İstanbul’da Onur Yürüyüşü’ne Yasak: “Hiçbir yere gitmiyoruz!”

Bütün dünyada LGBTİ+ Onur Yürüyüşleri coşkulu bir şekilde gerçekleştirilirken bizim payımıza yine plastik mermiler ve göz yaşartıcı gazlar düştü. İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası kapsamında 1 Temmuz Pazar günü gerçekleştirilmek istenen yürüyüş, son 3 senedir olduğu gibi yine yasaklandı. 2002 yılından beri barışçıl bir şekilde gerçekleşen yürüyüşün yasaklanmasının en büyük nedeni hep “güvenlik” oldu. Sağ ve İslami örgütlerden gelen tehditlerin “kamu düzeni”ni bozacağı ihtimali ve Ramazan ayında bu gösterinin yapılmasının “uygun olmayacağı” gerekçe gösterildi. Mevcut tehditlere karşı göstericilerin korunmasını sağlamak kolluk kuvvetlerinin göreviyken çare Valilik tarafından yürüyüşün tamamen yasaklanmasında bulundu- halbuki bu sene ne tehdit alınmıştı ne de Ramazan ayıydı!

Yasağa rağmen Beyoğlu Mis Sokak’ta toplanıldı ve Onur Haftası Komitesi basın açıklamasını okudu. Açıklamada “Bugün burada varoluşumuzun verdiği onurla ve onurumuzun verdiği güçle bizlere sınırlar çekmeye çalışanlarla alay ediyoruz… Sadece bizler değil, tüm coğrafya tek adamın iradesi altında sınırlandırılmışken bütün coşkumuzla ve enerjimizle buradayız ve herkese güç oluyoruz. Tek adam rejimine karşı verilen mücadelenin bizler olmadan başarıya ulaşamayacağını toplumun tüm kesimlerine hatırlatıyoruz. Taksim’deyiz, sınırları aşmak konusunda kararlıyız, biz hiçbir yere gitmiyoruz” denildi. Basın açıklamasından sonra yürüyüşe başlamak istendi fakat polis müdahalesi gerçekleşti ve gün gözaltılarla son buldu!

Son yıllarda katlanarak büyüyen bu yürüyüşlerden rahatsız olan iktidar yıldırma politikalarıyla hareketi sindirmeye çalışmakta, LGBTİ+ bireylerin toplumsal görünürlüğünü baskıcı yöntemlerle azaltmak istemektedir. Her ne kadar gerek OHAL’ler, gerek yeni yetkilerle donatılmış yeni “başkanlık sistemimiz”in toplumsal muhalefet üzerindeki baskısını artıracağını öngörebilsek de on yıllardır kendisini mücadele içinde kurmuş LGBTİ+ hareketinin bu baskılarla yılmayacağı açıktır.

Türkiye’de yasaklara rağmen kutlanmaya çalışılan Onur Yürüyüşü, dünyanın pek çok yerinde serbestçe kutlandı. Brezilya’dan Avustralya’ya, Japonya’dan Güney Afrika’ya pek çok ülkede yürüyüşler düzenlendi, LGBTİ+ hareket taleplerini dile getirdi. ABD’de “No Justice No Pride” hareketi “Capital Pride’ı toplumun en çok marjinalleştirilen kesimlerini dikkate almadığı için eleştirmiş, özellikle Trump’ın göçmen, siyah, kadın, Müslüman karşıtı politikasında herkes için özgürlük sağlanmadan “onur”un gerçekleşemeyeceğini söylemiştir. Güney Afrika’daki yürüyüşte aileler, politik partiler, öncü örgütler ve kaynak sağlayan kuruluşların daha önce LGBTİ+ topluluğunun ilerlemesi adına verdikleri sözleri tutmaları istenmiştir. Kanada’da kayıp olan ve öldürülen LGBTİ+ bireylere dikkat çekilmiş ve polisin bu olaylar karşısındaki tutumu eleştirilmiştir. Filipinlerdeki yürüyüşe ise Hristiyan bir grubun pankartlarla katılıp Hristiyanların LGBTİ+ topluluğuna vermiş olduğu zarardan dolayı özür dilemeleri dikkat çekti.

Birleşik Krallık’ta büyük bir anket araştırmasının verileri doğrultusunda oluşturulan “LGBT Eylem Planı”nın Pride öncesinde açıklanmasıyla “Pride in London” gündemine bu eylem planını aldı, eleştirilerini ve taleplerini dile getirdi. Kuzey İrlanda’da aynı cinsiyetten evliliklerin yasallaşmamış gündeme getirildi, eğitim ve iş alanındaki ayrımcılığın yok edilmesi ve nefret suçlarının önlenmesi adına daha somut adımların atılması gerektiği vurgulandı. Hükümet LGBTİ+ bireylerin yaşam koşullarının iyileştirilmesi için hemen eyleme geçmeye çağrıldı, toplumun her alanına eşit katılımın ve mutlu-güvenli bir hayatın amaçlanması gerektiği söylendi Bu sene de yüz binlerce insanın seferber olduğu Pride vasıtasıyla LGBTİ+ bireylerin sorunları ve olasılıklar bütün dünyada tartışıldı.