Kaşıkçı’yı katleden “terörist” kim?

Adamcağızı bir yumrukta öldürmüşler. Suudi istihbarat görevlileri meğerse Veliaht Prens Salman’ın talimatını yanlış anlamışlar, sonra da paniğe kapılmışlar, yumruklarına mâni olamamışlar, falan filan. Bunlar devlet diplomasisi gevezelikleri. Cinayeti işleyen bizzat Suudi devletinin kendisi. Asıl gerçek bu.

Suudi monarşisinin ne olduğunu gayet iyi biliyoruz. Terörist bir devlet. Yemen’de çoluk çocuk demeden katliam yapıyor. Lübnan başbakanını Riyad’a kaçırıp istifaya zorluyor. Yüzlerce zengini lüks otele hapsedip haraç alıyor. Ortadoğu ülkelerinde kanlı cihatçı örgütleri parayla destekliyor. Muhaliflerin kolunu bacağını kesiyor, katlediyor. Kaşıkçı da bu yolun kurbanı olmuş durumda. Bu cinayetin ardındaki entrikalar elbette önemli, ama asıl büyük resmi görmeliyiz: Cemal Kaşıkçı devlet terörünün kurbanı olmuştur.

Tamam da, devlet terörü uygulayanlar sadece Suudiler mi? Onları çok seven ABD’nin istihbarat örgütü CIA’nın suikastlarının yanında Suudilerinki belki de hiç kalır. Küba’yı işgal edip Fidel Castro’yu öldürme planı yapmaları; Şili’de darbe örgütleyip sosyalist devlet başkanı Allende’yi öldürmeleri; Panama Devlet Başkanı Manuel Noriega’yı “paketleyip” ABD hapishanesine tıkmaları; Afganistan’ı ve Irak’ı işgal edip kitle kıyımları düzenlemeleri; Pakistan topraklarında operasyon düzenleyip Bin Ladin’i öldürmeleri… Bunlar en fazla bilinenleri ve bilinmeyen niceleri daha var. Suudiler de onlardan öğrenmiş olmalılar bu işleri.

Ya Putin? Bir dizi ülkede muhalifini radyoaktif ve kimyasal maddelerle öldürtmekle ün kazandı. Cinayetlerinde “yüksek teknoloji” kullanmakla şöhrete ulaştı. Bu arada Filipinler Devlet Başkanı Rodrigo Duterte, emniyet müdürüyken onlarca uyuşturucu kullanıcısı ve satıcısını öldürmüş olmakla, aynı şeyi yapmaya devam etmekte kararlı olmakla iftihar ediyor. Bu tip canilerin sayısı son sıralarda artma eğiliminde.

Devlet terörü uygulamaları sadece ülkelerin içinde yapılmıyor. Devletin istihbarat servisleri ülke sınırlarının dışında da “operasyonlar” düzenliyorlar. Uluslararası yasalara aykırı olarak başka devletlerin topraklarına giriyorlar, o ülkenin yetkililerinin bilgisi dışında “istenmez” kişileri öldürüyorlar veya yakalayıp kendi ülkelerine kaçırıyorlar. Ya da girdikleri ülkelerin yetkilileriyle pazarlıklar yapıp ve onların göz yummasıyla operasyonlarını tamamlıyorlar.

Terörist devletlerin sayesinde artık hiç kimse hiçbir yerde güvende veya güvence altında değil. Terör, hem de “terörizme karşı mücadele” gerekçesi altında her yere sızıyor, yayılıyor. Son dönemlerde ülke yetkililerinin açık açık başka ülkelerde operasyon düzenleyerek muhaliflerini “paketlemekle”, yani kaçırıp getirmekle övündüklerine şahit olmaktayız.

Kaşıkçı cinayeti umarız bu tip yasa dışı faaliyetlerle övünenlerin, devlet terörünün çirkin ve vahşi yüzünü görmelerine ve halkta uyandırdığı infiali anlamalarına vesile olur.