Kadın mücadelesinin önlenemeyen yükselişi

Arjantin, İrlanda, Şili… Bunlar, devletlerin tüm baskılarına karşı kadınların, sınıf mücadelesinin devam edebildiğini gösterdikleri ülkelerden birkaçı. Yüz yıllardır, kadınlar, egemenler tarafından rahatça sömürülebilmeleri için çeşitli yöntemlerle baskılara maruz kalıyor. Ancak kadınlar asla mücadeleden vazgeçmeyerek, belki de asıl çıkış yolunun kadın mücadelesinden geçtiğini gösteriyor.

İrlandalı kadınlar 1980 yılından beri anayasalarında bulunan kürtaj yasağının kaldırılması için mücadele ediyordu. Mücadele asla kolay şartlar altında değildi. Evli olmayan hamile kadınlar yurtlara kapatılıyor, sömürülüyor ve bebekleri ellerinden alınıyordu. Katolik Kilisesinin kurduğu ciddi bir baskı ve istismar ortamı vardı. Sağlıklı kürtajı ancak maddi durumu yeterli olan kadınlar başka ülkelere giderek yaptırabiliyordu. Bu süreçte kadınlar sokağa çıkmaya, taleplerini dile getirmeye, İrlanda ve tüm ülkelerdeki hem kadınları hem de erkekleri desteğe çağırmaya devam etti. Sonunda, 26 Mayıs 2018 günü gerçekleşen referanduma gelindi ve kürtaj yasağı büyük ölçüde gevşetildi.

Arjantin, kürtaj yasağına karşı yıllardır mücadele sürdürülen bir diğer ülkeydi. Bu mücadele, hükümetin uyguladığı tüm baskı politikalarına karşı gerçekleşen mücadelelerin bir sembolü niteliğinde. Kadınlar burada da, “Köpeklerimiz hamile kaldığında onlara kürtaj yaptırmıyoruz” diyerek yasağı devam ettirmeye çalışan milletvekillerinin varlığına karşı parlamentonun önünde saatlerce soğukta nöbet tuttu. Sonunda kadınlara kürtaj hakkı veren yasa kabul edildi. İrlanda’dakiyle yakın zamanda gerçekleşen bu kazanım bir yandan da mücadelelerin etkileşim halinde ve evrensel olduklarının bir ispatı oldu.

Son dönemde bize kadın mücadelesinin büyük bir seferberlik örneğini gösteren ülke ise Şili’ydi. Türkiye gibi kadın cinayetlerinin devamlı yaşandığı bir ülke olan Şili, diğer Latin Amerika ülkeleriyle başlattığı “Bir Kişi Daha Eksilmeyeceğiz” (Ni Una Menos) kampanyasına durmaksızın devam ediyor. On binlerce kadın şiddet, cinsel istismar, cinsiyetçi eğitim ve işyerinde cinsiyet eşitsizliğine karşı tüm ülkede sokaklara çıktı. Üniversite ve liseler, kadına karşı şiddete ve okullarda da çokça yaşanan cinsel istismara son verilmesini isteyen öğrenciler tarafından işgal edildi. Şilili kadınlar geçen zamanla yılmıyor, direnişleri sönmüyor ve taleplerini elde edene kadar bu mücadeleye devam edeceklerini gösteriyor.

Bunlar, kadın mücadelesinde bir ay içinde yaşanan seferberliklerden sadece birkaçıydı. Tüm dünyada ezilen ve sömürülen kesim olarak kadınlar, yaşadıkları eziyete, aldıkları hapis tehditlerine ve bulundukları baskı ortamlarına rağmen mücadeleden asla vazgeçmiyor. Dünyanın pek çok yerinde gittikçe artan baskı ortamına rağmen, kadınların dayanışması üzerine kurulan seferberlikler, asla sönümlenemeyen ve devamlı yükseliş halinde olan tek mücadele türü olarak karşımızda duruyor. Belki de baskılara ve erkek egemen kapitalizme karşı kesin çözümün kadın mücadelesinden geçtiğini artık görmemiz gerekiyor.