Gemi

İmrenmemek gerçekten zor… Türkiye ekonomisi büyüdü; başarı AKP’nin! Yollar, köprüler, inşaatlar yapıldı; başarı AKP’nin! Türkiye’ye milyarlarca kredi aktı; başarı AKP’nin! Kısacası işler yolunda gidiyorsa, başarı ve kazanç varsa hep AKP sayesinde oldu! Ama bugünlerde olduğu gibi, evdeki hesap çarşıya uymadıysa, kriz ve kayıp varsa saldırı altındayız! Ne güzel dünya, değil mi? 2002’den bu yana AKP hükümetlerinin memlekette gerçekleşmiş tek bir sorunla ilgili, konu ne olursa olsun, üstlendiği minicik bir sorumluluk dahi yok. AKP asla sorumluluk kabul etmez. Ortada bir sorun, başarısızlık varsa nedeni mutlaka iç-dış hainlerdir.

Bugün içinde bulunduğumuz kriz koşulları sürpriz mi? Perşembenin gelişi çarşambadan belliydi. 16 yıldır AKP hükümetlerinin ülkeyi siyasi, sosyal, ekonomik bir uçuruma sürüklediğini söyleyip durduk. Örneğin 60 milyar doları aşan özelleştirmelerin, üretimi tamamen dışa bağımlı hale getirerek ülke ekonomisini mahvedeceğini belirttik. AKP hükümetlerinin izlediği politikaların ve aldığı kararların tarımı, hayvancılığı, doğayı yok edeceğini ısrarla anlatmaya çalıştık. Bu gerçekleri söylediğimiz için ülke ekonomisinin gelişmesini istemeyen hainler ilan edildik. Geldiğimiz nokta işte ortada.

Malum, ne zaman bir kriz, bir bunalım olsa “hepimiz aynı gemideyiz” tekerlemesi hemen tedavüle sokulur. Yine öyle oldu. Zaten tüm göstergeleri bozulmuş ekonomi, ABD ile yaşanan Brunson kriziyle birlikte Türk lirasında aşırı değer kaybını tetikledi. Borcu, cari açığı almış başını gitmiş, sürekli sıcak paraya ihtiyaç duyan, buna mukabil kredi imkânları kısıtlanmış ve pahalanmış bir ekonomi için bu durum sürdürülemez bir tablo ortaya çıkardı. Ve hemen “hepimiz aynı gemideyiz” denmeye başlandı.

Peki, gerçekte emperyalist-kapitalist geminin daimi yolcuları olan patronlar ve iktidarlar, “aynı gemideyiz” diyerek aslında ne demek isterler? Şunu: “Biz yeryüzünün en acımasız neoliberal politikalarını yıllarca uygulayarak hormonlu büyümenin kaymağını yedik, yedirdik. Deniz bitti, kara göründü. Şimdi iş faturayı ödemeye geldi. Sıra halkımızda…”

Faturayı ödemesi istenen işçi ve emekçiler de haklı olarak soruyorlar: Yerken birlikte miydik ki faturayı öderken birlikte olalım? Faturayı kimler yarattıysa onlar ödesin! Bu kadar net…