3. Havalimanı: Sorunlar da mücadele de sürüyor

Geçtiğimiz ay 3. Havalimanı inşaat işçileri yatakhanelerde bulunan tahta kuruları, maaşlarının ödenmemesi ya da bir kısmının banka hesabından bir kısmınınsa elden ödenmesi gibi sorunlar ve işten çıkarılan arkadaşlarının işe geri alınması talebiyle eylem yapmıştı. Eylemin ardından İGA yöneticileri, işçilerle masaya oturmuşsa da işçilerin taleplerine kulak tıkamış, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ise yaptığı açıklama ile işçilerin eyleminin “marjinal gruplar” tarafından “provokasyon amacı”yla yapıldığını ileri sürmüştü. Eylemlerin ardından 5’i sendika yöneticisi olmak üzere 33 kişi tutuklanmış, 6 kişi ise geçtiğimiz günlerde serbest bırakılmıştı.

Hükümetin bu güçlü işçi eylemini zor yoluyla ve “başkalarına örnek olması” amacıyla şiddetle bastırmaya kalkışmış olmasına rağmen, havalimanındaki sorunlar ve mücadele sürüyor. Geçtiğimiz günlerde İGA bünyesinde faaliyet gösteren DSG firmasında çalışan inşaat işçileri de üç aydır maaşlarını alamadıkları için iş bırakma eylemi gerçekleştirdi.

3. Havalimanı inşaatı eylemlerinin ardından şantiyede halihazırda çalışan bir işçiyle yaptığımız söyleşiyi sizlerle paylaşıyoruz. Söyleşiyi yaptığımız işçi, söyleşiden bir hafta sonra yoğun çalışma temposu sebebiyle şantiyede bir iş kazası geçirdi. Durumu şu an iyi. Kendisine geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.

Öncelikle sizi tanıyalım, şantiyede ne zamandan beri çalışıyorsunuz ve pozisyonunuz nedir?

Ben teknik personelim, iç mimarım. Bu yılın bahar aylarında işe başladım. 29 Ekim açılışı planlandığından, yoğun bir talep vardı. Firma olarak da birçok arkadaşımla o aylarda işe başladık.

Çalışma koşulları, işe girdiğinden bugüne bir değişiklik gösterdi mi? Bugün koşular ne durumda?

Son zamanlar, bitirme telaşı olduğundan yukardan gelen baskı herkese yansıdı. Örneğin ben sahada teknik personel olarak ekipleri yönlendiriyorum. Benim şefim bana baskı yaparak benim sorumluluğumdaki ekibe baskı yapmamı istiyor. Böyle hiyerarşik bir basınç var. En baştan en aşağı kadar bu böyle devam ediyor.

Çalışma koşullarına dönersek, işçilerin şantiyedeki kaldıkları yerler kapasitenin çok üstünde işçi barındırıyor. İç mimar ve mühendisler de ayrı yer de olsa şantiyede kalıyoruz.  Bir işçi işe başladıktan sonra, şantiyede yatacağı yer ile ilgilenen herhangi biri bulunmuyor. 20 kişilik bir ekip işe başladığında çoğu yerlerde yatmak zorunda kalıyor çünkü plan yok. Altı kişilik koğuşlarda sekiz ya da on kişinin barındığına şahidiz. Bu sorunu defalarca iletsek de yetkililere sorun hala devam ediyor. Böyle bir ortamda tahtakuruların varlığını hepimiz maalesef yaşadık.

Eylemlerin başlamasında servis sorunu da etkili oldu. Ondan biraz bahseder misin?

İşçiler saat sekizde işbaşı yapıyor ama kaldığımız yerler çalışma alanına servis ile 20-25 dakika mesafede. Ama bu otobüsler belirli bir saate göre değil otobüsün dolup dolmamasına göre kalkıyor. Burada da herhangi bir plan işlemiyor. Bu durumda dakikalarca yeni servislerin gelmesi bekleniyordu. Eylemlerden sonra her 15 dakikada bir servis kalkışı koydular. Fakat hâlâ sorun tam çözülmüş değil, hâlâ yağmur altında servis bekleyen işçilerle karşılaşıyoruz, plansızlık yer yer devam ediyor.

Eylemin ilk gününü anlatır mısın? Nasıl bir katılım vardı?

Biz ekip olarak 600 kişiyiz sahada, eylemin patlak verdiği gün bu sayıdan 70-80’i çalışıyordu. Bunlar da sabah eylemler öncesi en erken işbaşı yapan ekipti. Zaten bu olay bir anda patlayan bir olay değil, bu bir birikimin açığa çıkmasıydı. Bugüne kadar tüm sorunları ana firmanın yetkililerine devamlı iletiyorduk. O gün işçiler kendi aralarında ve kendiliğinden eyleme geçtiler. Kampta kalan ekipler ilk eyleme kampın giriş çıkışlarını kapatarak başladı. Tüm mesele sorunlara dikkat çekerek kendilerini göstermek ve çözüm yollarının bulunmak istenmesiydi. O gün sadece taşeron firmalardan çalışanlar değil, ana yüklenici firmanın çalışanlarından hemen hemen tüm taşeron firmalarından eyleme katılım vardı. Çünkü bahsettiğim sorunları onlar da yaşıyordu. Durumun büyüklüğü hemen anlaşıldı tabii. Kendi ekibimizden de gözaltılar oldu. Genelde ise 600’e yakın işçi göz altına alındı. Özellikle koğuşlara gece baskınlarıyla öncü işçiler alındılar. Bu işin başında kimlerin olduğunu biliyoruz diyerek tehdit mesajları geliyordu. Çünkü çok fazla video vardı. Bu durum jandarma için işi kolaylaştırdı.

Basına pek yansımasa da birçok iş cinayeti olduğunu biliyoruz. Çalıştığın günden bugüne nelere şahit oldun bu konuda?

Daha işi başlamamın ikinci ya da üçüncü günüydü, bir kazaya şahit olduk. Herhangi ölümlü bir kazada etrafını derhal kapatarak savcıyı çağırıyorlar. Savcı inceler incelemez cenazeyi hemen gönderiyorlar. Basına yansıma şansı zaten bırakılmıyor. Kazalar tahmin edilenden de sık yaşanıyor. Özellikle trafik kazası haftada bir yaşanıyor. Çünkü şantiye çok geniş bir alan ve yol yok doğru düzgün. Elbette çalışma şartları bu durumun en büyük sebebi. Çok yoğun bir çalışma temposu var. İnsanlara devamlı hedefler koydurtarak çalışma hızının arttırılması işçilerde de dikkatsizliğe ve yorgunluğa yol açıyor. Tüm kazalara İGA’nın kendisi kendi kurduğu ekiple müdahale ediyor.

Budan sonraki süreci nasıl görüyorsun? Sorunlar çözülmezse, eylemler tekrar eder mi?

Bir kere 29 Ekim’de gösteriş yapılarak açılış yaptık diyecekler ama biz burada çalışmaya devam edeceğiz. Eylemlere gelirsek yaşananlardan sonra İGA, İnşaat-İş’in talep listesini kabul ettiğini açıkladı. “Haklısınız, tüm sorunları çözeceğiz” açıklaması işçilere tekrardan işbaşı yaptırdı. Gözaltılardan ve baskılardan korktuğumuz için değildi bu. Sorunlar çözülmezse eylemlerin tekrar başlamaması için bir sebep yok. Servis sıkıntısı, yemek sıkıntısı, çalışma yoğunluğu, tahta kurusu, yatma yerlerinin yetersizliği, koğuşların kokması, kullanılan sular, temizliğin iyi yapılmaması, giderlerin yeteri kadar olmaması… Buna benzer sorunlara son derece insanı koşullar talep ediyoruz. 29 Ekim’e yetişecek diye son bir ayda yüzde beş yüz oranında yeni işçi alımına gidildi. Altyapı hazırlanmadan böyle bir durum olunca tüm problemler büyüdü. Ve birçok işçi de işinin biteceği tarih olarak 29 Ekim’i görüyor. Bu durum işin kalitesiz yapılmasına da yol açıyor.

Aydınlatıcı bir sohbet oldu. Çok teşekkür ediyoruz.

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.