İstismar – Gazete Nisan

İstismar

Hangi yollar denendi de konu idama geldi?

Aynı hafta içinde Ağrı ve Bursa’da iki kız çocuğunun kaybolduğunu ve akabinde istismar edilip katledildiklerini öğrendik. İstismar edilenin kendini koruyamayacak ufacık çocuklar oluşu, katlediliş biçimlerinin ortaya çıkması toplumda infial yarattı. Devletliler “Bu konudaki hassasiyetimiz biliniyor” deyip çocuk istismarcılarının hadım edilmesi önerisini yineledi ve konu kısa sürede idama geldi.

Oysa Ensar Vakfı’ndaki cinsel istismar vakaları hakkında Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı’nın “bir kere yaşanmış bir olay” demesinin üzerinden sadece iki yıl geçmiş. Sanki bu iki yıl içinde çocuk istismarına karşı mevcut yasalar herkese eşit ve tam tamına uygulanmış yahut erken yaşta evliliklerin önünü açan müftülük yasası gibi kanunlar çıkarılmamış, sanki 15 yaş üstü çocuklar cinsel saldırılara “rıza verebilen” kişiler olarak sayılmamış gibi… Sanki tüm çareler denenmiş, tüm önleyici tedbirlere başvurulmuş ve çare olmamış gibi bugün bir kez daha idamı ve hadımı konuşuyoruz. Geçtiğimiz yıl, 12 yaş üzerindeki çocukların tecavüzcüsüyle evlendirilmesi halinde cezasızlık getiren değişikliğin kadınların mücadelesiyle geri püskürtüldüğünü önemle hatırlatmak isteriz.

Hadımı ve idamı konuştukça gerçek çözüm gizleniyor!

Keşke gerçekten de toplumda cinsel isteğini kontrol edemeyen, bu yüzden çocuklarımıza musallat olan 3-5 tane erkek olsaydı ve biz de onları ilaçla hadım ederek bu illetten kurtarabilseydik. Ya da bir tanesini Taksim Meydanı’nda sallandırsak ve bir daha asla çocuk istismarı haberi almasak… Ne yazık ki (!) ne istismarcılar sapık, ne de sayıları üçü beşi geçmiyor. Dahası, cinsel istismar vakalarında istismarcı çoğunlukla başka cisimlerle çocuğu istismar ediyor, yani konunun cinsel arzuyla ilgisi yok. Bu yüzden öncelikle cinsel istismarın bireylere indirgenemeyecek kadar cinsiyetçi sistemden kaynaklanan toplumsal kökenleri olduğu gerçeğini kabul etmemiz gerekiyor.

Yüksek ceza / idam cezasızlık demektir. Hiçbir ıslah edici niteliği olmadığı gibi, saldırganları kışkırtır ve “tecavüz edip, suç delilini ortadan kaldırmak amaçlı” cinayetlere daha fazla sebep olur. Dahası birçok durumda, istismar edeni ve yakınlarını suçu ihbar yerine örtbas etme arayışlarına iter. Amaç AKP siyasetinin kendini aklaması ve anlık öfkenin dindirilmesi değilse eğer, öncelikle mevcut yasaların indirimsiz uygulanması gerekir. Devletin, hak temelli bir çocuk koruma anlayışıyla istismar hiç yaşanmadan olasılıkların önüne geçmesi gerekmektedir.

Bu sebeple konu idama – hadıma gelene kadar devletin en basit önlemleri derhal alması gerekiyor:

1- Her çocuk, ailesinin maddi durumundan bağımsız olarak eğitim, barınma, sağlık haklarından yararlanabilmelidir. Yoksulluk, çocuk işçiliği, koruyucu-önleyici kapsamlı cinsel sağlık ve toplumsal cinsiyet eğitiminin olmaması istismarı artıran durumlardır.

2- Çocuğun rızası olmaz. Cinsel istismar 18 yaşından küçük tüm çocuklara yönelik yalnız tecavüzü değil bedensel teması içeren her türlü cinsel hareketi kapsayan bir suçtur. Cebir, tehdit, hile varlığına bakılmamalıdır.

3- Çocuk istismarlarında ailelerin ve kamu görevlilerinin derhal bilgilendirme zorunluluğu olmalıdır. Çocuğun istismara maruz kaldığını fark edip bildirimde bulunmak ve çocuğu desteklemek isteyen ebeveyni, öğretmeni vs. destekleyecek mekanizmalar oluşturulmalıdır.

4- Çocuk yaşta ve zorla evlendirmeler önlenmeli, müftülük yasası geri çekilmelidir.