3. havalimanı: Sendikalar iş cinayetlerine karşı derhal seferber olmalı

Türkiye’de her üç ayda bir, bir Soma oluyor; yani her ay yüzün üzerinde sınıf kardeşimizi, iş cinayetlerinde kaybediyoruz. Gerekli güvenlik ve sağlık tedbirleri, patronlara bir ek maliyet olarak gözüktüğü için şantiyeler, fabrikalar, atölyeler işçilerin mezarları haline geliyorlar. Adeta “mezarda emeklilik” olarak anılan politikaların henüz emekliliği gelmemiş olan emekçi kardeşlerimize dayatıldığı bir gerçeklikle karşı karşıyayız. Bu kanayan yaraya karşı derhal harekete geçilmesi gerektiği aşikar. İşçilerden yana bir güvenlik ve sağlık tedbirleri siyaseti inşa edilmeli, hem de acilen.

Bu noktada sendikalara çok iş düşüyor. Sendikalar, patronların rüşvetle çağırıp teftiş ettirdiği iş güvenliği uzmanlarının raporlarına karşı, iş yerlerine kendi alternatif uzmanlarını sokmalı ve kendilerinin hazırladıkları raporlar uyarınca gerekli önlemlerin alınmasının bir yasal hak haline getirilmesi için mücadele etmeli.

Zira durum vahim; işçi sınıfının bireyleri her gün teker teker, onar onar öldürülüyorlar. Neden? Türk kapitalizmi kâr etmeyi sürdürebilsin diye. On binlerce işçinin ve emekçinin cinayetlere kurban gittiği durumlar, tarih biliminde ya iç savaş, ya da soykırım olarak anılır. Doğru, iktidar ve patronlar kendi çıkarları uğruna işçi sınıfına karşı bir iç savaş vermekte. Doğru, bu savaş sırasında işçiler soykırımdan da geçirilmekte. Bu nedenlerle acil bir eylem planı derhal olmak üzere hazırlanmalı. Bu eylem planı işçilerin kendilerini iş cinayetlerinden korumalarını sağlayabilecek; daha doğrusu iş yerlerinde cinayetlerin olanaklarını yaratan koşulların ortadan kaldırılmasını sağlayacak taleplerle donatılmalı.

Üçüncü havalimanı işçilerin bu gündemin ne denli yakıcı olduğunu ispatladı. İşçiler her gün ölmemek uğruna ayaklandılar. Bugün itibariyle Türk kapitalizminin yağma ve talan politikaları o denli şiddetlenmiştir ki, işçi sınıfı açısından eceliyle ölmek neredeyse bir demokratik hak statüsü kazanmıştır. Biz bu demokratik hakkın kazanılıp muhafaza edilmesini merkezine koyacak olan bir sınıf seferberliğinin zorunlu olduğu düşüncesindeyiz. Zira mücadele olmadan, kazanım olmaz. Ve işçiler de mücadeleye hazır olduklarını her yerde ilan ediyorlar. Bu tablodaki asıl eksiklik bir rehber, bir eylem programı, işçilerden yana  mücadeleci bir sendikal anlayış!

İstisnasız bütün sendikaların görevi şu anda bu eksiklikleri kapamak ve gidermek için ellerinden geleni artlarına koymadan çalışmaktır. Üçüncü havalimanı şantiyesinin kapısına gidildi ve polis girişe izin vermedi mi? İşçilerle temas edene, onlarla konuşup, iş cinayetlerini ortadan kaldırmayı öngören programımızı ve taleplerimizi onlara anlatana kadar şantiyenin kapısında yatıp kalkmalıyız.

İşçi sınıfını, iş cinayetlerine karşı insanca çalışma ve yaşama koşullarının mümkün olduğuna; bunun, onların seferber olmaları durumunda kazanılabilecek bir hak olduğuna ikna etmek önümüzde duran en çetin görevlerden biri. Bu bağlamda sendikalar önümüzdeki dönem için önlerine koydukları çalışma temposu ile hedefini revize etmeliler ve bütün olanaklarını, iş cinayetlerine karşı işçileri yaşatabilmek için seferber etmeliler.

Evet, bütün olanaklarını.