3. Havalimanı işçisi: “İnsanca çalışma koşulları talep ediyoruz”

3. Havalimanı inşaatı eylemlerinin ardından şantiyede çalışan bir işçiyle yaptığımız söyleşiyi sizlerle paylaşıyoruz. Söyleşiyi yaptığımız işçi, söyleşiden bir hafta sonra şantiyede bir iş kazası geçirdi. Durumu şu an iyi. Kendisine geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.

Öncelikle sizi tanıyalım, şantiyede ne zamandan beri çalışıyorsunuz ve pozisyonunuz nedir?
Ben teknik personelim, iç mimarım. Bu yılın bahar aylarında işe başladım. 29 Ekim açılışı planlandığından, yoğun bir talep vardı. Firma olarak da birçok arkadaşımla o aylarda işe başladık.

Çalışma koşulları işe girdiğinden bugüne bir değişiklik gösterdi mi? Bugün koşular ne durumda?
Son zamanlar, bitirme telaşı olduğundan yukarıdan gelen baskı herkese yansıdı. Örneğin, ben sahada teknik personel olarak ekipleri yönlendiriyorum. Şefim bana baskı yaparak benim sorumluluğumdaki ekibe baskı yapmamı istiyor. Böyle hiyerarşik bir basınç var. En baştan en aşağıya bu böyle devam ediyor. 29 Ekim hedefiyle çalışan sayısı da son zamanlarda arttı.

Anladığımız kadarıyla hedef 29 Ekim olsa da gerçek bir açılış olmayacak.
Sadece göstermelik bir açılış olacak. Tüm projeyi 10 yılda tamamlama planları var. Totalde altı pist olmasına rağmen sadece iki pist bitmiş durumda.

Çalışma koşullarına dönersek, işçilerin şantiyede kaldıkları yerler kapasitenin çok üstünde işçi barındırıyor. İç mimar ve mühendisler de ayrı yer olsa da şantiyede kalıyoruz. Bir işçi işe başladıktan sonra, şantiyede yatacağı yer ile ilgilenen herhangi biri bulunmuyor. 20 kişilik bir ekip işe başladığında çoğu yerlerde yatmak zorunda kalıyor çünkü plan yok. Altı kişilik koğuşlarda sekiz ya da on kişinin barındığına şahidiz. Bu sorunu yetkililere defalarca iletsek de sorun hala devam ediyor. Böyle bir ortamda tahtakurularının varlığını hepimiz maalesef yaşadık.

Eylemlerin başlamasında servis sorunu da etkili oldu. Ondan da biraz bahseder misin?
İşçiler saat sekizde iş başı yapıyor ama kaldığımız yerler çalışma alanına servis ile 20-25 dakika mesafede. Dolayısıyla yedi buçuk civarında bizim için tahsis edilmiş olan belediye otobüsleri, otobüs tamamen dolduktan sonra kalkıyordu. Ama bu otobüsler belirli bir saate göre değil otobüsün dolup dolmamasına göre kalkıyor. Burada da herhangi bir plan işlemiyor. Bu durumda dakikalarca yeni servislerin gelmesi bekleniyordu. Eylemlerden sonra her 15 dakikada bir servis kalkışı koydular en azından işçiler kalkış saatlerini bildiklerinden ona göre plan yapıyorlar. Fakat hala sorun tam çözülmüş değil hala yağmur altında servis bekleyen işçilerle karşılaşıyoruz plansızlık yer yer devam ediyor.

Eylemlerden sonra tahtakurularına karşı bir önlem alındı mı?
Tahtakuruları için bir planları var; tüm koğuşları baştan aşağı ilaçlamak fakat aldığımız duyumlara göre uzun vadeli bir çözüm değil. Çünkü tahtakurularının çatı aralarına koydukları yumurtalar için daha detaylı ve güçlü ilaçlama gerekiyor. Şirket bu maliyetli işe girişmeyecektir. Benim çalıştığım taşeron firma kendi ilaçlamamızı kendimiz yapalım teklifinde bulundu fakat olumlu geri dönüş yok.

Maaşlar konusunda bir sıkıntı yaşadınız mı?
Şimdi ana yüklenici firma İGA, benim çalıştığım firma ise İGA’nın taşeronu. Fakat bizim kendi taşeronlarımızda var. Yani taşeronun taşeronu söz konusu. Bu durum klasik inşaat sektöründeki zincirleme yapıdır. Kendi firmamda şu ana kadar bir maaş sıkıntısı yaşamadım. Ama diğer taşeron firmalarında yer yer maaşın sarkması gibi bir durum olduğunu duyduk. Fakat maaşların ödenmemesi gibi bir durum yaşamadık henüz.

Eylemin ilk gününü anlatır mısın? Nasıl bir katılım vardı?
Biz ekip olarak 600 kişiyiz sahada, eylemin patlak verdiği gün bu sayıdan 70-80’i çalışıyordu. Onlar da sabah en erken iş başı yapan ekipti. Zaten bu olay bir anda patlayan bir olay değil bu bir birikimin açığa çıkmasıydı. Bugüne kadar tüm sorunları whatsapp gruplarından ana firmanın yetkililerine devamlı iletiyorduk. O gün işçiler kendi aralarında ve kendiliğinden eyleme geçtiler. Kampta kalan ekipler ilk eyleme kampın giriş çıkışlarını kapatarak başladı. Tüm mesele sorunlara dikkat çekmek ve çözüm yollarının bulunması isteğiydi.

Ardından gözaltılarla bir yıldırma çabasına girişildi.
O gün sadece taşeron firmalardan değil, ana yüklenici firmanın çalışanlarından da eyleme katılım vardı. Çünkü bahsettiğim sorunları onlar da yaşıyordu. Durumun büyüklüğü hemen anlaşıldı tabii. Kendi ekibimizden de gözaltılar oldu. Toplamda 600’e yakın işçi gözaltına alındı. Özellikle, koğuşlara gece baskınlarıyla öncü işçiler alındılar. Bize bu taşeron firmalar tek tek sayılarak “bu işin başında kimlerin olduğunu biliyoruz” diye tehdit mesajları geliyordu. Çünkü çok fazla video vardı. Bu durum jandarma için işi kolaylaştırdı.

İnşaat-iş sendikasından bahseder misin? Sizin firmada etkin mi?
Ekibimizde sendika yok. Çünkü proje müdürlerimiz dahil tüm yöneticiler bu konuda çok hassas. Sendikaya izin veren bir şantiye değil. Sendikayı firma adına leke gelmesi olarak algılıyorlar. Sendikanın adını bile geçirmemeye çalışıyorlar.

Basına pek yansımasa da birçok iş cinayeti olduğunu biliyoruz. Çalıştığın günden bugüne nelere şahit oldun bu konuda?
Daha işi başlamamın ikinci ya da üçüncü günüydü, biz cam kazasına şahit olduk. Operatör büyük cephe camlarını kaldırırken bir işçinin iki cam arasında ezilerek ölmesini duyduk. Herhangi ölümlü bir kazada etrafını derhal kapatarak savcıyı çağırıyorlar. Savcı inceler incelemez cenazeyi hemen gönderiyorlar. Basına yansıma şansı zaten bırakılmıyor. Kazalar tahmin edilenden de sık yaşanıyor. Özellikle trafik kazası haftada bir yaşanıyor. Çünkü şantiye çok geniş bir alan ve yol yok doğru düzgün. Farklı asfalt ve kazı çalışmaları yapıldığından güzergahlar değişiyor. Bu durum araçların kazalarına sebebiyet veriyor.

Peki, böylesine büyük bir projede bu kadar kazanın ve iş cinayetinin yaşanma sebebi nedir sence?
Elbette çalışma şartları bu durumun en büyük sebebi. Çok yoğun bir çalışma temposu var. İnsanlara devamlı hedefler koyarak çalışma hızının arttırılması işçilerde de dikkatsizliğe ve yorgunluğa yol açıyor. İş güvenliği olarak prosedür ve yönetmeliğin gerekliliği neyse bunu uygulamaya çalışıyorlar açıkçası. Ama yine de engellenemiyor. Tüm kazalara İGA’nın kendisi kendi kurduğu ekiple müdahale ediyor.

Bundan sonraki süreci nasıl görüyorsun? Sorunlar çözülmezse, eylemler tekrar eder mi?
Bir kere 29 Ekim’de gösteriş yapılarak açılış yaptık diyecekler ama biz burada çalışmaya devam edeceğiz. Eylemlere gelirsek yaşananlardan sonra İGA, inşaat-iş’in talep listesini kabul ettiğini açıkladı. “Haklısınız, tüm sorunları çözeceğiz” açıklaması işçilere tekrardan işbaşı yaptırdı. Gözaltılardan ve baskılardan korktuğumuz için değildi bu. Sorunlar çözülmezse eylemlerin tekrar başlamaması için bir sebep yok. Servis sıkıntısı, yemek sıkıntısı, çalışma yoğunluğu, tahta kurusu, yatma yerlerinin yetersizliği, koğuşların kokması, kullanılan sular, temizliğin iyi yapılmaması, giderlerin yeteri kadar olmaması… Buna benzer sorunlara son derece insanı taleplerimiz var. Biz insanca çalışma koşulları talep ediyoruz.

Ortak whatsapp gruplarımızda ekip başları ustalardan aldıkları talepler doğrultusunda sorunların hala çözülmediğini devamlı belirtiyorlar fotoğraflarla. Bu gruplarda İGA’nın proje müdürleri, saha şefleri ve kamp yetkilileri gibi kişiler de var. Direkt olarak mesajları görüyorlar.

Tüm problem aslında esnek çalışma koşulları ve altyapı yetersizliğinin bileşiminden kaynaklanıyor. Örneğin, iki bayram arası işi yoğunlaştırın denildiğinden yeni birçok işçi geldi. Ardından bir ay çalışıp gitmek zorunda kaldılar. Çünkü ihtiyaç duyulmadı. Şirket bu sirkülasyonu iş maliyetlerinin hafifletmesinden dolayı tercih ediyor. Zaten işe başlarken hemen hemen her işçiye, istifa formu, fazla mesai için ücret talep etmeyeceğine dair formlar imzalatılıyor. O şekilde işe alınıyor. Okumana vakit olmadan mecbur imzalıyorsun. İmzalamazsan işe almıyorlar zaten.

29 Ekim’e yetişecek diye son bir ayda yüzde beş yüz oranında yeni işçi alımına gidildi. Alt yapı hazırlanmadan böyle bir durum olunca tüm problemler büyüdü. Ve birçok işçi de işinin biteceği tarih olarak 29 Ekim’i görüyor. Bu durum işin kalitesiz yapılmasına da yol açıyor.

Aydınlatıcı bir sohbet oldu. Verdiğin bilgiler için çok teşekkür ediyoruz.

Not: Söyleşi yaptığımız işçi bu söyleşiden kısa bir süre sonra yukarıda bahsettiği trafik kazalarından birini yaşadı. Kendisine Nisan gazetesi olarak geçmiş olsun dileklerimizi bir kez daha iletiyoruz.