Cinayet var!

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi’nin bu ay açıkladığı rapora göre Haziran ayında Türkiye’de en az 149 işçi iş cinayetine kurban gitti. Ölenlerin 9’u kadın ve 2’si 14 yaş altında olmak üzere 6’sı çocuk. Yine İSİG Meclisi’nin açıkladığı rapora göre 2018’in ilk 6 ayında en az 907 işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti. Bu rakamlara göre Türkiye’de her gün en az 5 işçi iş cinayeti sonucu yaşamını yitiriyor. Son bir veri olarak şunu da ekleyelim; ölümler 81 ilin 78’inde gerçekleşmiş ve ölenlerin %98’i sendikasız!

Saray rejiminin bize layık gördüğü hayata bakın! Milyonlarcamız işsizliğin pençesinde hayatta kalmaya çalışırken, iş bulacak kadar “şanslı” olanlarımız insanlık dışı koşullarda, yoğun bir sömürüye maruz kalarak can veriyor. Onların Türkiye’si “yeni” olabilir, bizim için değişen bir şey yok! Bir yandan insanca koşullarda çalışmak ve yaşamak istedikleri için sendikalı olan binlerce işçi işten atılıyor, diğer yandan insanlık dışı koşullarda çalışmaya zorlanan işçiler yaşamlarını yitirdiklerinde “fıtrat” diyerek geçiştiriliyor. Bu nasıl bir fıtrattır ki onlara saraylar, bize borç dağları ve yoksulluk düşüyor. Bu nasıl bir fıtrattır ki onlar zenginleşiyor, biz fakirleşerek ölüyoruz. Ülkenin tamamına yayılan bir cinayet düzeni bu. Ölümcül koşullarda çalışmak kural, insanca koşullarda çalışmak ise bir istisna haline gelmiş durumda.

İşte “Yeni Türkiye” bize bunu vadediyor. Herhangi bir güvenceden yoksun, sendikasız ve ölüm tehlikesiyle burun buruna bir çalışma düzeni. Üstelik insanlık dışı ücretlerle… Patronlar, krizi bahane etmeye başladılar bile… Ufukta bizim için daha çok işsizlik, daha çok ölüm ve insanlık dışı koşullarda sefalet ücretleri görünüyor. “Yeni Türkiye” bu sorunların derinleşerek devam etmesinden başka bir anlam ifade etmiyor. İktidar, alın terimizi yandaşlarına peşkeş çektikçe, bize daha çok işsizlik, daha çok sefalet ve daha çok ölüm düşecek. Çözüm ise basit: Başkasından medet ummadan, kendi öz gücümüze güvenmekten geçiyor. Dayanışmadan, sendikalaşmadan, işyerlerini patronlardan bağımsız işçi denetimine almaktan başka bir çözüm yolu düşünmek açıkça hayalperestlik demek oluyor. Bunu, artarak devam eden ölümler kanıtlıyor…