80. yılında Dördüncü Enternasyonal’in tarihsel mirasını ve güncelliğini tartıştık

İşçi Demokrasisi Partisi olarak, dünya partimiz IV. Enternasyonal’in 80. kuruluş yılını geniş ve yoğun katılımlı bir etkinlikle kutladık. Etkinliği açan İDP merkez yönetiminden Görkem Duru, öncelikle etkinliğin geçtiğimiz ay içinde kaybettiğimiz iki devrimci öndere, Juan Carlos Coral’a ve Salameh Kaileh’e adandığını açıkladı. Coral Arjantin’de, 1969 Cordobazo ayaklanmasına önderlik etmiş işçi önderi ve Troçkizm’in ülkedeki sözcülerinden biriydi. Kaileh ise Filistinli-Suriyeli enternasyonalist bir militan ve aydındı. Duru, kutlamanın amacının sadece bir anma değil, ama dünya partimizin inşasına yeni bir tuğla daha koymak olduğunu belirtti. Günümüzde gerek ülke gerekse uluslararası düzeylerde yaşanan ekonomik ve politik kriz süreçlerinde, işçi sınıfının ve tüm ezilen ve sömürülen halkların kurtuluşlarında onlara önderlik edecek devrimci önderlikten yoksun olduklarını vurguladı ve bir bütün olarak Troçkist hareketin ve partimizin bu ihtiyaca karşılık verebilmek için dünya ölçeğinde çaba gösterdiğini anlattı.

Ardından söz alan, hareketimizin kurucularından Muhittin Karkın, enternasyonalizmin daha Marks’tan beri devrimci hareketin temel ilkesi olduğunu belirttikten sonra sözlerine şöyle devam etti:

“Bununla birlikte 1970’lerin başında inşa etmeye başladığımız Troçkist akımımız, enternasyonalizmi sözel olarak savunmasına rağmen bunu pratiğinin bir parçası haline getirmesi zaman aldı. Biz herhangi bir büyük akımdan kopmuş değildik. Çok genç ve deneyimsiz bir akımdık, bir süre el yordamıyla yürüdük. Ama 1970’li yıllarda ülkenin içinden geçtiği politik süreçte, gelişmeleri kavrayabilmemizde IV. Enternasyonal dünya akımıyla kurduğumuz ilişkiler son derece yardımcı oldu bize. Ülkedeki Stalinist, aşırı sol ve reformist akımların ihanetini, daha iyi kavradık ve devrimci Marksist çizgimizi böylece güçlendirerek akımımızı partileşmeye doğru evriltebildik. 1980 darbesi öncesinde artık dünya partisinin bir parçası olmayı başardık. Bu bize Stalinizmin 1980’lerin sonunda dünya çapındaki çöküşü sürecinde sadece ayakta kalmamız değil, ama yeni atılımlar yapma olanağını da tanıdı. Böylece Troçkist militanlar, enternasyonalizmin sadece bir ilke değil, ulusal ve uluslararası devrimci parti inşasında önemli bir pratik olduğunu sağlam biçimde kavradılar, bunu hayata geçirmenin aygıtlarına sahip oldular. Bugün İşçilerin Uluslararası Birliği (İUB), dünya partimiz olan IV. Enternasyonal’in inşasında motor güçtür. Biliyoruz ki enternasyonalist olmadan devrimci olunamaz.”

Etkinliğimize katılan, Uluslararası İşçi Birliği-Dördüncü Enternasyonal’in (İUB-DE) uluslararası sekreterlik üyesi ve İspanya seksiyonu Enternasyonalist Mücadele (Lucha Internacionalista) partisinin merkez komite üyesi Josep Lluis yoldaşın konuşmasının satır başları ise şunlardı:

“Lenin günümüzden yüz yıl önce kapitalizmin ulaştığı aşamanın temel niteliklerini tespit etmişti: finans kapitalin egemenliği, üretici güçlerin gelişiminin sonlanması,  bir savaşlar ve devrimler çağı olarak emperyalizm… Bu tezler yüz yıldır geçerliliğini fazlasıyla koruyor. İçinde bulunduğumuz dünya durumu bunun kanıtı. Finans kapitalin doğası uluslararasılaşma eğilimi barındırıyor. Ve bu da mücadelelerin de uluslararasılaşma eğilimini güçlendiriyor. Tunus’ta başlayan ayaklanmanın hızla tüm bölgeye yayılması bunun göstergesi. Kapitalistlerin Birleşmiş Milletler ve NATO gibi emperyalist kapitalist sistemi muhafaza etmek için kurumları var ama işçi sınıfı böylesine bir uluslararası aygıttan mahrum durumda. IV. Enternasyonal, Komünist Enternasyonal’in devrimci mirasını sahiplenerek devrim için mücadele partilerinin inşası hedefini önüne koymuştu. Çünkü ekonomik ve demokratik problemler ancak devrimci yöntemlerle çözülebilir ve bunun için mücadele partilerine ihtiyaç vardır. İUB-DE bu çerçevede mücadelesini sürdürmektedir. Hedefi diğer devrimci güçlerle birleşerek kitlelerin devrimci enternasyonalinin inşası görevini gerçekleştirmektir.”

Anma günümüze davetli olan Suriye Demokratik Sol Partisi adına etkinliği selamlayan bir konuşma yapıldı. Konuşmada, IV. Enternasyonal’in varlığının, emperyalizme karşı mücadelenin ve özgürlük ve sosyal adalet temelinde yeni bir sistemin kurulması için mücadelenin sürdüğünün bir kanıtı olduğu belirtildi. Emperyalizmin vahşet ve katliam politikalarının özellikle bölgemizde yoğunlaştığı ve emperyalizme ve onun işbirlikçisi baskıcı hükümetlere karşı bölgedeki devrimcilerin birleşik mücadelesinin kaçınılmaz bir görev olduğu vurgulandı. Önümüzdeki dönemde Suriye halkının ve bölge halklarının acil talepleri doğrultusunda ortak mücadeleyi sürdüreceğimiz ifade edildi.

Enternasyonal’in 80. kuruluş yıldönümü etkinliğimizde misafir olarak bulunan, İşçi Kardeşliği Partisi yöneticilerinden Şadi Ozansü yoldaşımız da bulunuyordu. Şadi yoldaş özetle şunları ifade etti:

“Aradan geçen seksen yıl zarfında IV. Enternasyonal’in kuruluşunun ve programının haklılığı ya da haksızlığı konusunda ne söylenebilir? IV. Enternasyonal II. Dünya Savaşı’nın arifesinde proletaryanın iktidar mücadelesiyle savaşı proleter devrimiyle engellemenin programıyla kurulmuştur. Savaşın bir proleter devrimiyle engellenememesi II. ve III. Enternasyonal önderliklerinin ihanetleri yüzündendir. Ama Troçki’nin Stalinci şebeke tarafından katledilmeden üç ay önce kaleme aldığı alarm manifestosu savaş başladıktan sonra yazılmıştır ve öngörüleriyle en az Geçiş Programı kadar önemlidir. O manifestoda yazılanlar, doğal olarak bazı zaman farklarıyla, neredeyse kelimesi kelimesine gerçekleşmiş ve şimdi de gerçekleşmeye devam ediyor. Bugün dünyada işçi örgütlerinin yok edilmesi sürecini yaşıyoruz. Sosyal demokrat partiler dünyada yok olmak üzereler. Stalinist partiler kalmadı. Hepsi burjuvazinin yarı kadavrasına teslim olmuş durumdalar. Bu sendikal konfederasyonlar için de böyle. Türkiye’de tek Stalinist Doğu Perinçek’in Vatan Partisi kaldı. Diğer Stalinist akımlar kendi şenliklerini sürdürmek için Stalinistler. Günümüzde sosyal demokrasinin ve Stalinizmin karşıdevrimci boşluğunu sağ ve soldaki parti düşmanı popülist hareketler dolduruyor. İspanya da Podemos (Yapabiliriz), ABD’de Occupy Wall-Street (Wall Street’i İşgal Et), İtalya’da Kuzey Ligası ya da bilmem kaç yıldız hareketi veya Fransa’da Boyun Eğmeyen Fransa gibi işçi sınıfına yabancı örgütlenme formları oluyor. Doğrusal büyümeyle bu akımlara karşı mücadele etmek mümkün olmadığından IV. Enternasyonalin programını daha geniş bir kitle enternasyonali dolayısıyla gerçekleştirmek gerekir. Bunun için dünyanın her yerinde bağımsız işçi partileriyle sendikalarına ve bunların dünya partisine ihtiyaç vardır. IV. Enternasyonal bu zeminin içinden yükselecek ve proletaryanın önderlik krizine son verecektir.”

Son olarak İşçi Demokrasisi Partisi (İDP) Genel Başkanı Oktay Çelik yoldaşımız, etkinliğimizin kapanış konuşmasını gerçekleştirdi. Oktay yoldaş özetle şunları belirtti:

“Troçkizm yaşayan Marksizm’dir. En belirleyici özelliği enternasyonalizmdir. Enternasyonalizm işçi sınıfı ve emekçi kesimlere dayatılan her türden gerici ve bölücü dinci, milliyetçi, ırkçı ve şoven düşünceye karşı bir panzehirdir. İçinde bulunduğumuz siyasi ve ekonomik kriz koşullarında işçi ve emekçiler arasındaki ayrım ve engellerin aşılmasında enternasyonalizm bu anlamda da çok önemli hale gelmiştir. Özellikle 3 milyonun üzerinde Suriyelinin ve farklı ülkelerden gelen yüz binlerce göçmenin artık Türkiye işçi sınıfının ve emekçi kesimlerinin organik bir parçası haline geldiği koşullarda birlikte örgütlenme ve mücadele hayati bir önem kazanmıştır. Bu aynı zamanda iktidarın etnik, dini, mezhebi, cinsi temellerde toplumsal kutuplaştırma ve sınıfı bölme politikasının başarısızlığa uğratılmasını sağlayacaktır. Bu tablo solun ve emek örgütlerinin önüne sınıfın devrimci ve enternasyonalist birliğini sağlama doğrultusunda mücadeleleri birleştirme görevini koymaktadır. IV. Enternasyonal’in varlığının ve yeniden inşasının anlam ve önemi, güncel olarak, bizler için tüm dünyada bu görev ve sorumluluklarda ifadesini bulmaktadır. İDP, IV. Enternasyonalin kitlesel bir dünya partisi halinde gelişmesi için üzerine düşen görevi yerine getirme çabasındadır. Ama bu, sadece onun değil, tüm devrimci Marksistlerin sırtına yüklenmiş bir görevdir. Ve işçi sınıfının önderliğinde tüm halkların ve dahası tüm gezegenimizin kurtuluşu ancak bu görevin başarıya ulaştırılmasına bağlı olacaktır. Yaşasın Dördüncü Enternasyonal! Yaşasın sosyalizm!”