Flormar direnişi sürüyor: “Yılmadık, yılmayacağız, kazanacağız!”

Sendikalı oldukları için işten çıkarılan Flormar işçileri, 178 gündür fabrikanın önündeki bekleyişlerini sürdürüyorlar. Direnişe kararlılıkla devam eden işçilerden Şükran Akyıldız ile yaptığımız röportajı sunuyoruz.

Nisan: Direnişin 178. günündesiniz. Direnişe başladığınız günden bugüne ne değişti?

Şükran Akyıldız: Ben depo sevkiyatta çalışıyordum, buradan ayrı bir yerde. Buradaki arkadaşlarımızla tanıştık. Onlarla birlik beraberlik içinde mücadele ediyoruz. Üretimde çalışan arkadaşlarımız da birbirlerini tanımıyormuş. Elif arkadaşım, Zeki abi, Ayşe arkadaşım, bunlar üretimde birbirlerini tanımazken burada tanışmaya başladık. Çünkü mola saatleri yetersizdi, molalarda çayımızı içip yerimize zor geçiyoruz zaten. Aslında hepimizin derdi ortak.

Nisan: Türkiye’de sendikalılaşma oranının düşük olduğu gibi, sendikalı kadın işçi sayısı da çok düşük. Flormar işçileri olarak sendikalı olmaya nasıl karar verdiniz, nasıl örgütlendiniz?

ŞA: Bizim yaptığımız iş insan gücüyle yapılan bir iş olduğu için zor. Ama biz hakkımızı alamıyoruz. Yıl sonuna doğru hep bize bir söz veriliyor, maaşlarınız iyi olacak, daha güzel şartlarda çalışacaksınız diye. Ama işveren sözünü tutmuyor. Biz işçilerse her zaman sözümüzü tutuyoruz. Nasıl tutuyoruz? Çalışıyoruz, mesai istediklerine kalıyoruz. Hafta sonu tatilimizde de mesaiye geliyoruz. Ama işveren sözünü tutmuyor. Bize istediğimiz zammı, hakkımızı vermiyor. Bu yüzden sendikaya karar verdik. Hep beraber konuştuk kendi aramızda “nasıl yapabiliriz, nasıl örgütlenebiliriz” diye. Böyle bir yola çıktık. Pişman mıyız? Değiliz. Burada olan arkadaşların hiçbiri pişman değil. İlk günkü gibi mücadele ediyoruz. 15 Mayıs’ta işten çıkarıldık biz, bugün 178 gün oldu. Neredeyse 6 ayı bulan bir süreç. Yılmadık, yılmayacağız, kazanacağız!

Nisan: Direnişinizin ön plana çıkan yönlerinden biri de kadın mücadelesi oldu. Sergilediğiniz kadın dayanışmasıyla herkese örnek oldunuz. Bu mücadelede kadın işçi olarak karşılaştığınız sorunlar neler?

ŞA: Bizim ürettiğimiz ürünler kozmetik ürünü. Tüketen, kullanan kadın; üreten kadın. Biz üretiyoruz, biz kullanıyoruz. O yüzden kadınlardan daha çok destek görüyoruz. Ben kadınım, çalışıyorum. Eşim dahi bana diyor ki “Asgari ücret alıyorsun, al paranı sesini çıkarma”. Ama benim yaptığım iş bedensel olarak ağır bir iş. Ben hakkımı alamıyorsam, kendi hakkımı arıyorsam, böyle yapınca da işten atılıyorsam ben o zaman hakkımı ararım, mücadele ederim.

Nisan: DİSK, KESK, TMMOB ve TTB’nin krize karşı ortak mücadele kampanyasını takip ediyor musunuz? Bu doğrudan sizi de ilgilendiriyor. Arada nasıl bir bağ kurulabilir?

ŞA: Takip ediyoruz bunları. Biz de bunu istiyoruz zaten. Biz çıkarılan arkadaşlarımıza destek verip alkışlıyoruz, selam veriyoruz diye işten çıkarılıyorsak hep beraber oraya dökülmemiz lazım. Biz patronun sermayesine sermaye katıyoruz; krizi çeken işçiler oluyor. Örgütlenelim, sendikalar birleşsin, işçiler birleşsin. Birlikten güç, kuvvet doğar. Birlik olursak zaten kazanırız.