Açsınlar işletme defterlerini

İzmir Gaziemir’deki Ege Serbest Bölge’de kurulu bulunan ve otomobiller için elektrik aksamı üreten Amerikan firması Aptiv (eski adıyla Delphi) fabrikası yöneticileri işçilere fabrikanın kapatılacağını ilan etti. Şirket daha önce İstanbul’daki fabrikasını kapatmıştı. Yakın gelecekte Bursa’dakini kapatacağı da belli oldu.

Kapanma söylentilerinin başladığı iki yıllık süreçte fabrikada çalışan işçi sayısı 3 binlerden 600’lere kadar düşmüş durumda. Şimdiye kadar gönüllü olarak tutulan çıkışlar ise artık zorunlu hale getirildi.

Fabrikaları kapatmanın gerekçesi, “ülkenin içinde bulunduğu siyasi ve ekonomik kriz ve artan maliyetlerin rekabet ortamını engellemesi” imiş. Birincisi, işten çıkarılan işçiler ülkenin içinde bulunduğu siyasi ve ekonomik krizin suçlusu değil. Tam tersine mağdurları. Sendikalaşmaları engelleniyor, grevleri yasaklanıyor, sözcüleri hapislere atılıyor. Sadece, sahte bir “demokrasi” adına dört beş yılda bir sandık başına gidiyorlar. Onlar sadece “yarım saatlik demokrasi”nin kurbanları. Patronların bu gerekçesi kabul edilemez.

İkincisi, Delphi patronlarının siyasi ve ekonomik krizden şikâyet etmeye hakları yok. Bugüne kadar AKP hükümetlerini bizzat onlar desteklediler. Ama asıl şikâyetleri yeterince kâr edememek. O nedenle fabrikaları, işçi ücretlerinin çok daha düşük ülkelere taşımak niyetindeler. Bu aşırı kâr hırsını onaylamak da mümkün değil. Diğer ülkelerdeki işçi kardeşlerimizi köleleştirmelerini de kabul edemeyiz.

İşletmenin zarar ettiğini söylüyorlarsa açsınlar bakalım işletmenin muhasebe defterlerini. Görelim durumu. O çok gürleyen ama yağmayan Türk Metal sendikacılarının görevi, biraz daha iyi kıdem tazminatı alıp işçileri işsizliğe mahkûm ederek patronun işini kolaylaştırmak değil, işçilerle birlikte işletmenin defterlerini denetlemek olmalı. Sonucun hiç de işverenin iddia ettiği gibi olmadığına inanıyoruz.

Ama eğer işletme hakikaten zarardaysa, neden fabrikalar kamulaştırılmasın? Böylece fabrikalar, işçilerin denetiminde ve planlı bir şekilde rahatça üretim yapabilir. Bir devletin görevi de fabrikaları açık tutmak ve yeni iş alanları açmak değil mi? Eminiz, işçi denetiminde üretim yapan bir kamu işletmesinde, bırakın zarar edip işçi çıkarmayı, yeni işçilere ihtiyaç olacaktır.

İşte bunun için, işçi denetiminde bir planlı ekonomiyi uygulamaya koyacak bir işçi-emekçi hükümeti için mücadele ediyoruz.