Kadınlar 25 Kasım’da hayatları için alanlardaydı!

25 Kasım Kadına Yönelik Erkek Şiddetine Karşı Mücadele Günü’nde kadınlar, bundan 58 yıl önce Mirabal kardeşlerin General Trujillo’nun diktatörlüğüne karşı verdiği mücadelenin ışığında sokaklara çıkarak taleplerini yükselttiler. Dünyanın dört bir yanında “Yaşamak İstiyoruz”, “Bir Kişi Daha Eksilmeyeceğiz”, “Hayır Hayırdır”, “Eşdeğer işe Eşit Ücret” talepleri yankılandı. Kadınlar, fiziksel, psikolojik, ekonomik ve cinsel olmak üzere her türlü erkek şiddetine, cinsel istismara, işyerinde cinsiyet eşitsizliğine, kadın bedeni ve emeği üzerinde tahakküm kuran erkek egemen sisteme karşı “Susmayacağız” dedi!

Türkiye’de de birçok ilde kadınlar fiziksel, cinsel ve ekonomik şiddete karşı alanlardaydı. Kadına yönelik şiddetin daha da fütursuzlaştığı, devletin kurumları ve tüm ideolojik aygıtları ile bu şiddeti meşrulaştırdığı, saldırganların iyi halle, ağır tahrikle adeta ödüllendirildiği günlerde; baskıcı Tek Adam  rejimine, kadın cinayetlerine, cinsel istismara, emek sömürüsüne ve artan yoksulluğa vurgu yapan kadınlar, hayatlarına sahip çıkmak için bir arada olduklarını, mücadele etmekten vazgeçmeyeceklerini dile getirdiler.

İstanbul’da kadınlar polis engeline rağmen susmadı!

İstanbul’da Tünel Meydanı’nda toplanan kadınların yürüyüşü ise polis tarafından engellendi. “Erkek şiddetine bahane çok; susmaya, hayatlarımızdan vazgeçmeye niyetimiz yok” pankartı arkasında toplanan binlerce kadın, kadına yönelik erkek şiddetine karşı mücadele gününde doğrudan devlet şiddeti ile karşı karşıya geldi.

Galatasaray Meydanı’na yürümelerine ve açıklamalarını orada yapmalarına izin verilmeyen kadınlar ise 25 Kasım’a ilişkin talep ve sloganlarını Taksim’in farklı noktalarında toplanarak dile getirdi ve “Susmaya, haklarımızdan, mücadelemizden, hayatlarımızdan, birbirimizden vazgeçmeye hiç niyetimiz yok,” dedi.

Kadın yürüyüşünün engellenmesi, iktidarın kadın düşmanı politikalarının ve tutumunun önümüzdeki dönemde daha da sertleşebileceğinin bir göstergesi olarak karşımızda duruyor.

Tek çıkış, mücadele!

Halihazırda, nafaka ve sosyal yardımlar tartışmaya açılmış, kadınların kazanılmış birçok hakkına dönük saldırılar gündeme alınmış durumda. Ekonomik krizden çıkış için çözüm olarak sunulan “esneklik ve tasarruf” modeli ise hem üretim alanında hem de ev işleri, bakım emeği gibi yeniden üretim alanında öncelikli olarak kadını hedef alıyor. Kadınların bu saldırılar karşısında sergileyeceği örgütlü mücadelenin ise iktidarın en büyük korkularından biri olduğu açıkça ortada. Çünkü kadınlar bunu daha önce başardılar. Kürtaj yasağına karşı verilen mücadele bunun en önemli örneklerinden biriydi.

Öte yandan, sadece Türkiye’de değil, tüm dünyada baskıcı politikalar, şiddet ve güvencesiz çalışma koşulları karşısında kadınların taleplerinin ortaklaştığı, seferberliklerin yaygınlaştığı, kadın mücadelesinin sınıf mücadelesiyle iç içe geçtiği bir sürece tanıklık ediyoruz. Kadın mücadelesi yükselirken, uluslararası kadın dayanışması da büyüyor.

Artan baskılara ve saldırılara karşı tek çıkışımız ise bu dayanışma ve mücadeleyi daha güçlü ve örgütlü kılmak!

“Hayatlarımıza sahip çıkmak için buradayız!” diyebilmek.