Yalancının mumu seçime kadar yanar!

24 Haziran seçimlerinden önce işçileri-emekçileri uyarmıştık, “Bunların yalanlarına, seçim vaatlerine inanmayın; krizin faturasını bizlere ödetecekler” diye. Ama toplumun yarısı inandı ve onları işbaşına getirdi. Şimdi ne oldu?

“Başkanlık gelecek, faizler düşecek” dediler, faiz %28 oldu. “Başkanlık gelecek, enflasyon düşecek” dediler, enflasyon %18’e yükseldi. “Başkanlık gelecek, işsizlik düşecek” dediler, işsizlik %15’i aştı. “Başkanlık gelecek, kurlar düşecek” dediler; dolar 6, avro 7, altın 200 TL’ye fırladı. “Başkanlık gelecek, fiyatlar düşecek” dediler; elektriğe %14, ekmeğe %25, doğalgaza %84 zam yaptılar.

Şubat 2018’de 815 milyar TL’lik döviz borcu olduğunu söyleyen firmalar, bugün aynı borç için şu an “1 trilyon 323 milyar TL borcumuz var” diye yakınıyorlar. Yani, Şubat’ta 3,76 TL olan dolar bugün 6,10 TL olunca, firmaların borç yükü de 507 milyar TL arttı; şaka değil, 507 milyar TL!

“Başkanlık gelince cari açığımız azalacak” dediler. Ama aylık cari açık Mayıs’tan Temmuz’a 516 milyon dolar artıverdi. Yıllık cari açık da durduk yerde 288 milyar TL’den 348 milyar TL’ye fırlayıverdi. Yani başkanlık sistemi sayesinde açık %50 oranında arttı!

Başkanlık gelince ülkeye dışarıdan para yağacağını söylediler. Bırakın para gelmesini, içeriden dışarıya kaçış başladı. İşleri Katar’dan üç beş kuruş dilenmeye kaldı.

Şimdi de “tasarruf planı” hazırlamışlar! Bilin bakalım nereden kısacaklar? Tabii ki ücretlerden, maaşlardan, sağlıktan, eğitimden, taşımacılıktan… Ekmeğe zam yapıp, bir sürü ilacı desteklemekten vazgeçen bir iktidardan başka bir şey beklenebilir mi?

Anlatalım bunları tüm emekçi dostlarımıza. “Bize ekonomik savaş açtılar” yalanlarına da inanmasınlar. Bu tip vaazlarla tekrar aldanmasınlar. Kapitalizmin kendisi zaten patronlar ve patron hükümetleri arasında geçen kıran kırana bir savaştır. Rekabet, soygunda ve ganimette birinci olma savaşıdır. Ve de tabii, her savaşta olduğu gibi garibanlar, halk çocukları, işçiler ve emekçiler cepheye sürülür. Onların patronları için can vermeleri istenir. Bunu da “vatan uğruna” diye yutturmaya çalışırlar.

Öyle, “eyyy” diye başlayan afra tafralarla olmaz. Sosyalizm işbaşına gelince ise ilk yapacağı şey dış borçları, patronların borçlarını reddetmek, ödememek olacak. Dış ticareti tekelleştirip planlı ekonomiye geçmek olacak. Emperyalizme asıl böyle kafa tutulur.

Yorumlar kapalı, ancak trackbacks Ve pingback'ler açık.