Nafaka düzenlemesinde son durum

Bir süredir basında nafaka düzenlemesinin tartışmaya açıldığını gözlemliyoruz. Tartışmalarda “süresiz nafakaya son”, “çocuk haczi istemiyoruz” gibi söylemler duyuyoruz. Hatta geçtiğimiz ay Aydın Üniversitesi Hukuk Fakültesi “Süresiz Nafakaya Adil Çözüm Sempozyumu” başlığıyla “nafaka sorununu” masaya yatırdı. Son olarak Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı 10 Ekim’de nafaka mağduriyetini gidermeyi amaçladığını beyan ederek, tartışmaya resmi bir nitelik kazandırmış oldu. Bizler de okurlarımız için nafaka tartışmasını ve yaşanan mağduriyetleri Kadın Dayanışması temsilcisi Canan Yılmaz’la konuştuk. Aşağıda söyleşimizi bulabilirsiniz.

Nisan: Aile Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, 10 Ekim’de nafaka ödeme sistemi ile ilgili faaliyetin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıkladığı 100 Günlük İcraat Programı’nda yer aldığını belirtti. Nafaka konusunun bu kadar acil bir gündeme girmesini sizce neye borçluyuz?
Canan Yılmaz: Bazı gazeteler uzun süredir nafaka üzerine yazıp çizmeye başlamıştı. “Süresiz nafaka böbrek sattırdı”, “1 ay evli kaldı, ömür boyu maaşa bağlandı” tarzı manşetler görmeye başlamıştık. 10 Ekim’de Bakanlığın yaptığı Çalıştay’la birlikte anladık ki konu aslında sadece nafaka değil, genel olarak artan boşanma rakamlarıyla ilgili. Zira, Çalıştay’da yoksulluk nafakası konuşulurken, konu boşanma davalarında arabuluculuk düzenlemesi gibi konulara da geldi. Türkiye’de kadınlar şiddet göreceğini bile bile, öldürülme tehdidine rağmen istemedikleri evlilikleri sürdürmüyorlar; kadınlar kocalara, babalara “artık yeter” diyorlar. Yani konu sadece nafaka değil, iktidarın öyle ya da böyle aileyi koruma ideolojisinden ileri geliyor. Devlet kadınlara “şiddet de görsen evliliğini sürdür” diyor, nafakanın kaldırılmasını da biraz buradan okumak gerekiyor.

Nisan: Tartışmalarda bazen yoksulluk nafakası bazense iştirak nafakası ifadelerini duyuyoruz. Nafaka tam olarak nedir? Sadece kadınlara mı verilmek zorunda?
CY: Nafaka, Türk Medeni Kanunu’nda boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek tarafa, diğer tarafın mali gücü oranına bakılarak mahkemelerce takdir edilen bir tazminat türü. Yoksulluk nafakası eşe verilirken, iştirak nafakası çocuğun giderlerine katılmasını sağlamak üzere hükmedilen nafakadır. Aslında kanun metninde nafakanın yalnızca kadınlara verileceği gibi bir hüküm yok. Nafaka sadece kadınlara değil; ekonomik gücü daha düşük olan erkeklere de bağlanabilir. Uygulamada genellikle nafaka alan tarafın kadın olmasının nedeni toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve Türkiye’de kadınların çalışma hayatındaki ikincil konumuyla açıklanabilir. Türkiye, 2017 yılında cinsiyet eşitsizliği uçurumunda 140 ülke arasında 131’inci sıradaydı.
İştirak nafakası, evlilik içinde ebeveynin ortak sorumluluğu olan çocuğun geçimiyle ilgili ki bunu bir babanın ödemek istememesi ve kanunun bu yönde değiştirilmesi toplumsal cinsiyet eşitsizliğini pekiştirecek ve erkekleri çocuk yetiştirme sorumluluğundan tamamen azat edecektir.

Nisan: Süresiz nafaka var mı gerçekten de?
CY: Dünyada örnekleri var elbette, örneğin İngiltere’de bu yönde uygulamaların olduğunu biliyoruz. Ancak Türkiye’de böyle bir durum söz konusu değil. Kadının iş bulması, yoksulluk durumunun ortadan kalkması ya da yeniden evlenmesi ile nafaka kaldırılabilir. Mahkeme, tarafların ekonomik durumlarının değişmesi durumunda ve hakkaniyetin gerektirdiği hallerde nafaka miktarının artırılmasına veya azaltılmasına karar verilebilir.
Kaldı ki kanun metninde açıkça nafakanın “bir tarafı yoksulluğa düşürmeden, diğer tarafı da zenginleştirmeden hakkaniyetle belirleneceği” yazıyor ve nafaka mal beyanıyla hesaplanıyor. Yani erkekler nafaka ödemek için böbreğini filan satmıyorlar. Ayrıca Türkiye’de en yaygın olarak ödenen nafaka tutarları ortalama 300-400 TL arasında. Ve nafakayı ödemeyen tarafa karşı uygulanabilen açık bir yaptırım yok.

Nisan: Mevcut düzenlemede boşanan çiftlerin kusur oranlarına bakılıyor mu?
CY: Mevcut düzenlemede, nafaka alacak tarafın kusurunun diğer taraftan daha fazla olmaması şartı aranmaktadır. Yapılmak istenen değişiklikte ise taraflar eşit kusurluysa bile hâkim kendi takdiriyle nafaka verilmemesine karar verebilecek ve nafaka hak eden taraf mağdur olacaktır.

Nisan: Nafaka konusunda yaşanılan başlıca sorunlar nelerdir? Nafaka kaldırılırsa ya da süreli hale gelirse bu sorunlar çözülür mü?
CY: Uygulamada en büyük sorun mahkemelerce nafaka olarak aylık 200-300 TL gibi komik rakamların belirlenmesi ve kocaların bu rakamları bile ödememesi. Kadınlar parasız pulsuz kaldıkları için nafaka talep ederken, nafaka ödemeyen kocaları zorlamak için tekrar adliye koridorlarına gitmek zorunda kalıyorlar. Özetle, evlilik içinde eziyet gördüğü için boşanmak isteyen kadın, boşanma sürecinde de devlet tarafından süründürülüyor.
Nafaka uygulaması mevcut toplumsal cinsiyet eşitsizliğini bir nebze gidermek, kadınlara boşandıktan sonra kendi yaşamlarını kazanabilecekleri koşulları sağlamak amacıyla kanuni düzenlemelere girmişti. Kadınların çalışma hayatına eşit katılımı sağlanmadan, çocukların bakım yükü kadınların sırtından alınmadan nafakanın kaldırılması kadınlara “boşanma” demek.
Nafaka hakkında yeni düzenlemeler yapılmadan önce Bakanlığın kadın yoksulluğu, kadınların nafakaya ihtiyaç duymaksızın bağımsız biçimde hayatlarını idame ettirmeleri için gerekli tedbirler, çocuk bakımıyla ilgili ücretsiz kreş vb. uygulamaların belirlenmesi gibi konular üzerine araştırma yapması şart.