Kürtaj hakkı için mücadele sürüyor!

Kadınların haklarını yok sayan kapitalist hükümetlere karşı dünya çapında kürtaj hakkı mücadelesi sürüyor.

Arjantin Senatosu 8 Ağustos’ta, az bir oy farkıyla kadınların kürtaj hakkını tanımayı reddetmişti. Düzen partileri ve Kilise gibi dini kuruluşlar güvenli ve yasal kürtaja karşı kadın düşmanı kampanyaların başını çekiyor. Ancak tek kürtaj karşıtı onlar değil, aralarında Peronistler ve hatta Kirchneristler de var. Hatta, Peronist sendikalardan bazıları 7 Temmuz’da kürtajın yasallaşmasının sendikalar tarafından karşılanan sağlık planları üzerinde yaratacağı ekonomik yükten “endişe” duyduklarına ilişkin bir bildiri yayınladılar. Buna rağmen, Arjantinli kadınların kapitalist ideolojiye ve dini muhafazakârlığa tepki olarak başlayan ve dünya çapına yayılan seferberliği durdurulamıyor. Ni Una Menos’un (Bir Kişi Daha Eksilmeyeceğiz) açtığı politik alan ve eylemlilik, uluslararası kadın grevleriyle devam ediyor. Kadınlar kemer sıkma politikalarına, cinsel istismara ve eşitsizliğe karşı sokakları işgal etmeye devam ediyor. Bu minvalde, kürtaj mücadelesinde tüm dünyaya öncülük eden Arjantin kadın hareketinin yeni hedefi 28 Eylül’ün tüm dünyada uluslararası kürtaj günü olarak bir mücadele gününe dönüştürülmesi.

Türkiye’de kürtaj yasal mı?

Kürtaj hakkı, biz Türkiyeli kadınlar için de hâlâ yakıcı ve güncel bir talep olarak duruyor. Mevzuatla ilgili değişiklik tasarısı, 2013’teki kadın hareketinin çabasıyla geri çekilmişti ancak siyasi söylemlerle sanki yasakmış gibi algı yaratıldı. Şu anda birçok hastane ve sağlık çalışanı kürtajın yasak olduğunu düşünüyor. Hatta yasal sürenin kaç hafta olduğuna dair de bilgi kirliliği yaşanıyor. Yasadaki “onuncu haftanın sonuna kadar” vurgusu “onuncu haftaya kadar” olarak yanlış yorumlanırken, bazı hekimlerin kendileri de bunu gerekçe göstererek kişilerin taleplerini reddediyor. Yine yasal düzenlemede herhangi bir değişiklik olmamasına rağmen anestezinin sürece dahil edilmesi ve kürtajın yapılabileceği zamanın daralması veya anestezi uzmanının ya da gönüllü doktorun bulunmaması gibi nedenlerle kürtaj talepleri reddediliyor.

Kürtaj hakkı mücadelesi, kadınların bedensel özerkliği için mücadele ettiği tıbbi bir talepten çok öte bir anlam ifade ediyor. Çünkü bugün tüm dünyada güvenli kürtaja erişim, imkânlar doğrultusunda farklılaşmış olduğu için sınıfsal bir başkaldırışı da içinde barındırıyor. IMF’nin borç yapılandırmasına karşı Türkiye’yle benzer bir ekonomik krizi yaşayan Arjantinli kadınlar “Yaşamak, Özgür Olmak, Borçtan Kurtulmak İstiyoruz” sloganıyla mücadeleyi sadece cinsiyete ilişkin taleplerle sınırlı tutmadıklarını gösteriyorlar. Bir Kişi Daha Eksilmeyeceğiz şiarı etrafında toplanan kadın hareketi, dünyanın her yerinde benzer mücadeleler veren kadınlar arasındaki ortaklıktan besleniyor ve enternasyonalizmi politik kimliğinin temel bir parçası olarak görüyor.

Arjantinli kız kardeşlerimizin 28 Eylül’le devam eden mücadelelerini destekliyoruz ve İşçilerin Uluslararası Birliği – Dördüncü Enternasyonal’in Arjantin seksiyonunun bildirisinden bir bölümü okurlarımızla paylaşıyoruz:

“Kürtajın yasallaşması ve suç olmaktan çıkarılması için uluslararası eylem günü olan 28 Eylül’de, kendi bedenlerimiz üzerine karar verebilmemiz için ikinci kez sokakları fethetmemiz gerekiyor. Dünya çapında bir milyar dört yüz milyondan fazla kadın kürtajın yasak olduğu ya da bir şekilde sınırlandırıldığı ülkelerde yaşıyor. (…) Kürtaj sebebiyle ölenlerin sorumlusu kadınları baskı altına alan, kontrol eden erkek egemen kapitalist sistemin ta kendisi. Kendi kararımızı verebilmek için cinsel eğitim, kürtaja mecbur kalmamak için doğum kontrolü ve ölmemek için yasal kürtaj istiyoruz. Bu nedenle İşçilerin Uluslararası Birliği – Dördüncü Enternasyonal olarak tüm dünyadaki kadın hareketlerini, feminist organizasyonları, siyasi partileri ve sendikaları eylemler düzenlemeye çağırıyoruz. Tüm dünyada erkek egemen baskıya karşı savaşan; sosyalist bir bakış açısıyla mücadelesini, toplumun diğer ezilen ve sömürülen kesimlerin mücadeleleriyle birleştiren bir kadın hareketi için!”