Ocak ayından Mayıs’a, yani sadece dört ay içinde bile yoksulluk sınırı 200 TL artı. Türk lirası döviz karşısında değer kaybetmeye devam etti. Fiyatlar, ücretler karşısında hızla yükseldi. Artık daha yoksuluz! Bu sonuca, AKP’nin büyük iştahla sürdürdüğü neoliberal politikaların sonucunda geldik. Üstelik daha kötüsüne doğru hızla sürükleniyoruz. Açlık sınırının altında kalan ücretlerimizle bir ekonomik krizle karşı karşıyayız.

Bu koşullar altında seçimlere giren bir ülkede, işçi ve emekçilerin gittikçe kötüleşen durumuna ilişkin çözümlerin konuşulmasını beklersiniz, değil mi? Oysa bizlerden çok patronların bekası konuşuluyor. Bizlerin en temel talep ve ihtiyaçlarımızın ise birer vaatler politikasına indirgenmesine tanıklık ediyoruz yeniden. Milyonlarca işçi ve emekçinin insanca yaşam talebine; asgari ücrete, emekli maaşlarına, yaşlılık aylığına yapılacak kısmi zam ve ikramiye vaatleriyle cevap veriliyor.

Hiçbir vaat ise işçi ve emekçilerin durumunda gerçek bir iyileşme sağlayacak bütüncül ve kalıcı bir düzenlemeye işaret etmiyor. Neticede, yüksek enflasyona sahip ve satın alma gücünün aydan aya hızla eridiği Türkiye gibi ülkelerde, ücretlerdeki kısmi artışlar göz bile boyayamayacak hızda değer kaybediyor.

Oysa çok temel bazı düzenlemeleri hayata geçirerek işçi ve emekçilerin hayat pahalılığı karşısında mücadelesine bir cevap üretebilmek mümkün.

Yoksulluk sınırının üzerinde bir asgari ücret!

Öncelikle, bir emekçinin asgari ücretinin, kendisinin ve ailesinin temel ihtiyaçlarını karşılayabilecek insanca yaşam düzeyine çıkarılması gerekiyor. Bu açıdan asgari ücret belirlenirken, dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için gereken aylık gıda harcaması ile konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu aylık harcamalarının toplamı dikkate alınarak oluşturulan yoksulluk sınırı göz önünde tutulmalıdır. Asgari ücret bu ihtiyaçlardan hareketle sendikalar tarafından belirlenmeli ve vergiden muaf tutulmalıdır.

Ücretlerde enflasyon oranında otomatik artış!

Ancak bu tek başına yeterli değil. Özellikle Türkiye gibi hızlı enflasyon artışına sahip ülkelerde ücretler enflasyona göre oynak merdiven sistemiyle ayarlanmalıdır. Yani ücretlerin, tüketim mallarındaki fiyat artışı oranında otomatik olarak artırılması sağlanmalıdır. Böylelikle alım gücü düşmeyecek, ücret aydan aya erimeyecektir.

Fiyat denetim komiteleri

Bununla eşgüdümlü olarak, fiyatlar üzerinde de denetim sağlanmalıdır. Aksi durumda, özelikle gıda ürünlerinde görülen fiyat ayarlamaları sonucunda ücretli çalışanların satın alma gücü düşmeye başlar. Bu sebeple halk fiyat denetim komiteleri oluşturulmalıdır.

Emekçilerin ücretlerinde gerçek bir iyileşme ancak bu üç ayaklı düzenleme sağlandığında elde edilebilir. Ve ancak bu garanti edilerek, artan yoksulluk ve kapıya dayanan kriz karşısında bedel ödeyenlerin işçiler ve emekçiler olmasının önüne geçilebilir. Aksi durumda kemer sıkma politikalarının ağır sonuçlarıyla, ücretlerdeki kesintilerle karşı karşıya kalacağımızı öngörmek hiç zor değil. Ancak bu tek başına bir niyet sorunu değil, bir tercih sorunudur.