3. havalimanı işçileri, kapitalist çalışma koşullarına karşı ayaklandı

24 Haziran seçimleri öncesinde İnce’den Akşener’e, Karamollaoğlu’ndan Erdoğan’a bütün adaylar işçilere ve emekçilere tutmayacakları sözler verirlerken ve işçi düşmanı ekonomi programlarını gizlemeye çalışırlarken, çeşitli göz boyama eylemleri gerçekleştirdiler. Bunların belki de, işçileri kandırmaya dönük olarak en büyük olanı, Erdoğan’ın bir seçim propagandası olarak 3. havalimanına uçağıyla inmesiydi. Erdoğan bu havalimanına inişiyle bir fetih gerçekleştirdiğini düşünüyordu; halktan vergi toplayarak, emperyalistlerden borç alarak, kamu kaynaklarının içini boşaltarak zar zor yaptırmaya didindiği bu havalimanı, onun seçilmesi gerektiğinin en açık işareti değil de neydi? Ama Erdoğan bu havalimanını yaptırırken sadece vergileri, borçları ve kaynakları kullanmıyordu. Aynı zamanda binlerce işçi sömürülüyor, çağ dışı koşullarda kölece çalıştırılıyor ve her gün iş cinayetlerinde öldürülüyorlardı.

3. havalimanı kan ile terin üzerinde yükseliyor. Eğer olur da havalimanı bitecek olursa, yurt dışından ve içinden İstanbul topraklarına inenler, ayaklarını bir mezara basacaklar. Havalimanını var eden, onu inşa eden işçiler her gün ölüyorlar. Tahta kurularının vücutlarını kemirdiği hücrelerde uyumaya zorlanıyorlar. Ücretleri kesiliyor veya hiç verilmiyor. Yolda geçirdikleri süre, mesai saatinden sayılmıyor. İşçi sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin alınmadığı koşullarda çalışıyorlar. Servis kazaları ise neredeyse her gün yaşanan bir hadise.

14 Eylül günü havalimanında, çamurlu yollarda ilerleyen bir servis yine devrildi. Servise hızlı olması söylenmişti çünkü işçiler bir an önce mesaiye başlamalılardı. Aşağı yukarı iki dakikalık bir ek mesainin getireceği kâr için, iki sınıf kardeşimiz kaza geçiren serviste öldüler, daha fazlası ise yaralandı. Bu son cinayet girişimi (çünkü bizim için işçilerin sağlık ve güvenlik tedbirlerini “maliyetli” olacağı gerekçesiyle almamak ancak bir cinayet girişimidir) işçilerin sabrını taşıran son damla oldu. Üçüncü havalimanı işçileri 14 Eylül günü iş bıraktılar; organize olup, taleplerini iletecekleri merkeze doğru yürüyüşe geçtiler. Jandarma şantiye alanına girip eyleme müdahale etti, plastik mermi ve gaz kapsülleriyle işçileri sindirmeyi denedi. Saldırıya rağmen iş bırakma eylemi durmadı ve bütün gün sürdü.

İşçilerin şirket yöneticilerine sunduğu 15 maddelik talep listesi şöyle:

– Eyleme katılan işçiler işten atılmayacak.

– Habersiz şekilde işten atılanlar işe iade edilecek.

– Servis sorunu çözülecek.

– Yatakhane, lavabo, banyo temizlikleri düzenli olarak yapılacak, tahtakurusu sorunu çözülecek.

– Revir personelinin işçilerle ilgilenmesi, gerekli sağlık malzemelerinin temin edilmesi sağlanacak, işçilere dönük aşağılayıcı muamele engellenecek.

– Maaşların tamamı hesaba yatırılacak, elden maaş ödemesi yapılmayacak.

– Geçmişe dönük ödenmeyen ücretler ödenecek.

Yazarın diğer yazıları

– İşçi ve formenler aynı yemekhanede yemek yiyecek.

– Sorunlara sebep olan İGA yetkilileri görevden alınacak.

– Talepler basın karşısında okunacak.

– İş cinayetleri çözülecek.

– 6 aydır maaşları yatırılmayan işçilerin ödemeleri yapılacak.

– Bayram ikramiyesi verilecek.

– Azerbaycanlı işçilerin bulunduğu ekibin başı Selim Öztürk, yarattığı mağduriyet dolayısıyla işten atılacak.

– İşçi kıyafetleri alınacak.

Bu talepler henüz kabul görmedi ve bu nedenle de mücadele henüz sonuçlanmadı. Jandarma birlikleri, saraydan aldıkları emirle sabaha karşı şantiyeyi bastı, kapıları kırdı, işçileri yaka paça dışarı çıkardı ve zor kullandı. Şu ana kadar toplam 543 işçi gözaltına alındı. Evet 543 işçi, havalimanı üzerinden kâr elde edecek olan Beştepe’nin ve oligarkların talepleriyle zorla alıkonuyor.

Anlaşılan işçilerin gözaltına alınması emrini veren yetkililer, 15 maddelik bir talep listesine sahip olan işçilerin listesini 16 maddeye çıkardığını anlayamıyor: Bütün sınıf kardeşlerimiz derhal serbest bırakılsın!

Üçüncü havalimanı işçileri, başkanlık rejiminin sömürü çarkları karşısında bir çıkış yolu arayan bütün emekçilere ve işçilere yolu gösterdi. Tabiri caizse onlar buzu kırdı, yolu açtı. Şimdi bütün bir sınıfın ve sınıf sendikaları ile partilerinin, havalimanı işçilerinin haklı talepleri etrafında kenetlenmesinin zamanıdır.