Arjantin’de krize karşı mücadele

Arjantin’de halkı artan yoksulluğa, açlığa ve işsizliğe sürükleyen kemer sıkma politikaları karşısında seferberlikler hız kesmeden devam ediyor. Mücadelenin boyutu ülke geneline ulaşmış durumda. Bu seferberliklerden en sonuncusu olan, binlerin katıldığı 25 Eylül genel grevi, Macri döneminde yapılan 4. genel grev oldu.

Enflasyon oranının %40’lara ulaştığı Arjantin’de Macri hükümetinin IMF ile yaptığı işbirliği, hâlihazırda yapılmakta olan kesintileri daha da derinleştirdi. Eğitim, sağlık ve istihdama ayrılan bütçede ciddi kesintiler planlanıyor. Borcun artırılması sonucunda hükümet, saldırılarını da artırmayı hedefliyor. Çünkü krizin faturasının kendilerine kesilmesine karşı çıkan işçi-emekçiler protestolarını sürdürüyorlar. Macri hükümetinin bu protestolara cevabı ise yine tanıdık bir biçimde baskıyı ve kolluk güçlerinin yetkilerini artırmak. Kitleleri sefalete sürükleyen Macri, tam olarak grevin başladığı gün, “Arjantin’in küresel bir oyuncu olması için gösterdiği sonsuz çabalardan dolayı” Atlantik Konseyi tarafından “Küresel Yurttaş” ödülüne layık (!) görülmüştü.

Kadınlar da seferber

Şu anda dünyadaki en önemli kadın seferberliklerinden biri yine Arjantin’de yaşanıyor. Kadın mücadelesiyle ekonomik kriz arasında doğrudan bir bağ olduğu görülebiliyor. Bunun son örneklerinden birine, 8 Ağustos’ta yapılan kürtaj oylamasında tanık olmuştuk. Kadınların güvenli, yasal ve ücretsiz kürtaj hakkı senatonun yarısından fazlası tarafından reddedilmişti. Ancak kadınlar mücadeleyi sürdürüyor; cinsiyete ilişkin taleplerle sınırlı kalmayıp, IMF’nin borç yapılandırmasına karşı “Yaşamak, Özgür Olmak, Borçtan Kurtulmak İstiyoruz” gibi sloganlarla kemer sıkma politikalarına karşı taleplerini de sokağa taşıyorlar.

Yazarın diğer yazıları

Bize benziyor

Haziran ayında IMF ile yapılan anlaşmayla Macri hükümeti, IMF’den 50 milyar dolarlık bir kredi almıştı. Bu oran, Eylül ayında yeni bir anlaşmayla 7 milyar dolar daha artarak IMF tarihinin en yüksek kredisi oldu. IMF ile en çok anlaşma imzalayan dünyadaki 3. ülke olan Türkiye’nin 2002 krizinin ardından IMF’ye ödediği borçların toplamı 23,5 milyar dolar, tarihi boyunca IMF’den aldığı toplam borç ise 49,8 milyar dolardı. IMF ile yapılan anlaşmalar uyarınca, Kemal Derviş’in çizdiği özelleştirme ve işçi sınıfını örgütsüzleştirme kapsamındaki politikaları uygulamak AKP hükümetlerine kalmıştı. IMF programının uygulandığı AKP iktidarı döneminde reel ücretler düştü, sendikalılık oranı azaldı ve Türkiye en çok iş cinayetinin yaşandığı ülkelerden biri haline geldi.

Türkiye işçi sınıfı, 2001 krizine örgütsüz yakalanmıştı. Bugün işçi hareketine ciddi darbeler vurulmaya devam ediyor. İktidar eliyle, dünyanın en kötü çalışma koşullarından biri dayatılıyor. Türkiye ve Arjantin’de yaşanan kriz, hem zaman hem de içerik açısından benzerlikler taşıyor. Ancak Arjantin’de bu denli büyük seferberliklerin yaşanmasının nedeni, emperyalizm ve burjuvazinin saldırılarına karşı, parçalı ve birbirinden yalıtılmış mücadeleler arasında koordinasyonun bir şekilde sağlanabilmesi ve seferberliklerin sonucunda, ülkenin en büyük işçi sendikaları konfederasyonunun (CGT) genel greve zorlanabilmesi.

Bu kapsamda 24 Ekim’de düzenlenecek kitlesel bir yürüyüşle bir kez daha hayatı durduracaklar. Arjantinli işçiler ve emekçiler herkesi öğrenci, işçi, emekli ve kadın hareketlerine katılmaya; tüm fabrikalarda, ofislerde ve okullarda seferber olmaya çağırıyor. Arjantinli işçilerin krizden çıkış için sahiplendiği talepler, bizim taleplerimizden çok da farklı değil: İşten atmalar yasaklanmalı; bankalar ve büyük şirketler kamulaştırılıp işçilerin kontrolü altına alınmalı; IMF ile yapılan anlaşmalar bozulmalı ve dış borçların ödenmesi durdurulmalı.