Tarihte bu ay: 7 Haziran 2015 genel seçimleri

7 Haziran 2015 tarihinde gerçekleşen genel seçimler sonucunda AKP %40,9, CHP %25,0, MHP %16,3, HDP %13,1 ve SP %2,1 oy aldı. Böylelikle Erdoğan’ın başkanlık isteği geciktirilmiş, AKP tek başına iktidar olamamış ve HDP barajı geçmişti.

Seçim sonuçlarının ardından koalisyon kurulmadı. 1 Kasım 2015 tarihinde tekrar seçim yapıldı. Ancak 7 Haziran’dan 1 Kasım’a uzanan 5 ay, yaşadığımız en uzun beş ay olacaktı.

17 Temmuz günü Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kürt Açılımını başlatan Dolmabahçe Mutabakatı’nı tanımadığını söyledi. 20 Temmuz gününde Urfa’nın Suruç ilçesinde Kobani’ye yardım götürmek üzere toplanan gençlere yönelik IŞİD’in canlı bomba saldırısında 33 genç öldü. İki gün sonra PKK’nin Ceylanpınar saldırısını üstlenmesi ile birlikte TSK’nin operasyonları hızlandı. 11 Ağustos’ta Erdoğan, çözüm sürecinin buzdolabına kaldırıldığını açıkladı. 5 Eylül’de Cizre’de sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Çatışmada 20’ye yakın sivil öldü. 6 Eylül’de Dağlıca’da 16 askerin ölüm haberinin gelmesinin ardından Erdoğan “400 vekil verilseydi bunlar olmazdı” dedi. 10 Ekim’de Ankara’daki “Emek, Demokrasi ve Barış Mitingi”nde iki canlı bomba saldırısı oldu. Yaralılara müdahale etmek için koşanlara polis biber gazı sıktı. Ankara’da 102 kardeşimiz öldü.

2015 yılının Haziran ayında İşçi Cephesi gazetesinin manşeti “İşçi ve Halk Düşmanı AKP yenildi” demekteydi. Temmuz-Ağustos sayısında ise manşet “Erdoğan Başkanlık Rejiminden Vazgeçmiyor: Neoliberal başkanlık rejimi çöpe!” diyordu. Gazete AKP’nin gerçekten yenilene kadar her şeyi deneyeceği ifade ediyor ve zaferin ancak bir işçi-emekçi alternatifi ile garanti edilebileceğini yazıyordu. Tekrar seçimin henüz ilan edilmediği Eylül sayısının manşeti “Barajsız seçim, Kurucu Meclis, demokratik anayasa, işçi-emekçi hükümeti” oldu. Tekrar seçimin kesinleştiği Ekim sayısı ise, savaşa ve başkanlık rejimine karşı HDP’ye oy çağrısı yapıyor; “Kapitalizmden ve baskı rejiminden kopuş için: Kurucu Meclis ve işçi-emekçi hükümeti” diyordu.

Seçim sonrasındaki manşet “7 Haziran’dan 1 Kasım’a 700 ölü! Korku ve Umutsuzluğun Zaferi!” iken gündem yazısı şu sözlerle tamamlanıyordu: “…insanlık kendi önüne ancak çözüme bağlayabileceği sorunları koyar. Çünkü yakından bakıldığında, her zaman görülecektir ki, sorunun kendisi, ancak onu çözüme bağlayacak olan maddi koşulların mevcut olduğu ya da gelişmekte bulunduğu yerde ortaya çıkar. Maddi koşullar uygun ama değiştirmezsen değişmez. Ve evet, son sözü hep mücadele edenler söyler.”