Fransız Devrimi: Jakobenlerden öğrenmek, onları aşmak için

Komünizmin dünya ordusu olan bizler, Jakobenizmle tarihsel hesaplaşmamızı çoktan yapmışızdır. Ama kansız, soğuk liberalizmin saldırılarına, iftiralarına ve aptalca sövüp saymasına karşı da Jakobenizmi savunuruz biz. Burjuva demokrasisi başka hangi döneminde, 1793’ün Jakoben, sans culotte, tedhişçi, Robespierre’ci demokrasisinde olduğu kadar yükselebilmiş ve insanların yüreğini öyle büyük bir alevle tutuşturabilmiştir?

Lev Troçki

 

Fransız Devrimi, hiçbir şüphe yok ki, insanlığın sosyal ve ekonomik yaşantısını radikal bir şekilde dönüştürdü. Yerel aristokratların ve soyluların çeperinde parazit gibi toplandığı eski rejime – monarşiye – karşı, topluma yeni yeni sirayet etmiş olan burjuva sınıfı, siyasal iktidarı ele geçirmek uğruna ilk adımlarını attı. Ancak bu yeni kentli sınıf, politik arenada bir iktidar mücadelesi sürdürebilmek adına daha çok zayıftı. Burjuva toplumunun, geçmişin efendileriyle hesaplaşabilmesi için gerekli olan o inanılmaz güç ihtiyacı, feodal despotizme karşı ayaklanan bir ulusun toplu gücü ile mümkün olabildi. Bu yönüyle Fransız Devrimi asla bir burjuva devrimi değildi; o bir “baldırı çıplaklar” (sans culotte) devrimiydi. Ne var ki, iktidar aygıtları, ayaklanan yoksulların değil, Fransız tüccarlarının elindeydi.

Burjuvazinin, devrimi kısmen de olsa destekleyen siyasal programı, kitleler bir kere seferber olunca tuzla buz oldu. Fransız burjuvasının en zengin üst tabakası, devrim hareketinin Jakobenler Kulübü’nün sol kanadıyla beraber özel mülkiyet karşıtı bir içerik kazanmaya başlamasıyla, XVI. Louis ile bir ittifaka girdi. Burjuvazinin eski rejim ile imzaladığı barış, bu utanç verici “bir arada barış içinde yaşam” politikası, seferberlik halindeki ulusun demokratik taleplerini doğrudan doğruya burjuvaziye yöneltmesiyle sonuçlandı. Genel oy hakkı da, cumhuriyet de devrimin ikinci aşamasında, feodallerle el sıkışmış burjuvalara karşı ayaklanıldığında kazanıldı.

Fransız burjuvazisi sadece eski düzenin yıkılmasında kitlelere önderlik edememekle kalmadı; onu ileriye sıçramaya zorlayan kitleleri monarşinin silahlarıyla geri püskürtmek için de sırtını bu rejime dayadı. Bu ihanet, dünyanın bütün köşelerindeki işçiler için öğrenilmesi birincil önemde olan bir ders olarak tarihe geçti.