2 Temmuz hâlâ güncel, mücadelemiz de öyle!

2 Temuz 1993, Türkiye’nin en utanç verici günlerinden biri olarak tarihe geçti. 33 insanın diri diri yakıldığı (iki otel görevlisi ve göstericilerden de 2 kişi bu sırada hayatını kaybetti) ve esas sorumluların halen yargılanmadığı ve bir türlü cezalandırılmağı bir katliam… 33 canımızı hiç dinmeyen bir özlemle anıyoruz.

2 Temmuz Sivas katliamının üzerinden tam 25 yıl geçti fakat, Alevi kitleler üzerindeki baskıda herhangi bir değişiklik olmadı. Bir devlet politikası olarak Alevilere uygulanan ayrımcılık ve baskı, AKP hükümetleri döneminde aynen devam etti ve derinleşti. Sahte açılımlarla Alevileri denetim altına almaya çalışan AKP, bu politikaları tutmayınca mezhepçi ve ayrımcı politikalarını açıktan uygulamaya girişti. Erdoğan mitinglerinde Alevileri kitlelere yuhalatmaktan dahi çekinmedi. Erdoğan din ve inanç özgürlüğü söylemini dilinden düşürmezken, Alevilerin, diğer inanç kesimlerinin ve ateistlerin inanç özgürlüğünü ayaklar altına almakta bir beis görmedi.

Maraş, Çorum ve Sivas katliamının faili eli kanlı katiller ve bu katliamların siyasi sorumluları ülkede rahatça dolaşmaya devam ederken, eylemlerde Alevi gençleri öldüren polisler, AKP tarafından korunup kollanıyor, sırtları sıvazlanıyor. Bir yandan da AKP hükümeti kendi muteber Alevisini yaratmaya çalışıyor. Her konuda ahkam kesen Erdoğan, Aleviliğin de tanımını yapmaya girişiyor, “Alevilik Hz. Ali’yi sevmekse ben dört dörtlük bir Aleviyim” diyerek, Alevilere Alevilik dersi vermeye girişiyor!

Sivas katliamı bugün güncelliğinden hiçbir şey yitirmedi çünkü, bugün Cemevi’ndeyken polis kurşunuyla katledilen Uğur Kurt’un katili AKP hükümeti tarafından korunuyor. Berkin’in, Ethem’in, Ali İsmail’in ve katledilen diğer Alevi gençlerinin katilleri yargılanmıyor, tam tersine ödüllendiriliyor. Aleviler devlet kurumlarından dışlanmaya devam ediyor. Sözde laik olan bir ülkede Sünni-İslam temelli mezhepçi politikalar hükümet eliyle hayata geçiriliyor, Aleviler üzerindeki baskı yoğunlaştırılıyor. AKP hükümeti mezhepçi politikalarını Ortadoğu coğrafyasına da taşıyarak, bölge halkları arasında düşmanlık tohumları ekiyor.

Mezhepçi politikalara son verilmesi, Aleviler üzerindeki baskıların durdurulması, Alevi katliamlarının fiziki ve siyasi sorumlularının yargılanması ve cezalandırılması, katledilen Alevi gençlerinin katillerinin yargı önüne çıkarılması için mücadeleye devam etmek zorundayız. Çözüm, Gezi isyanında mücadelenin ön saflarında yer alan Alevilerin demokratik talepleriyle, hatırı sayılır bir kesimini yoksul Alevi kesimlerin oluşturduğu işçi sınıfınının ekonomik, sosyal taleplerini birleştirecek bir mücadele hattını oluşturmaktan geçiyor.