Krize karşı birleşik mücadelenin temelleri

Geçtiğimiz ayın sonunda DİSK, KESK, TMMOB ve TTB krize karşı ortak mücadele oluşturmak hedefiyle bir çağrı yaptılar. Çağrının ardından yapılan görüşmeler sonucunda da dörtlünün öncülüğünde birçok demokratik kitle örgütü, sosyalist parti ve çevrenin katılımıyla “Krize karşı emeğin haklarını savunmak için omuz omuza”  platformu kuruldu.

Hükümet ne kadar “en kötüsü geride kaldı” söylemiyle krizin atlatıldığını ve ekonominin düzelmeye başladığının propagandasını yapıyor olsa da veriler tam tersine işaret ediyor. Enflasyon oranı, emekçilerin alım gücünün gittikçe azalması, işsizlik rakamları, işten çıkarmaların ve iflasların yoğunlaşması, dış borç miktarının ülke tarihinin en üst seviyesine ulaşması… Bunlar sadece krizin geride kalmadığının değil, aynı zamanda derinleşerek emekçi sınıfları daha da sert bir şekilde vuracağının da kanıtı.

Bu noktada hükümet “yeni ekonomi planı” gibi IMF’siz IMF uygulamaları doğrultusunda kesinti programları uygulayarak krizin bedelini emekçilere ödetmeye çalışıyor. Bunun karşısında sendikaların, meslek örgütlerinin ve sosyalist yapıların krize karşı mücadele amacıyla ortak bir platform inşasına girişmeleri oldukça umut verici bir gelişme.

Yine böylesi bir platformun sadece bir deklarasyon ya da ortak mücadele temennisi yerine acil talepler etrafında inşa edilmeye girişilmesi de bir diğer olumlu gelişme: “Tüm ücretler derhal artırılsın! Toplu işten çıkarmalar yasaklansın, işsizlik fonu işsizler için kullanılsın! Kamusal mal ve hizmetlere zam yapılmasın, yapılan zamlar geri alınsın! Vergi adaleti sağlansın! Kredi borç faizleri silinsin! Kıdem tazminatıma dokunma!”

Aradan geçen üç hafta zarfında İstanbul’un birçok noktasında bildiri dağıtımları yapıldı. Yerel örgütlülüğü güçlendirmek amacıyla İstanbul’un birçok bölgesinde imzacı kurumlar platformun ilçe toplantılarını organize etmeye başladılar. Önümüzdeki süreçte ise bir imza kampanyası planlanmakta. Kasım ayı sonu ile Aralık ayı başında ise İstanbul’un üç farklı bölgesinde (Avcılar, Şişli ve Kartal) üç işçi forumu gerçekleştirilecek. Tüm bu çalışmalar platformun ve taleplerin duyurusu ile emekçilere ulaşmak adına olumlu bir etki yaratacaktır.

Ancak bu taleplerin nasıl hayata geçeceği konusunda bir acil eylem planının oluşturulamamasının platformun en büyük eksikliği olduğunu söyleyebiliriz.  Yukarıdaki talepler birçok işçinin emekçinin uğruna mücadele edebileceği talepler iken bizlerin bu mücadele için bir plan oluşturması ve bu planı emekçilerle birlikte geliştirebilmesi gerekir. Aynı talepler etrafından diğer sendikaların tabanlarında yaratılabilecek ısrarlı basınç platformun sendikal ayağını güçlendirebilecektir. Yine yerel toplantıları kurumların temsilcilerinin bir araya geldiği toplantılar yerine bölgedeki emekçilerin de dâhil olduğu yerel bir örgütlülük sağlayabilecek düzeye ulaştırmak adına da yine sendikaların tabanlarını seferber edebilmesi gerekir. Ve bunların hepsi bir mücadele planının oluşturulmasını zorunlu kılıyor.

Aslında bu planın oluşturulabilmesi ve krize karşı birleşik mücadele hattının geliştirilebilmesi için önümüzde oldukça somut meseleler yer alıyor. Önümüzdeki ilk görev, şu an yalıtılmış şekilde devam eden birçok işçi direnişi arasında koordinasyonu ve birliği sağlayabilmek. Platform bileşenlerinin yaklaşmakta olan toplu iş sözleşmesi süreçlerinde ortak tutum alarak bu mücadeleyi geliştirebilmesi ve yine bu yolla diğer sendikalarla bağını güçlendirmesi ise bir diğeri.

Son olarak, Mart ayında gerçekleşecek yerel seçimlere etkisi derinleşmekte olan bir ekonomik kriz ortamında gireceğimiz hepimizin malumu. Böylesi bir platformun krize ve tek adam rejimine karşı emekçiden yana bir programın inşası ve bağımsız işçi adaylar çıkartmayı hedefleyerek bugünden çalışmayı örmesi gerekir. Böylesi bir hat, platformun birleşik işçi cephesi hüviyetine bürünmesine hizmet edecek, krize karşı birleşik mücadele çağrısı yaptığımız emekçileri yerel seçimlerde patronların ve onların partilerinin etkisinden bağımsızlaştırarak bir alternatifin temellerini yaratacaktır. Krizin temelleri ekonomik olabilir ancak hükümetin ve patronların bu krizden çıkış için önlerine koydukları politik tercihlerdir. Bizlerin de krize karşı mücadele için işçi sınıfının bağımsızlığı doğrultusunda bir politik hat geliştirmemiz gerekir.