Üçüncü havalimanı işçisi bir İSG uzmanı ile röportaj

3. Havalimanı inşaatında çalışıp iş kazası geçirmiş bir A sınıfı iş güvenliği uzmanı ile yaptığımız röportajı sizlerle paylaşıyoruz. Röportajımızın özellikle çalışma koşullarındaki kötü gidişi pek çok işçinin nasıl normal kabul ettiğini ve burjuva basınında yansıyanın aksine işçilerin artık tamamen dayanılamaz koşullara karşı ayaklandığını bir kez daha gözler önüne sereceğine inanıyoruz.

Havalimanı inşaatındaki pozisyonun neydi?

Havalimanı inşaatı çok büyük bir proje. O devasa havalimanı inşaat alanının içerisinde değildi benim çalıştığım yer. Çalıştığım alan Paşalı Mevkiindeki taş ocağıydı. Ben de burada A sınıfı İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Uzmanı olarak çalışıyordum.

Bu taş ocağında çıkarılan taşlar dolgu malzemesi olarak mı değerlendiriliyordu havalimanında?

Evet, ama taş ocağı yalnızca havalimanına dolgu malzemesi çıkarmıyordu. Aynı zamanda Kuzey Avrupa otoyolu için de malzeme çıkarıyordu.

Senin çalıştığın yerlerdeki çalışma koşulları hakkında bilgi verebilir misin? Direnişteki işçilerin ifade ettiği olumsuz koşullara sen de şahit oldun mu?

Bir kere işçilerin ayrı yemek yediği doğru. Onların ayrı bölmeleri var. Sahada onlarla tabii ki karşılaşıyorduk ancak yemek yerken ne yediklerini bilemiyorduk. Bizdeki konteynırlarda, taş ocağı çok tozlu bir yer olduğu için pencereleri açmak imkânsızdı. O sebeple ben kaza geçirmeden hemen önce konteynırlara klima takıyorlardı. Tabii bunu da lüks olarak düşünmeyin. Felaket bir sıcak ve toz olduğu için klima takılmazsa oradaki işçiler yaşayamazlardı.

Çalışma saatleri nasıldı?

İşçilerin yalnızca 15 günde bir gün izin hakları vardı. Günde 11 saat çalışıyorlardı.

Türkiye’de haftalık çalışma saati 45. Bu durumda işçiler her hafta 26,5 saat fazla mesai mi yapıyorlardı?

Zaten işçilerle öncesinden anlaşma böyle yapılıyor.

Yine de bu anlaşma yasal olabilir mi? Fazla mesai ücreti almıyorlar mıydı işçiler?

O husus şöyle idi. Benim çalıştığım yerde işçilerle 2700 TL maaş üzerinden anlaşma yapılıyordu. Taşeron firma işçilerin maaşını fazla mesai ödemesi yapıyor gibi hesaplayarak bu 2700 TL’yi yatırıyorlardı. Bir şekilde kılıfına uyduruyorlardı.

Ücretler zamanında yatıyor muydu?

Benim şahit olduğum dönemde genelde evet. Yalnızca taşeron çalışanları, ilk işe başladıkları ay maaşlarını alamıyorlardı. Bu da onlara söylenmişti. Ana firma ödemeyi bir ay sonra yaptığı için işçiler ilk ödemelerini 60. iş gününde alıyorlardı.

Taş ocağındaki İşçi Sağlığı İş güvenliği uygulamaları nasıldı?

Ana firmanın İSG’cileri zaten var. Onlar temel planı çıkarıp direktifleri veriyorlar ve taşeronun İSG sorumluları da bu direktifleri uyguluyordu. Haftada 1 kez ortak İSG toplantısı yapılıyordu. Ayrıca ana firmanın İSG uzmanları sahada da dolaşıp eksikleri tespit edip belgeleyerek taşeronda ceza verebiliyorlardı. Örneğin emniyet kemeri takmayan işçiler, kalkışta korna çalmayan şoförler vb gibi yanlış örnekler. Ancak burada sorumlu işçi ve taşeronun İSG uzmanı oluyordu.

Alt taşeron işçilere İSİG eğitimlerini vermekle mükelleftir. Biz işçilere 16 saatlik eğitimi veririz. İşçilerin bu eğitimlere katıldıklarına dair imza alırız ve fotoğrafla belgeleriz. İşçiler ancak bundan sonra çalışabilirler. Bu belgeleri de ana firmaya iletiriz.

Bütün işçiler bu eğitimlerin tamamını alabiliyorlar mıydı?

Evet, tamamı alıyordu. Ancak burası tam mesaili bir çalışma alanı olduğu için eğitimler sırasında da işler devam ettiği için bu 16 saatlik eğitimlerde birer saatle üç-beş işçi geliyordu, diğer saatte başka üç beş işçi. Aynı zamanda işbaşı eğitimler de yapıyorduk.

-Bu durumda her işçi alması gereken 16 saatlik eğitimi almıyordu.

Yok, sırayla alıyorlardı. Öyle 16 saat doluyordu.

-Bu durum aslında işçilerin çok çalışmaya zorlandıklarının ve yeterli İSİG önlemlerinin alınmadığının bir ispatı değil mi?

Aslında öncesinde konuşulanın dışına bir hızlı çalışmaya zorlamak yoktu. Firma zaten çok çalışılacağını baştan söylüyordu.

Peki sen ne zaman kaza geçirdin?

12 Temmuz 2017 tarihinde kaza geçirdim. Tırdan inerken düştüm ve bileğimi kırdım. Genelde yamaç paraşütçülerinin kırdığı bir kemik olduğu için iyileşmem çok uzun sürdü. Çalışamayacağımı gösteren sağlık raporumun süresi bu ay yeni doldu.

Kazayı nasıl yaşadın?

C sınıfı İSİG uzmanı işten ayrılmıştı. Zaten çok uzun süre de kalmıyorlar. Dayanamayıp işten ayrılan çok oluyordu. Dolayısıyla ben de daha çok çalışmak zorundaydım. Tır şoförlerine araç içerisinde İSİG önlemlerini tek tek anlatmam gerekiyordu. Bunları imzalatarak, fotoğraflayarak belgelemeliydim. Diğer tıra yetişmek için hem fotoğraf çekip hem de hızla tırdan atlıyordum ki, düştüm. Zemin taşlık olduğundan ayağımı ters bastım. Kırıldı. Başka İSİG’ci olmadığı için kendi kaza tutanağımı da kendim tutup hastaneye gittim.

-Tekrar çok geçmiş olsun. Son bir husus daha var. İşçilerin talepleri arasında elden maaş almamak da vardı. Böyle bir olaya şahit oldun mu hiç?

Benim bildiğim işçilere bunun yapılması çok zor. Ama mühendislerde elden para verme vardı, bunu biliyorum.

-Senin maaşın nasıldı, geçirdiğin kazadan sonra SGK’dan ücretini tam alabildin mi?

Ben orada iki taşeron firmada çalıştım. İkincisinde maaşın bir kısmını elden alıyordum. O yüzden SGK’dan maaşımdan daha az para alabildim 14 ay boyunca. Firmadan 3.500 TL net resmi maaş alıyordum. 2000 TL’de elden aldım. Kaza geçirdikten sonra bu 2.000 TL bana haksızlık olarak döndü tabii.