Havalimanı işçileri bunu engellemek için ayaklandı: Grizu patlamasında Zonguldaklı üç maden işçisi can verdi

Zonguldak’ın Kilimli ilçesinde özel bir şirkete ait maden ocağında 21 Kasım günü meydana gelen patlamada mahsur kalan 3 işçinin cansız bedenine ulaşıldı. Maden ocağının ruhsatsız, yani kaçak çalıştığı öğrenildi. Grizu patlamasında ölen 3 maden işçisi; hem emekçilerin ekonomik olarak mahkûm edildikleri hayatta kalma şartları dolayısıyla ruhsatsız bir maden ocağında çalışmaya zorunda bırakılmıştı, hem de maden ocağında, patron kârına kâr katabilsin diye gerekli işçi sağlığı ve güvenliği alınmadığı için güvencesiz şartlarda çalışıyorlardı.

Ölen işçilerin cenazesine ancak 10 saatlik bir arama kurtarma operasyonunun ardından ulaşılabilmişken, iki maden işçisi de ağır yaralı olarak hastaneye kaldırıldı. Patlamanın ardından açığa çıkan zehirli gaz dolayısıyla işçilerden bazıları oksijen maskelerini takarak dışarı çıktı. 5 işçi ise ocakta mahsur kaldı.

Ölen maden işçilerinin isimleri Kenan Çavuş, Uğur Göktaş ve Hasan Gençtürk’tü.

21 Kasım gecesi meydana gelen ve sıkışan metan gazı dolayısıyla yaşanan grizu patlaması, Zonguldak’ta yaşanmış bir başka iş cinayetinin yıldönümüne yakın bir tarihte gerçekleşti. 3 Aralık 1942’de, o zamanki adı Ereğli Kömür İşletmeleri olan Türkiye Taşkömürü Kurumu’na ait Zonguldak’taki bir madende yaşanan bir göçük sonucunda 63 maden işçisi hayatını kaybetmişti. Ölen madenciler yarım asırdan uzun bir süre boyunca unutulmuş ve ancak 2010’da anılarına Zonguldak’ta bir mezarlık yaptırılmıştı. Bugün o mezarlık, bakımsızlık dolayısıyla kaybolma tehlikesiyle karşı karşıya.

1942’den 2018’e tam olarak 76 sene geçti. Ve bu 76 sene boyunca Türkiye’nin yeraltı kaynaklarının mülkünü elinde tutan patronlar, Türk hükümetlerinin de destekleriyle Zonguldaklı veya herhangi bir maden işçisinin hayatını ve geleceğini güvence altına alacak toplumsal ve ekonomik tedbirlerin hayata geçmemesi ellerinde geleni ardına koymadı. 76 sene sonra maden işçileri iş esnasında ölmemek, iş cinayetlerinin durdurulmasını talep etmek hala en temel demokratik taleplerden birisi.

Maden işçilerinin ölümü, tam da İstanbul’da üçüncü havalimanı inşaatında çalışan işçilerin, çalışma şartlarının kendilerini adeta ölüme mahkûm ediyor olmasına karşı ayaklanmalarının ertesinde yaşandı. 21 Kasım gecesi Türk kapitalizminin kâr ve sömürü geleneği yüzünden can veren üç maden işçisinin anıları, havalimanı işçilerinin isyanlarının haklı ve doğru kaynağını gözler önüne seriyor.

Türkiye kanıyor. Türkiye bir iç savaşla kanıyor; her gün, alınmayan işçi sağlığı ve güvenliği tedbirleri nedeniyle işçilerin öldürüldüğü bir sınıflar arası iç savaşla. Türkiye işçi sınıfının, kendi canını ve geleceğini, kendi aklını ve sağlığını koruyup muhafaza edebilmek uğruna işyerlerinde, madenlerde, inşaatlarda kendi işçi sağlığı ve güvenliği komitelerini kurmak; kendi çalışma şartlarının denetimini kendi ellerinin arasına almak haricinde bir kurtuluş olanağı söz konusu değil.