AKP’nin yeni 2023 vizyonu: İflas, tensikat, işsizlik

Hükümetin geçtiğimiz günlerde açıkladığı Yeni Ekonomik Program’dan (YEP) da izlenebileceği üzere önümüzdeki yıllarda iflaslar ve işten çıkarmaların devam edeceğini söylemek yanlış olmaz. Zira, Berat Albayrak’ın açıkladığı verilere göre Türkiye yeniden enflasyon ve düşük büyüme sarmalına girmiş durumda. Hükümetin açıkladığı verilerin gerçekdışılığını bir kenara bırakıp, söz konusu verileri temel alsak bile, en iyi ihtimalle 2021 yılında %5 büyüme hedefine ulaşılabileceği öngörülmüş durumda. Bu, içinde bulunduğumuz ekonomik krizin henüz en dip noktasında olmadığımızın da bir işareti. Buna dayanarak, AKP’nin 2023 vizyonunun işçi ve emekçiler için hiç de vaat edildiği gibi cennet bahçesi olmayacağını söyleyebiliriz. Daha şimdiden ülkenin her yerinden, borç yapılandırma, konkordato, iflas ve tensikat haberleri geliyor.

Eski maliye bürokratlarından Hakan Özyıldız’ın açıkladığı listeye göre şu an Türkiye’de iflas başvurusunda bulunmuş 200 şirket bulunuyor. Bu şirketlerin neredeyse tamamı inşaat ve turizm sektöründe faaliyet gösteriyorlar. Bunlara konkordato ilan eden veya borç yapılandırmasına giden şirketler de eklenince önümüzdeki dönemde AKP’nin kimi feda, kimin borcunu ise eda edeceği Tek Adam Rejimi’nin geleceğine ilişkin önemli veriler sunacak.

Bütün bunlar bir kenara, biz işçi ve emekçileri ilgilendiren esas önemli konu bu krizin faturasını kimin ödeyeceği sorusu olmalı. 16 yıldır iktidarda olan AKP’nin borcu borçla çevirirken, ekonomide sıcak parayla yapay bir büyüme sağlarken yandaşlarına aktardığı zenginliğin, inşa ettiği sarayların, yolların ülke ekonomisini güçlendirmekten ziyade zayıflattığını, bağımlılığını artırdığını gazetemizde çok defa dile getirmiştik. Şimdi, kriz bahanesiyle çokça duyduğumuz “yerli ve milli” ağızların arkasında kesif bir işsizlik ve yoksullaşma bizleri bekliyor.

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin (TOBB) açıkladığı verilere göre geçtiğimiz yıl Türkiye’de 14 bin 701 işyeri kapandı. 2018’in ilk altı ayında ise 5 bin 906 işyerinin kapısına kilit vuruldu. Hükümet, krizin psikolojik olduğunu iddia etse de rakamlar gerçek. Bir buçuk yılda yaklaşık 21 bin işyeri kapanmış. Bu, her gün yüzlerce, hatta binlerce insanın işsiz kaldığı anlamına geliyor. Hükümet, kapanan işyerlerinde çalışan işçileri işsizliğin pençesine terk ederken, yoksulluk ve hayat pahalılığı her gün biraz daha görünür hale gelirken kapanan işyerlerinin, işçilerin denetiminde kamulaştırılması ve yeniden faaliyete geçirilmesi tek gerçekçi ve kalıcı çözüm olarak önümüzde duruyor.