Öğrencilik zor “meslek”

Merhabalar, üniversite tercihlerinin belli olduğu şu günlerde size kendi üniversite deneyimimi anlatmak istiyorum. Bu deneyim hem okuyup hem çalışmak ile alakalı. Eğer ailenizin maddi durumu iyi değilse, okumak için gittiğiniz o şehirde yaşamak için çalışmak zorunda kalacağınızı bildiğimden, size çalışma koşullardan bahsedeceğim. Anketörlük, maskotluk gibi işlerde çalışmış olsam da en uzun süre çalıştığım -ve çalışmak zorunda kalan öğrencilerin en çok tercih ettiği sektör olan- kafe ve barlardaki koşullar ile sınırlı kalmak daha doğru olur sanırım.

Bu işin en çok tercih edilme sebebi çalışma saatlerinin esnek oluşu, haftada 3-4 gün çalışılabiliyor ve gün değiştirmek gerektiğinde iş arkadaşlarınızla vardiya değişimi yapabiliyorsunuz. Bu durum okulu ve işi aynı anda götürme imkânı sağlıyor gözükse de 10-12 saat arası değişen çalışma saatleri bunu pek olanaklı kılmıyor, bazı derslerinizi seneye bırakmak zorundasınız. Ve aynı esneklik patronunuz için çalışmadığınız günlerde çalışmak zorunda olabileceğiniz anlamına geliyor, zaten kendisi, geçici olduğunuzdan sigorta yapmayı da “uygun bulmamıştır”. İşinizin net bir tanımı yok: servis, bar, mutfak, temizlik, tamirat, kuryelik… Aldığınız ücret ise 50 ile 100 lira arasında değişmekte, ancak işlerde herhangi bir düşüş bir anda gün sayınızı azaltabilir, ücretinizde kesintiye yol açabilir ya da sizi işinizden edebilir; hayat düzeninizin ve işinizin güvencesi neredeyse hiç yok.

Okul ile aranız oldukça açılmış olduğundan ve işyerindeki “geçici” konumunuzdan nerede ne yapacağınızı bilemezsiniz. Bu durum iş çıkışları meslektaşlarınızla en çok konuşulan konunun temelini oluşturur. Bir şey yapma ihtiyacına cevap üretebilmek için önce kim olduğumuzun cevabını bulmak gerekiyor. Öğrenci olmaktan kaynaklanan başka sözler söylense bile hepimiz için durum apaçık ortada; biz olabildiğince kötü çalışma koşullarında çalışan işçileriz ve yapmamız gerekenler bu gerçeğin üzerine inşa edilmeli.

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.